Türkiye neden başaramıyor?


Bu makale 2016-07-13 06:40:50 eklenmiş ve 729 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz


 

 

Futbol'dan anladığım için bu yazıyı yazdığımı iddia etmiyorum.Avrupa ülkenin TV programlarını her pazar sonrası karıştırın,en fazla iki kanaldan proğram yapıldığını,bunlarında ortalama 45 dakikadan fazla olmadığını görürsünüz.Bizde ise ''Maşallah'' yerden uzman kaynıyor.Topa vurmasını bilen emekli olunça ya antrenör yada yorumçu oluyor..Grup maçları başlamadan önçe yarı final oynama manşetleri atılırken,ilk yenilgi sonrası suçlu aranmıya başlandı ve  Spor otoriteleri  dört ana sebepte karar kıldılar : 

1-Yöneticilerin sadece günü kurtarma çabasına girmeleri.

2- altyapı  yatırımlarının yetersizliği.

3- Kulüplerin ekonomik açıdan kötü  yönetilmesi. 

4-Eğitimsiz antrenörler.


Okuduğum yorum yazılarından bazıları dikkatimi çekinçe notlar aldım ve bunları sizlerle paylaşmak istedim; 1992'de federasyonun özerk bir hale gelmesinin ardından Türk futbolu ekonomik olarak endüstriyel futbola ayak uydurmaya başlamış,tesisleşmeler ve altyapı yatırımları bu tarihten sonra artmış. Özellikle naklen yayın gelirlerinde 20 yılda yüzde 400'den fazla bir artış yakalanarak,Avrupa'nın en zengin altıncı ligi konumuna yükselmişken, sportif başarı açısından neredeyse ismi telaffuz edilmiyor.

Sadece ; 2002'de Milli Takım Dünya Kupası'nda üçüncü olmuş ve Euro 2008'de Türkiye yarı final oynamışken,sonrasında Fransa’daki bu kötü tablo ortaya çıkmıştı...


15 Kasım 2013'te Türk Milli Takımı'nda  ‘üçüncü Terim dönemi’  başladı. Terim, ‘Türkiye Teknik Direktörü’ değil  ‘Türkiye Futbol Direktörü’  olmuştu. Yani liglerdeki yabancı sınırlamasından, alt yapı hamlelerine kadar ülke futbolunu ilgilendiren her şey ondan sorulacaktı. Anlaşma ise 5+2 yıllıktı.  Federasyon Başkanı Demirören imza töreninde "Hocamızı ikna ederek 5+2 senelik mukavele yaptık. Bu belki Türkiye'de belki Avrupa'da ilk diyerek övünüyor ve ...Bizim hedefimiz bir turnuvaya katılıp katılmamak değil. Bizim hedefimiz her turnuvada yer alan bir takım yaratmak. Uzun vadede her turnuvaya katılacak bir takım yaratmak üzere anlaştık"  ifadelerini kullanıyordu.


Anlaşmaya vardığı kişi; şimdiye değin hangi ülkenin takımını anlaştığı şartlara getirmişti? açıklarsa seviniriz...Başkan olarak, Euro 2016'ya katılım primi olarak futbolculara kişi başı 500 bin euro sözü verildiğini  gazetelere yansıdıyorsun.Milletvekillerinin dokunulmazlığı,Terim,inkinin yanında geride kalıyor ve Erkeksen adamı eleştir yada işine gelmiyen soruları sor.? ''Milli takımın,Milliyeççi sorumlusunu eleştirme yetkisini nereden alıyorsun?'' anlayışıyla,TRT de yapılan bir eleştiri sonrası yaşananları hepimiz görmedikmi?  Atilla Türker'in de değindiği alt yapı Türkiye'de başlı başına bir sorun. Milli takımın kadrosunda omurga neredeyse bütünüyle Almanya'ya,oradan gelen futbolculara bağlı. Altyapıdan yetişen oyuncuların A takımlarında yer bulabilme şansları da özellikle büyük kulüplerde çok az. Bu işi en iyi yapan ülke Fransa. Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar'ın yazdığı Futbol Yönetimi adlı kitaptaki 2010 verilere göre Fransa'da 171 oyuncu, altyapılarından yetiştikleri kendi takımlarında forma şansı bulmuş. Fransa'da her kulüp altyapısından yetişen ortalama 8,5 futbolcuya A takımda yer vermiş. Avrupa'da Fransa'yı İngiltere, İspanya, Hollanda ve Almanya takip ediyor. Türkiye'de ise bu oran 3,7.   
Sıkılmadan "Eksiğimiz var doğru. Altyapıdan oyuncu yetiştiremiyoruz. Kulüpler olmadığı zaman milli takım bir yere kadar gidiyor. Kulüplerimizin altyapıya önem vermesi lazım…Hocamız bütün Anadolu'yu gezerek altyapıya önemi anlatıyor..Antalya'da futbol vadisini kuruyoruz. Riva'da bu tesisin bir küçüğünü yapıyoruz. İzinler çıktı. Devrim yapılıyor ama bu devrimler sancılı olacak.Sonunda futbolumuz kazanacak"diyebiliyor..Terim ''5+2 yıllık mukavelesi gereği toplam 24.8 milyon Euro kazanacak. Yıllık maaşı ise 3.5 milyon Euro'ya denk geliyor.Yine sözleşmeye göre Terim, ilk yılında kovulursa toplamda 15 milyon 839 bin Euro alacak.Sen kalkmış, sanki çoçuklara masal anlatıyorsun..Verdiğiniz bu para kimlerin alın terinden geliyor haberin varmı?..Futbolu ''Demirören Holding''yan kurumlarından biri sanıyorsan o başka.. 
Spor yazarı Uğur Meleke, bu konu hakkında, "Türkiye'de şu anda uluslararası arenada bilinen dört antrenör var. Üçü 80'li yıllarda antrenörlüğe başlamış Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Şenol Güneş. Diğeri de yine meslekte 15 yılını devirmiş Ersun Yanal. Türkiye 21. yüzyılda uluslararası arenada geçerliliği olan bir antrenör yetiştirememiş.Dünyada Antrenörlük gelişirken Türk antrenörlüğü durmuş.Bunun birinci nedeni antrenörlerin lisan bilmemesi. 5 büyük ligde tercüman kullanan antrenör yok. İkinci nedeni de 'yabancılar lehine ayrımcılık yapılıyor' fikrini çıkartıp Türkiye'ye kaliteli yabancı antrenör sokmamaları, Türk antrenörlüğünü Kuzey Kore modeline çevirmeleri. Rekabete kapalı olunca da gelişme olmuyor zaten" yorumunda bulunuyor.
Bu açıklamaların ardından Avrupa Futbol Şampiyonası,na döneçek olursak; Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılan en küçük ülke İzlan,da. Nüfus 330 bin ve nüfusun yüzde 8'i maç izlemek için Fransa'ya gitti.  Antrenörlük lisansını almayı herkese açık hale getirdi. UEFA'dan gelen paranın büyük bir bölümünü buraya harcadı. Socrates Dergisi'ndeki bilgilere göre bugün ülkede 600 kalifiyeli antrenör var ve bunların 400'ü UEFA A Lisanslı. Yani ülkede her 875 kişinden biri kalifiyeli futbol antrenörü.
Şimdi İzlanda'da futbola adım atan her çocuk, 3-4 yaşından beri iyi eğitim alan, çoğunlukla İngiltere'de bu eğitimi gören antrenörlerle çalışıyor.Kardan ve sert iklimden dolayı ülkede açık alanlarda futbol oynamak çoğu zaman zor. İzlanda hükümeti bunun için birçok inşa etmiş. Ama önemli olan şu; İnşa ettiği Spor salonlarının hepsini okulların yakınında olmasına özen göstermiş. Socrates'ten gazeteci İnan Özdemir'e göre de, İzlanda’nın Euro 2016 yolculuğu Amerika’nın yeniden keşfi anlamına gelmiyor.Bundan dolayıdırki,330 bin nüfuslu İzlanda’nın İngiltere’yi eleyerek Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselmesi bütün dünyada sevinçle karşılandı. İzlanda yenince, adeta bütün ülkeler de yenmiş sayıldı, tabii İngilizler hariç!
