Değerli okurlar, her yazarın kendi çapında bir okur kitlesi vardır. Yazar yazdıklarıyla, zaman
zaman yergi, zaman zaman övgü alır. Sağ olsunlar okurlarım bugüne kadar
gerekli desteği sağladılar. Bunun için çok teşekkür ederim.
Doğruluğuna inandığım konuları okurlarımla paylaşmayı, yazmayı erdemli bir görev olarak biliyorum.
Ülkemiz
öyle bir sürece getirildi ki, İnsanlar telefonlarıyla korkarak
konuşuyorlar, yazarlar, çizerler, bilim adamları vs. bir bir
tutuklanıyorlar. İnsanlar arasına bir korku bir güvensizlik girmiş.
Benim de başıma bir şey gelir kaygısıyla yaşıyorlar.
Elbette suç işleyen varsa mutlaka yargılanmalı, cezasını çekmeli. Laik, Sosyal ve Hukuk devleti olmanın gerekliliği de budur.
Hukukun
tarafsız olabilmesi için, siyasi durumuna göre değil, adalet ilkelerine
göre hareket etmesi gerekir. Adalet yargının tarafsızlığıyla mümkündür.
Sokaktaki vatandaşa sorun ülkemizde ‘’ Yargı ‘’ bağımsız mıdır?
Alacağınız yanıt çoğunlukla Hayır’dır. Bu güvensizlik niye oluştu?
Türk Yargı sistemimiz ne durumda?
İngiltere’nin
önde gelen gazetelerinden Financial Times, Avrupa Konseyi’nin Türk
Yargı sistemine ilişkin raporunu analiz etti. Gazete, başyazısında;
Türkiye, otoriter bir yönetime sürükleniyor. Financial Times, 100 gazetecinin cezaevinde tutulduğunu da hatırlatıyor.
Bir
siyasi parti lideri ( CHP lideri Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ) adil
yargılamayı etkilemeye teşebbüsten dolayı hakkında fezleke veriliyor.
İleri demokrasi, düşüncesini ifade etmemek mi?
Kaldı ki, meydanlarda ben … davanın savcısıyım, avukatıyım diyenler yargıyı etkilemiyorlar mıydı?
Meclis’te
Sn. Başbakan ve çok sayıda parlamenter hakkında suç fezlekesi var. (622
fezleke )Fakat işleme sokulmuyor, neden? Çünkü Dokunulmazlıkları var.
İktidar neden dokunulmazlıkları söz verdiği halde kaldırmıyor?
Bu bir çelişki değil midir?
Siyasetçi temiz olmalı, halka hesap vermeli. Bunu başardığımız takdirde ileri demokrasiyi tam anlamıyla yaşarız.
Bir hatırlama yapmadan geçemeyeceğim: Rahmetli
Türkan Saylan, suçlandığı suçlar hakkında açılan davalarda bir bir
aklanıyor. Ancak öldükten sonra, kendisi göremedi çok yazık.
Şimdi
sormak istiyorum, boy boy manşet yapanlar ne düşünüyorlar acaba? Hesap
veren olacak mı? Ya da bu mağduriyetin hesabını kim soracak?
İnsanları toplum karşısında itibarsızlaştırsınlar bu da yapanın yanına kâr kalsın. Hukuk devletinde olacak işler değil bunlar…
İşte bu noktada Yargının bağımsız ve tarafsız olmasının önemi artmaktadır.
Türkiye gündemi sık sık değişiyor, gönül isterdi ki, bu değişim bilime yansısın, sanata, sanatçıya, esnafa, işçiye, çiftçiye, memura yansısın ama nafile…
Oysa o kadar sorun varken, Şimdi ise gündemde 19 Mayıs…
Milli Eğitim Bakanı Sn. Ömer Dinçer tüm illere genelge göndermiş!
1938’den
bu yana yani 76 yıldır onurla gururla kutladığımız Milli Bayram,
eğitimi sekteye uğratıyormuş, havaların soğuk olması nedeniyle çocuklar
üşüme sinlermiş…
Bu nasıl bir gerekçe? Allah aşkına
Hatırlarsanız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı da ‘’Van ‘’ depreminden dolayı ertelenmişti. Fakat, İleriki bir tarihte kutlama yapılabilinirdi.
Bazı ülkeler, olmayan bayramları yaratıyorlar, bizde yıllardır var olan ulusal bayram sınırlandırılıyor…
Tüm bunlar Milli mücadelenin ruhuna ters düşen olaylar değil midir?
Sn. Bakan atanamayan öğretmenlere çözüm üretsin,
Eğitimde fırsat eşitliği ilkesini hayata geçirsin
Eğitim Sisteminde onca sorun varken 19 Mayıs mı sorun oldu?
Eğitimin
kalitesi ne durumda, Türkiye de dershanelerden geçilmiyor. Bu durum
okullarda eğitimin ileri derecede olduğunu mu gösteriyor?
Milli
Eğitim Bakanına sormak istiyorum, bir veli çocuğunu okula gönderiyor
okul yeterli ise neden para vererek dershaneye de gönderme ihtiyacı
duyuyor? Bir de gelişmiş ülkelere bakın durum nasıl…
Not:
Bu yazıyı kaleme aldığım sırada KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı, Kıbrıs’ın
sembolü, Sn. Rauf Denktaş’ın hayatını kaybettiğini öğrendim. Sn.
Denktaş, Kıbrıs için, Türkiye için büyük bir kayıptır. Hepimizin başı sağ olsun, Sn. Denktaş’a Allah rahmet eylesin.
Bu yazı toplam 305 defa okundu.