Uludere’de
35 insanın öldürülmesi hâlâ istihbarat hatasıyla açıklanmaya
çalışılıyor. Yetmiyor kaçakçıydılar, hassas bölgeyi güzergâh olarak
kullandılar gibi mekanik açıklamalarla ölenler ölümlerinden sorumlu
tutuluyor. Üstelik üççeyrek asırlık Dersim katliamının sanıklarını
arayanlar bunlar…
Yönettiği gazeteyi emin
ellere teslim ettikten sonra TRT’ye transfer olan “bilimsel” düşünen
Hürriyet yazarı, “Dersim’in yetim kız çocukları neden asker ailelerine
evlatlık verildi?” diye sordu da taziyesi henüz devam eden 35 insanın
ölüm nedenini sormadı. Katliamın üzerinden dört gün geçmesine rağmen o
hâlâ Hükümetin trafik sorununu çözmek üzere olduğunu yazıyor.
Bilimsel düşünen adam Hasip Kaplan’ın şu sorularına yanıt arar: Katliamın
ardından yapılan açıklamada hududumuza doğru bir grubun hareket halinde
olduğu, insansız hava aracı (İHA) görüntüleri ile tespit edilmiştir’
ifadeleri kullanılmıştır. İHA’ların tespit ettiği her görüntü açık bir
hedef midir? İHA’ların tespit ettiği her canlıya anında hava operasyonu
düzenleniyor mu?
Ek olarak şunlar da sorulabilir: Bir tehdit algılanmış olsa bile, saldırıya
hedef olacağı düşünülen yerle, hareket halindeki grup arasındaki mesafe
ne kadardı? Yaya olarak hedefe ulaşmaları ne kadar zaman alırdı?
Grup izlenerek olası hedefin, olası saldırıya karşı korunması mümkün
değil miydi? Kısacası öldürme neden hâlâ sorun çözme seçeneği olarak
görülüyor.
Paranoya kurbanı eşek
1991
yılında bir Güneydoğu kasabasında, gecenin ikisinde bir patlamayla
uyandık. Ardından makineli tüfekler, aydınlatma fişekleri… Aydınlatma
fişekleri, saklandığımız ranzanın altını bile aydınlatıyordu. Bir süre
sonra onlarca askeri araç sesi… Bir bölük askeri olan İki üçyüz metre
mesafedeki kasaba karakoluna takviye birlikler geliyordu. Patlama
sesleri sabaha kadar artarak devam etti.
Harmanlı
kasabası, çatışma beklenen noktada değildi, hem asker hem de PKK için
mücavir alan sayılırdı. Fakat o gece bir çatışma yaşandı. Sabah
öğrendik; gece görüş dürbünü ile bahçelerin arasında bir hareketlilik
belirlenmiş ve Sütoğ Mustafa’nın resen emekli ettiği eşeği gecenin bir
yarısı izinsiz yayılmanın bedelini hayatıyla ödemişti.
Yazinizdan dolayi size tesekkür ediyorum sayin Özmen