Şimdilerde FİFA sıralamasında 20’li sıralarda bulunan İzlanda futbol takımı çok değil 2011’de 124. sıradaydı. UEFA sıralamasında, yani Avrupa takımları arasında ise sadece beş  takımın üstünde yer alıyordu: San Marino, Andorra, Malta, Lüksemburg, Kazakistan.Geçtiğimiz yıl itibariyle İzlanda’da toplam lisanslı futbolcu sayısı 21.508’di. Bu da nüfusun yüzde 7’sine tekabül ediyor. Aynı oran Türkiye’de binde 3.İzlanda’nın olağanüstü futbol atağının bir ayağını da UEFA lisanslı futbol antrenörleri oluşturuyor. Ülke genelindeki teknik direktörlerin yüzde 70’inde B, yaklaşık yüzde 30’unda da A lisansı var. Nüfusa oranlandığında,Avrupa’da bu sayıya yaklaşan hiçbir ülke yoktur.İzlanda tarzı direniş
Çok güçlü bir takıma karşı oynarken öne geçen takımların, galibiyeti korumak için nasıl geriye yaslanıp futbolu katlettiğini hepimiz biliyoruz. Fakat İzlanda takımı, futbolu galibiyetten çok ‘güzel oyun’ için izleyen has futbolseverlerin bile her zaman anlayışla karşıladığı bu genel kabul görmüş direnme biçimine prim vermedi: Bir yandan savunmanın gereklerini yerine getirip rakibe pek az pozisyon verirken, diğer yandan gol kovalamayı sürdürdü.Bu,mutlak favori olan bir takıma karşı öne geçmiş ‘zayıf’ bir takımın oyun anlayışı değildi ve daha önce böylesine hiç rastlanmadığı gibi, direnme sırasındada takımın bir an bile ‘çirkefleşmediğini’ hepimiz gördük...  Benzer durumda başka bir takım olsaydı,sakatlanma numarasıyla yerde kıvranan futbolcular, futbolcuların birbirlerine ikram ettiği taçlar sayesinde tüketilen dakikalar, akla gelmeyecek ‘yaratıcılıktaki’ maç sonu numaraları... izleyeçek ve belkide küfürler edeçektik..Maç bitmiş; nihaî skor 5-2. Galipler çoktan çıkıp gitmiş. Ama İzlanda seyircisi hâlâ tribünlerde. Sahada takımını Avrupa şampiyonu olmuşçasına coşkuyla alkışlamayı sürdürüyor. Çünkü emeklerine ve mücadeleciliklerine saygı gösteriyorlar. Keşke bu son beş on dakikanın filmi bütün okullarda, bütün kulüplerde ve bütün sahalarda birkaç yıl tekrar tekrar gösterilse. Belki bizim çok çabuk seven ve çok çabuk nefret eden taraftarlarımız da öğrenir, gerçek sportmenliğin ne demek olduğunu.
İzlanda’dan sonra Galler de finale çıkamadı. Şampiyonanın en dürüst, en mert, en harbi, en yoksul ve en şövalye iki takımı kendilerine gönül verenleri hüsrana uğratarak turnuvaya veda etti.İngiltere’nin belki en geri bölgesi olan Galler’in (Wales, Cymru) nüfusu (2011 rakamlarıyla) 3 milyonun çok az üstünde.Galler takımının toplam değeri 123 milyon dolar ve bunun da 90 milyonu sadece Gareth Bale. Geriye 33 milyon kalıyor ve bu da bir Arda etmiyor, ayıptır söylemesi. Burada utanması gereken herhalde ben değilim; sanırım burnundan kıl aldırmayan ama Ramsey’in hırsı ve enerjisinin onda birini veremeyen çıtkırıldım Arda ve takım oyunu oynamadıkları için lâfın gelişi takım arkadaşları diyeceğim bütün diğer millîler ve en başta da (giderek anlaşılmaz mırıldanmalarında herkesin bir keramet bulmasıyla fevkalâde İlber Ortaylı’yı andırmaya başlayan) Fatih Terim utanmalı.Kısaca Federasyon bıraksın bu miadını doldurmuş adamı beleşine zengin etmeyi; daha genç, dürüst ve inatçı, karakter ve özgüven sahibi birilerini bulsun ve arkasında dursun.  
Gruplarda son maçlar oynanıyor. 23 Haziran; İtalya – İrlanda karşı karşıya. Türkiye’nin en iyi dört “üçüncü” arasına girebilmesi için tek şansı kalmış: İtalya kaybetmemek, tersten söylersek İrlanda kazanmamak zorunda. TRT-1 spikerinin bütün derdi de bu; “çok heyecanlıyız sevgili seyirciler… bugün bir anlamda burada oynamıyoruz ama aklımız, gönlümüz, bütün varlığımızla oynuyoruz aslında… bizim fiziksel olarak oynamadığımız ama ruhumuzla oynadığımız bir maç…” gibi klişeleri tekrarlamaktan, asıl önündeki oyunu  göremiyor ve anlatamıyor.İtalya maça sanki bizim için çıkmış.Adamların gol atamamasına kızıp,küplere biniyor.Başlıyor eleştiriye...Derken 85. dakikada Brady’nin golü geliyor. Bir sessizlik ve ardından, neredeyse bir cenaze marşını andıran bir ses tonu: “Evet, sevgili seyirciler, bunlar bir spikerin yaşayabileceği en hüzünlü anlar…” 
Ne diyelim; Dinlenmeyi hak eden terim,alnının teriyle kazandığı parayı nasıl değerlendireçeğinin hesabını yapadursun.Daha önemlisi, Galler ve İzlanda örneğinden federasyonu, teknik adamları, futbolcuları ve seyircisiyle Türkiye’nin çıkaracağı çok ama çok ders olduğu kanısındayım. futbol da toplumumuzun ve kültürümüzün aynalar arasında bir aynası. Millîlerimiz ve spikerlerimiz gibi halimiz.    


Kaynak :Halil Berktay-Al Jazeera -Alper Görmüş

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri