CEVİZ AĞACININ ALTINDAKİ KADIN


Bu makale 2016-03-05 10:10:10 eklenmiş ve 739 kez görüntülenmiştir.
Saniye Kısakürek

 

Bir ceviz ağacının yanındaymış kadın. Uzun yeşil yaprakların arasından sonsuz mavisini sunan gökyüzüne bakıyormuş. 

 

Rüya bu ya, ceviz ağacı ve kadın küçücük bir adadaymış! Öyle küçük bir adaymış ki burası şöyle bir uzansa ayakları denizde.. İstediği gibi konuşabiliyormuş kadın ve konuştuklarını boş şişelere haykırıp, şişeleri denize bırakıyormuş.

İşte şişelerden birisi… Usulca dinleyin ve anlayın;

 

“Kırmızı bir kuşakla bağlandık toplumsal ritüellere. Üç kez belimize bağlandı kuşak! 

Genç bir kızken belimize yüklendi ağır yükler; anlamsız ve basit alışkanlıklar, gelenek ve görenekler.. Gelin olmak, anne olmak, evinin kadını olmak, eksik etek olmak…”

Ve hikayeler anlatan şişeler de göndermiş kadın ceviz ağacının altından; “Yataktı bedeniyle bütünleşen.. Yatağın ortasında bir çukur oluşmuştu, kendi bedeninden.. Ve oradan kalkabilse bile bu boşluk hep var olacaktı..

 İlk gelen Frida’ydı. Yatağının içindeki boşluğa baktı ve  “yatakla bütünleşmeyi ben çok iyi bilirim” dedi. Sebepsiz değildi bu söyledikleri. 

Gözlerini kaldırıp sevinçle ona baktı. Mavi oda yeni açmış sardunyalar gibi canlandı. Bir resim çizildi o an. 

Frida havada asılı duran balonlar gibi uçmaya başlamıştı. Onun da ellerinden tuttu. Ellerinden tutup onu da çekiyor ama kaldıramıyordu bir türlü. 

Sonunda onu bırakmak zorunda kaldı. Frida onu biraz sevindirmiş olmakla mutlu, korsesine resimler yaparak uçtu gitti pencereden.”

Kadının ayakları suda, şişelere bir yenisi daha ekleniyor, hikayenin devamını anlatan;

“Daha sonra ürkek adımlarla başka bir kadın yaklaştı yatağa. Camille… Elinde bronz bir heykelle geldi Camille. Heykelin gözlerinden ışıklar saçılıyordu. Bu ışıklar ona iyi gelecekti; iyileştirecekti onu. Camille de bronz bir heykelin erimesi gibi yeniden başka bir şekil almak üzere eridi ve gitti.

Bir kez daha yatağından umutla doğruldu. Bu sefer kalkmayı başarabilirdi belki. Denedi. O sırada ayak sesleri çoğaldı. Kadınlar gürül gürül akan bir ırmak gibi neşe kattı içine.

Yürümeye başladı…”Şişelerden bir dünya kurdu kendine kadın. Okyanusları doldurdu anlattıkları. Rüyada olurdu böyle şeyler ya, uzaktan bir müzik sesi duydu. Ve 

son şişeye de o tatlı müzik için bir şiir adadı;“Eski bir amforaydım dün. Memeden kesilen bir bebek gibi ağladım.Oysa ben modern vitrininizde. Ucuz yollu alınmış bir bibloydum

Turunculu, yeşilli. Simlerle bezenmiş. Tülden kanatlarıyla Uçamayan bir biblo.Kutsal kadınlık manifestosunu .İmzalayan Bir düşüşte kırılacak. “yıkıntıların küçük sakini”

Satılık bir enkaz. Tuhafiye, attariye ve kavafiyeden dönen. Ev hanımlarının.Gözlerine küçük de olsa Bir ışıltı sunardım. Hani o parmaklarını helezon şeklinde çevirip

Topuk çatlaklarının garipliğine aldırmadan. Bilgiç bilgiç konuşan kadınları Ben Gök kubbenizi sırtında taşıyan bir Atlas gibiydim.Fırtınadan çatılarını saklayan bir gecekondu de diyebilirsiniz bana Geceleri soğuk ve kirli kül tablalarıyla öpüşen bir meczupken. Tülden kanatlarımla kendimi gökyüzüne bıraktım”

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri