

Aslında
biraz siyasi yazılara ara vermeyi düşünüyordum ama etrafımızda gelişen
olumsuz olaylara bakınca ister istemez kayıtsız kalamıyorum.
İnsan,
Yüce Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır. Ülkemde her kesimin
insanca yaşaması gerektiği, kimsenin kimseyi yok saymadığı, insanca bir yaşam kalitesini yakalayacağı özlemimi hâlâ sürdürmekteyim.
Kim istemez ülkesinin bilim adamlarının başarısını yazmayı,
Kim istemez eğitimde dünyada ilk sıralarda yer almayı,
Tarımda, Sağlıkta ilk
sıralardayız, dış siyasette çok başarılıyız, kişi başına düşen Milli
gelirimiz memnuniyet verici, sanata, sanatçıya çok önem veren bir
ülkeyiz, her şeyi ithal eden değil ihraç eden , üreten bir ülke
olsaydık!ve burada daya çok sayacağım özelliklerle dünya gündemine ya da
ülkemizin ilk gündemine oturmuş olsaydık, ama öyle mi?
Her sabah ülke gündemine başka başka olaylar düşüveriyor. Çık çıkabilirsen işin içinden.
Acaba dünyada bizim gibi sıkça gündem değiştiren başka bir ülke var mı?
Değerli
okurlar, Yazılarımda sıkça dile getirdiğim; Temiz siyaset, temiz toplum
ve buna bir de, son zamanlarda temiz spor eklendi. Sporda Şike
Skandalı,,,Fenerbahçe yöneticilerinin başına gelenler , unutmaya yüz
tutmuş Deniz Feneri e.v. Davası ve sonrasında gelişenler, şimdi ise üst
düzey komutanların erken emekliye ayrılmaları ya da ayrılmak durumunda
kalmaları, son günlerin en Sıcak olayları…
.
Ülkemde yaşanan olaylar elbette üzüntü verici. Acaba çürük elmalar mı
ayıklanıyor, Ya da çürük bir elma için tüm ağaç mı yok ediliyor, Varın
siz düşünün…
Bildiğim ama yanılmayı çok istediğim bir gerçek var; Türkiye’nin kötüye gittiğidir. Umarım yanılırım.
Kadına şiddet başını almış gidiyor. Altı ayda 130 kadın cinayete kurban gitmiş.
Türkiye rüşvet ve hırsızlıklarda dünyada ilk üç arasında yer alıyor. Anlayacağınız öyle pek de övüneceğimiz bir tablo yok..
Konuyla bağlantısı olur mu bilemem, Ünlü düşünür Sokrat’ın çok düşündürücü bir sözü vardır. Bu sözü sizlerle paylaşmak istedim.
’’Ahlaki
çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu ve yabancılaşmayı önlemenin iki yolu vardır.
Birincisi: yapısal olarak güçlü kurumların başına ahlaki bakımından
düzgün adamları koymaktır. İkicisi de: yapısal olarak kurumları, yanlışa
imkân tanımayan bir bünyeye kavuşturmaktır. Bunların ikisi de yoksa
halkı rüşvet ve soygundan kurtaracak başka çarede yok demektir’’
Bu yazı toplam 487 defa okundu.