Fikirler-Demokrasi ve Özgürlükler .....


Bu makale 2016-05-24 05:12:34 eklenmiş ve 587 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

 

İnsanlar fikirleri niçin benimser,dillendirir,savunur?..Doğru buldukları için. Doğru yerde durduğuna inandıkları kişiler tarafından ortaya konuldukları için. Ellerindeki bilgiler ve deliller o fikirleri desteklediği için. Sahip oldukları teorik perspektif o fikirleri diğerlerinden daha isabetli ve daha kuvvetli gösterdiği için. O fikirlerin insanlığa daha faydalı olacağını düşündüğü için. Bunların biri veya hepsi yüzünden insanlar bazı fikirleri benimser, destekler bazı fikirlere karşı çıkar, onları tenkit eder.Ancak, Türkiye’de fikirlerin savunulmasında gerekçe olarak gösterilen bir şey daha var: Menfaat. Birçok kimse hoşlarına gitmeyen fikirleri savunanları satılmış olmakla,şahsî çıkar için kimi fikirleri savunmakla suçluyor. Bu yaklaşım siyasî yelpazenin her kanadında tezahür edebiliyor. Solcular solcuları,sağcılar sağcıları veya şu veya bu fikirdekiler karşı fikirlerdekileri bu şekilde topa tutabiliyor. 
Diğer bir nokta ise ; Diyelim ki biri bir fikri bir menfaat –para, mevki, makam vs.- karşılığında savunuyor. Bunun ortaya çıkması veya ispatlanması o kişi tarafından savunulan fikrin yalnış olduğunun gerekçesi sayılmadığı gibi,hatta zayıflatmazda. Olsa olsa ilgili şahsın tavrıyla, davranışlarıyla, ilişkileriyle ilgili bir bilgi sahibi olmamızı sağlar. Bir fikir, ne için savunuluyor olursa olsun, fikirdir ve ancak bir başka fikirle veya fikirlerle karşılanabilir, çürütülebilir, geçersizleştirilebilir.Ne için savunuluyor olurlarsa olsunlar her konuda daha fazla fikre ve onların sahibi ve aracı olacak fikir insanlarına, fikir ortamlarına ihtiyacımız var. Ancak zıt fikirlerin etkileşimiyle yanlışları ayıklayabilir ve hayatımıza her alanda katkıda bulunacak fikirlere ulaşabiliriz. 
Başka bir noktaya ise;Tartışma ortamlarında “fikrinize saygı duyuyorum” ifadesinin çok sık kullanıldığına şahit oluşumuzdur.Katılmadığımız fikre saygı duymak hiç inandırıcı görünmüyor.Saygı duysak o fikri tamamen benimsememiz veya ondaki kimi parçaları doğru kabul etmemiz gerekir. Durum buysa zaten kısmen de olsa o fikrin taraftarıyızdır. Değilsek, yani hiç katılmıyorsak, o fikre niye saygı duyalım?..Önemli olan bizimkinden ayrı fikirlere saygı duymak değil,o fikirleri açıklayan kimselere insan olarak saygı duymaktır.Bir toplumda sağlıklı, verimli ve gerginlik kaynağı olmayan bir fikir ortamının oluşması ve yaşaması için yapılması gereken, fikirlere değil bireylerin fikirlerini açıklama özgürlüğüne saygı duymaktır.Çünkü;Açık, çoğulcu toplumda hemen hemen her konuda farklı fikirler ve kanaatler oluşumu mevcuttur.Farklı fikirler arasında bir iletişim, diyalog ve tartışma olması,gerçeğe daha kolay ulaşılabilmemizi sağlar.İnsan zekâsı ve aklı ancak farklılığın olduğu ortamda gelişir. Fikir hayatı farklılık ve rekabet sayesinde zenginleşir. İfade özgürlüğü ne kadar genişse fikir ve bilim hayatı da o kadar güçlenir.Hem tarihî örnekler hem de mevcut ülkelerin ifade özgürlüğü ve türevleri (basın özgürlüğü, akademik özgürlük, ticarî söz özgürlüğü) açısından karşılaştırılması bunu açıkça gösteriyor.Biz fikirlerimizi açıklamada hangi özgürlüğe ne kadar sahipsek, bizimkinden farklı fikirlere sahip olanlar da aynı özgürlüğe bizim kadar sahiptir. Farklı fikirlerin sahiplerini düşmanlarımız değil rakiplerimiz olarak görmemiz gerekir.Meşhur bir sözde, “insanlara karşı nazik, fikirlere karşı acımasız olmalıyız” der. Ne yazık ki, memleketimizde bu tutumdan çok uzağız. Âdabıyla, edebiyle tartışma yapmayı pek bilmiyoruz. “Dediğim dedik çaldığım düdük” havasındayız. Farklı fikirlerin sahiplerini düşman gibi görmeye teşneyiz. Fikirleri bir yana bırakıp insanların karakter özellikleri üzerine çullanmaya meraklıyız. Bu garip ve zararlı durumdan nasıl kurtuluruz bilmem.Bildiğim tek şey, ''Aristo’ya göre insan siyasî bir varlık.'' sözüdür..  
Ne yazıkki son yıllarda;“Demokrasi ve özgürlük” sözcüklerini ağzından düşürmeyen ve bu ülkenin insanlarına vicdan satan bazı muktedir kalemlerin yitirdikleri iktidarı yeniden elde etmek için asker postalına sarıldığı, bunu dolaşıma sokmaya çabaladıkları,Amerika ve onun ekseninde seyir eden diğer ülkelerden yardım bekledikleri günlerden geçiyoruz.Sürekli Türkiye’nin “diktatörlüğe” doğru gittiği yaygaralarını uzun zamandan beri koparmaları da bundandır ve gerekirse bir NATO müdahalesine bile razılar.  
Çünkü Sol ; Emekçilerin çıkarını toplumun diğer kesimlerinin çıkarıyla ilişkilendirecek bir karşı hegemonyaya ve organik bağa şimdilik sahip değil. Dün ilerici olan bir hareket bugün gerici bir role bürünebiliyor. Karşımızda pörsümüş bir jakobenizm var. İttihatçı geleneğin çizgisi inatla devam ediyor. Bizi eritmek isteyen otoritelere karşı, erimek istemeyenlerin kürsüsünü kurmak önem taşıyor.Cumhuriyet ya da laiklikten yana olmak, kimseyi otomatik olarak solcu kılmıyor.   
Kürt halkının,Demokratik hak ve özgürlükleri için mücadele ettiğini ileri süren HDP,nin geldiği yere bakarsak,içler açısı değilmi?..Türkiye’deki Kürt siyasi hareketi, tarihin çok önemli bir dönemecinde, belki de telâfisi asla mümkün olmayacak bir hata yaptı. Ortadoğu’daki fiili sınırların hukuki geçerliliklerinin en çok tartışılmaya başlandığı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bile çok isabetli olarak, “bizler Sykes-Picot düzeninin bekçileri değiliz” diyebildiği bir ortamda, şiddet sapağına yönelmek, akıl ile açıklanacak bir durum değildi.Tam yüz yıl sonra ortaya çıkmış bir fırsat, Kürt ve Türk çocuklarının kanı dökülerek heba edilmemeliydi.Meseleyi Türkiye boyutunda ele aldığımızda, sadece Müslümanların değil, “Kürtlerin” de çoğunlukla gerçek niyetlerini gizleyerek “takiyye” yaptıkları söylenmiştir ve  halen de söylenmektedir.Örnek vermek gerekirse; PKK'ya ait 15 ton patlayıcı dolu bir kamyonun, Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında patlatması sonuçu,orta yerde dev bir çukur,tarlalarda ellerinde poşetlerle akrabalarının ceset parçalarını arayan insanlar.
*PKK’nın ilk toplu Kürt katliamı değil bu, muhtemelen son da olmayacak. 80 ve 90’lı yıllar boyunca PKK çok sayıda katliam yapıp öldürdüğü insanları işbirlikçi ve hain ilan etti. Birkaçını hatırlatayım: 20 Haziran 1987: PKK, Mardin Ömerli'ye bağlı Pınarcık köyüne baskın düzenleyerek, 16’sı çocuk, 6’sı kadın 30 kişiyi öldürdü.8 Temmuz 1987: Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Peçenek köyü basılarak, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 16 kişi kurşuna dizildi.18 Ağustos 1987: Eruh'a bağlı Milan mezrasında aralarında 3 ve 6 günlük bebeklerin de bulunduğu 25 sivili öldürdü. Örgüt, yayın organlarından öldürdüğü çocuklar için "çete üyesi" ifadesini kullandı.21 Eylül 1987:Şırnak’ın Güneyce köyü, Çiftekavak mezrasını basan PKK'lılar, 2’si hamile 5'i kadın, 4’ü çocuk 11 kişiyi katletti.28 Mart 1988: Şırnak'ın Yağızoymak köyüne saldıran PKK, 9 çobanı boğarak öldürdü. Örgüt, yaptığı açıklamada, çobanların köy korucusu olduğunu iddia etti.10 Haziran 1990: Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli köyündeki korucu evlerine saldıran PKK, 12’si çocuk, 7’si kadın ve 4'ü korucu 27 kişiyi katletti.22 Temmuz 1991:Mardin’in Midyat ilçesinde PKK militanları, sivilleri taşıyan araçlara saldırarak 19 vatandaşı katletti.1 Ekim 1992:Bitlis’e bağlı Cevizdalı köyünü basarak, kadın ve çocukların da arlarında bulunduğu 30 kişiyi öldürdüler.27 Haziran 1992: Silvan'ın Yolaç köyünde namaz saatinde cami basan PKK'lılar, 10 kişiyi öldürdü.18 Temmuz 1993: Van'ın Bahçesaray ilçesinde bulunan Sündüz Yaylası'ndaki saldırıda 14'ü çocuk 24 kişi hayatını kaybetti.1 Ocak 1994:Mardin’in Savur ilçesine bağlı Ormancık ve Akyürek köylerine saldıran PKK, 11’i çocuk 21 kişiyi katletti.
Uzayıp giden listenin son kurbanları,Dürümlüler veTanışlıklılar oldu.DNA incelemelerinin sonuçu,iki ailenin erkeklerinin kül olduğunu gösteriyordu. Kimlikleri tespit edilen 13 kişiden geriye kalan 60 kilo doku olmuştu. 8 kadın eşlerini yitirmiş, 36 çocuk yetim kalmıştı.PKK, bu katliama ilişkin yapdığı açıklamada,hayatını kaybeden köylüleri “yerel işbirlikçiler” olarak niteledi. O yerel işbirlikçiler,1 Kasım seçimlerinde köydeki geçerli 366 oyun 361’i HDP’ye vermişlerdi..İki oy (herhalde yanlışlıkla) Halkın Kurtuluş Partisi’ne, üç oy da AK Parti’ye çıkmıştı. Bu %98 desteğe rağmen köylüler,PKK,nın gözünde ‘hain’ ve ‘yerel işbirlikçi’ konumundaydı..Çünkü Köşeye sıkışıp tükenme noktasına gelen örgütün çıkarları,Kürt kanından çok daha kutsaldı onlar için.   
Savaş, taraflarını birbirine benzetiyor. Roboski’de devletin buyurgan dilinin aynısına müracaat etti PKK. Devlet nasıl ki katliamın faturasını “kaçakçılık” yapan köylülere çıkarmıştı, PKK de “nakliyelerine engel olan” köylüleri günah keçisi yaptı, patlamadan ve ölümlerden onları sorumlu tuttu. Demirtaş ise bu olay ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: "Böylesi durumda sorumluların çıkıp özür dilemesi gerekiyor." Böylesi durum?.. Sorumlular?.. Özür?..
IŞİD’in canlı bomba saldırısının faturasını bile doğrudan hükümete kesip  bağırarak,“Katilsiniz. Eliniz kanlıdır. Yüzünüzden ağzınızdan her yerinize kan sıçramıştır. Ve en büyük terör destekçisi olduğunuz ortaya çıkmıştır … Bu alçaklık karşısında vicdanı olanların kenetlenmesi gerekiyor.” diyor.. 
Asıl asap bozucu olan, HDP’nin her yaptığına bir meşruiyet bulmaya çalışan, her günahını izah eden, edemediği noktada “AKP’nin bizi getirdiği nokta burası” diyen ahlakçı yazar-çizerlerin, “hak savunucuları” olarak tanıtılan isimlerin Dürümlü Katliamı karşısında içine düştükleri acıklı durum.PKK bu 15 tonluk bombayla kim bilir kaç ayrı yerde, kaç cana kıyacaktı? Belki onlarca, belki yüzlerce masumu öldürecekti.Dindarlarla eşit olmayı hazmedemeyen bu ülkenin elit ayaktakımı da PKK’nın şiddetini destekledi. Dün cuntalarla düşüp kalkıyorlardı, bugün ise PKK, FETÖ ve DHKP-C ile… 
* https://tr.wikipedia.org/wiki/Ana_Sayfaİnternetten yararlanılmıştır... 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri