Diyarbakır'ın merkez Sur İlçesi Saraykapı Semti'nde bulunan ve 1990'lı yıllarda JİTEM merkezi, Jandarma Merkez Komutanlığı, Diyarbakır Kapalı Cezaevi ve Diyarbakır Adliye binasının bulunduğu alanda insanlara ait 19 kafatası ve kemikler bulundu. Yapılan kazı çalışmaları halen devam etmektedir.
Evlatları faili meçhul cinayetlerle katledilen veya gözaltında kaybolan aileler İnsan Hakları Derneklerine başvurarak, yapılacak olan DNA testlerinin sonuçlarını bekliyorlar. Ülke gündeminin yoğunluğu ve bazı medya organlarının duyarsızlığı nedeniyle, yukarıda belirtilen bu önemli haber, kamuoyunca yeterince tartışılamadı.
Bilindiği gibi, 1990’lı yıllar, tarihimize faili meçhul cinayetler ve gözaltında kaybolma yılları olarak geçti. Binlerce insan faili meçhul cinayetlerle katledildi. Yine yüzlercesi gözaltında iken kayboldu. O süreçte yaşanılan bu vahşete karşı yeterli ve gerekli önlemler alınmadı. Bırakın önlem almayı, bu tür olayları dile getirenler veya araştırılmasını isteyenler bile çeşitli şekillerde damgalanıp, suçlandılar.
Demokrasilerde, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini korumak devletlerin temel ve vazgeçilemez görevidir. İşledikleri suç ne olursa olsun, zanlıları yakalamak, hukuk ve yasalar çerçevesinde yargılanmasını sağlamak gerekir. Zanlıları yasalar çerçevesinde yargılamadan öldürmek vahşettir, katilliktir. 12 Eylül darbecilerine yargı yolunun açıldığı bu süreçte, faili meçhul cinayetlerin da araştırılması gerekir. Bu cinayetleri işleyen katiller bulunmalı ve yargılanmaları sağlanmalıdır. Hiç kimsenin, devlet adına, yasaların dışına çıkma ve insan öldürme hakkı yoktur. Bu bağlamda Diyarbakır’da bulunan insan kemiklerinin kimlere ait olduğu bulunmalı ve bu cinayetleri işleyen katiller bulunarak yargı önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır. Bu olay aynı zamanda faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasında da bir milat olmalıdır. Çetelerin dağıtılması, işledikleri suçların aydınlatılarak faillerinin yakalanıp hesap sorulması, toplumsal barışın daha sağlam temellere oturması bakımından son derece önemlidir. Bu konunun gereğini yerine getirmek, hem demokrasimiz üzerindeki lekeyi temizleyecek hem de insanlarımız arasındaki güveni perçinleyecektir. Konuya gerekli önemi vermeyen medyamız da, halkı bilgilendirme ve demokrasiye katkı sunma gibi temel bir görevinin olduğunu unutmamalıdır. Medyaya güvenin azalmasının tek sorumlusu yine medyanın kendisidir. Görevini layıkıyla yerine getirmeyen bir medyanın, halktan saygı ve güven beklemeye hakkı olamaz.
Başta devletin ilgili kurumları ve yargı olmak üzere, ülkemizde var olan tüm kurum ve kuruluşlar ile bu ülkede yaşayan her insana düşen görev, karanlıkların aydınlanmasına katkı sunmaktır.
Bu yazı toplam 422 defa okundu.