DÜNYA SENDEN OLMAYANLARLA HOŞTUR…


Bu makale 2014-12-15 11:07:45 eklenmiş ve 844 kez görüntülenmiştir.
Fatma Ulubey

Dünya senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayanda çok yaşasın ki, sen de yaşa…
Hele bir de onun gözünde gör şu fani dünyayı…
Herkes beyaz olsa o zaman beyazı fark edemesin ki değil mi? Veyahut da siyah…
Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini…
Beni ben yapan yegâne şey, benden olmayandır. O yoksa sen de yoksun…
Ne anlamı kalır ne rengin belli olur ne de tadın.

Bu sözleri Demet Akbağ’ın başrollerini oynadığı Hükümet Kadın filminden alıntı yaptım. Olay tüm inançların bir arada kardeşçe yaşadığı Mardin’in Midyat ilçesinde geçiyor. Film 1956 yıllarında Güneydoğu’da bir kadın Belediye Başkanın verdiği mücadeleyi anlatıyor. Aslında herkesin izlemesi gereken ve kendisinden bir parça bulacağı bir film diye düşünüyorum.

Yukarıdaki çok anlamlı sözlere ne kadar katkı yaparım doğrusu bilemiyorum ama yine de yazayım, yazabildiğim kadar.

Tüm bu sözleri günümüze uyarladığımız zaman ne kadar yalın kalıyor değil mi? Günümüz siyasetini, birbirimize bakış açımızı, komşuluk ilişkilerimizi ortaya koyuyor aslında... Hoşgörü ve samimiyet adına olsun tüm güzel kavramlardan neredeyse arındırdık kendimizi…

Dünyada yaşadıklarımıza bakılırsa; öyle bir ihtiras ki, içimizdeki kurdu nasıl canavarlaştırdığımızı görüyorum.
Buna en yakın örneğini de büyük devletlerin küçük devletler üzerindeki hegemonyasını, sömürüsünü ve şiddetini çok açık bir şekilde görüyoruz…

Tüm bunlar bir yana İslâm coğrafyası üzerinde yaşanan olaylara bir bakın bakalım. Kan, şiddet, param parça hayatlar, kadın ve çocukların durumu içler acısı. İnancımızda; bir karıncayı ezmek günah iken, tabir-i caizse insanların bu coğrafyada birbirlerini nasıl katlettiklerine tanık oluyoruz. Allahu ekber’le tekbir getirerek insanlar öldürülüyor. Ama çok iyi biliyoruz ki, Allah’ın yarattığı canı ancak Allah alır.
Bunun adına ne diyelim?

İnsanın insanı nasıl ayrıştırdığı ve bunu da kendine verilmiş bir hak olarak görenler var. İslâm anlayışımızda bu yoktur. Oysa İslâm evrenseldir, tüm insanlığa gelmiştir. Dinimiz düşünce özgürlüğünü ve hoşgörüyü savunurken bunu güvence altına alan bir din iken, bugün yaşanılan çelişkiler niye? Yüce Allah’ın ayırtmadığı insanları, biz nasıl ayırtma cesaretini kendimizde buluyoruz?
Allah ‘’ ben isteseydim tek ümmet olarak yaratırdım ama farklı farklı yarattım.’’ Bu ayet çok açık değil midir?
İnsana niçin Eşref-i Mahlûkat ( Yaratılmışların en şereflisi ) denilmiş. Bu sıfatı ne kadar taşıyoruz?

Değerli okurlar, farklı toplumsal kesimlerin şikâyetlerini; hak ve taleplerini anlamak ve çözüm üretmek bu kadar zor mu? Hani sıkça bahsederiz empati kurmak diye!
Bugün hâlâ bir kısır döngü içerisinde inançları tartışmıyor muyuz?
Evet, neden kendimiz gibi olmayanlarla hoş değiliz? Ne güzel söylemiş Yunus Emre ‘Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan. Halka müderris olsa hakikate asidir.’’Farklılıklarımızı zenginlik olarak algılarsak birbirimize daha güzel bakarız.

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri