TİMSAHIN KARNINDA OLMAK


Bu makale 2016-06-17 15:03:37 eklenmiş ve 85287 kez görüntülenmiştir.
Saniye Kısakürek

 

Bugün uzun bir yürüyüşe çıktım. Sakin, huzurlu bir orman yolundaydım. Burada beni yolunu kaybetmiş kuşlar görebildi yalnız.

En son sesli tiyatro olarak dinlediğim Dostoyevski’nin Timsah adlı öyküsünü düşünüyordum yürürken. Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Perran Kutman gibi oyuncuların seslendirdiği Timsah, aynı zamanda Haldun Taner tarafından tiyatroya aktarılmıştı. Dostoyevski’nin bu öyküsünü tamamlayamadığını duymuştum. Konusu ise şöyleydi:

Bir devlet memuru olan İvan, yıllarca çalışarak biriktirdiği parayla yıllardır hayalini kurduğu dünya turunu çıkmadan bir gün önce karısı Elena, kızı Dureşka, kızının talibi Abulof ve en yakın arkadaşı Aleksey'le birlikte gezmeye çıkar. Şehre sergilenmek üzere getirilmiş canlı bir timsahı görmeye giderler.

İvan'ın merakı ve heyecanı kendisini timsahın midesinde bulmasına neden olur. Timsahın midesindeyken dışarıdaki konuşmaları ve sesleri duyan İvan, timsahın midesinde oluşu nedeniyle büyük ilgi çekip bir anda büyük bir şöhrete kavuştuğunu fark eder. Ziyaretçilerin kimi İvan'a kimi timsaha acır, kimileri İvan'ın bu durumundan faydalanmaya çalışır.

Ben, kimsesiz yolumda yürürken dinlenmek için bir taşın üstüne oturuyorum. Sırt çantamdan bir kitap çıkartıyorum.  İnci Aral’dan “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”… Burada İnci Aral’ın “Timsahın Karnında” başlığı altındaki yazısını okuyorum.

Dostoyevski’nin zengin, evrensel ve zamansız bir öykü yarattığından söz ediyor İnci Aral. İvan için, “timsahın boğazında olmak hayatındaki tüm engelleri kaldırmıştır. Artık, her sözünü hikmet sayıp dergilere basacaklar, kendisini dışişleri bakanı ya da elçi olmaya değer bulacaklar, karısına aylığının iki katını ödeyeceklerdir.”

Dostoyevski’nin insan ruhunun derinlerine inen eserlerinden birisidir “Timsah”.  Yer yer karabasana dönüşen, yoğun bir ironiyle örülmüş eserde içinden çıkılmaz hale gelen bürokrasinin de eleştirisini yapar yazar.

***

Timsahın karnını yarıp İvan’ı kurtarmak isterler ama timsahın sahipleri tazminatı sürekli yükselterek ekmek kapılarının kesilmesine razı gelmezler. İvan da zamanla timsahın karnında olmaya alışır, hatta bu sayede parlak bir üne kavuşacağından emindir.

Çıkışı olmayan bir labirente dönüşür öykü. “Herhangi bir yere varmaları olanaksızdır çünkü Dostoyevski’nin asıl vurgulamak istediği gerçek, belki de kendisi de dahil insanın, timsahın içinden bir türlü çıkarılamamış oluşudur.”

İnci Aral’ın kitabını tekrar çantama koyuyorum. Yoluma devam ediyorum. Seri canilikler, canileri ünlü edenler, çocuk tacizleri, şiddete sessiz kalanlar, şiddeti içlerine sindirenler, şiddeti sıcak koltuklarında izleyenler, acıları sömürenler ve daha nice gerçekler, insanların timsahın ağzından midesine inmesine sebep olmuş gibi geliyor.

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri