İbrahim Korkmaz
İbrahim Korkmaz
Giriş Tarihi : 12-12-2016 05:26

Laiklerin demokrasiyle imtihanı ve Birlikte yaşamın kuralları..


Yıllarca Türkiye’de tartışılan konulardan biriside ; ''Laikler demokrasiyle bir arada yaşayabilecek mi? Laikler demokrat olabilecek mi? '' dir.. Çünkü; Türkiye’de laikler ile dindarlar arasında demografik bir fark var. Dindarlar daha kalabalık.Laikler bu farkı yıllarca en başta ordu,siyaset,akademi, medya, bürokrasi, sanat dünyasındaki ağırlıklarıyla kapatmaya çalıştılar.Çok partili hayata geçene kadar bir sorun yoktu. 1960 darbesi ve 1961 anayasasıyla da sandığa rağmen iktidarda kalmanın formülünü buldular. 
Sandıkta muhafazakâr-sağ partilerin ağırlığı ordunun vesayetiyle dengelendi, denetlendi. Bir nevi ordu laiklerin hep iktidarda kalan, sürekli koalisyon ortağı olan partisiydi. Merkez sağ siyasette,buna itiraz edenler çıksa da, bu ortaklığı baştan kabul etmiş bir siyasettiler.Turgut Özal,ın ortaya koyduğu siyaset anlayışı ve bundan taviz vermeyişi,suikasta kurban gitmesinin koşullarını doğurdu..
2002’de AK Parti iktidara geldikten sonra da (Kıbrıs hariç) bu koalisyon;2007 e-muhtırası ve 2008’deki kapatma davasına kadar,devam etti..Bu davalar; Vesayet sorununu çözmede,zamanın geldiğinin birer işaretleriydiler.. Fetullahçılarla tabanının vermiş olduğu desteğe güvenerek harekete geçti..Verilen bu desteğin;kendi vesayetini hayata geçirmekten başka bir amaçı gütmediğini,çok geçte olsa anladı ama,maalesef ''atı alan üsküdarı çoktan geçmişti''...
90 yıl sonra ilk kez siviller yönetimin tek sahibiydi. Laikler için ise siyaset, demokrasi, sandık, kaybedilmesi kesin bir oyundu. AK Parti, havadan nem kapan aşırı hassas laik kesimi kavrayan bir politika izleyemediği gibi,CHP,de muktedir olmaya alışmış bu kitleleri temsil etmeyi beceremedi.Sonunda Gezi patlak verdi. TSK’larını kaybeden laikler, güçlerini hep birlikte sokağa çıkıp,zıplayarak,direnerek,barikat kurarak,kendi iktidar-kurucu şiddetlerini kendileri kurarak, kendi olağanüstü hallerini kendileri üreterek göstermeye çalıştılar.O günden beri de bu teyakkuz hali, bitmeyen kurtuluş savaşı, olağanüstü hal psikolojisini sürdürüyorlar.Artık onlar seçmen değil direnişçi,  AKP iktidardaki parti değil işgal kuvveti, Erdoğan 2002’den beri tüm seçimleri kazanan bir siyasetçi değil, diktatör.Ve daha büyük bir laik kitle içinse AKP’ye karşı çare, “şuna bir şey desene” diye büyük ağabeyi olarak Batı’nın kapısını çalmak. Laikler, Ortadoğu’da bir İslam ülkesi içinde ezilen bir Batılı azınlık gibi davranarak AKP’yi, bileğini bükeceğini düşündükleri daha güçlü, büyük bir üst merciyle alt edebileceklerini düşünüyorlar.Gezi’ye müdahale etmesi için NATO’yu göreve çağırmaya kadar gidenler bile oldu. Gönüllerine göre bir Sisi bulsalar, Batıcı bir askerî darbeye Mısırlı laikler kadar hazırlar.
Gülünç olan şu ki; Ne Marksizm-Leninizm kökünden uzanan solun, ne de Kemalist seküler damarın kendi iktidar tarihlerinde – ve coğrafyalarında- en küçük bir demokrasi deneyimi yok. Ezilen sınıfları ve toplumsal “ilerlemeyi” temsil ettikleri; demokrat oldukları kendi kof iddiaları. Tam tersine bu iddiayı tamamen yalanlayan bir tarihsel pratik söz konusu. Kemalist rejimi ülkemizin bir ürünü olarak yakından tanıyoruz. Marksist-Leninist pratiği ise dünya örnekleri üzerinden biliyoruz; tek bir adet, çok partili genel seçime dayanan siyasal rejim tecrübesi bulunmuyor sicilinde.
Evet, bu ülkede muhafazakâr sosyolojinin eleştiri duymaya, tartışmaya ihtiyacı var. Evet, siyasal liderliğin denetime, uyarıya, diyaloga ihtiyacı var. Evet, (seküler/muhafazakâr) kültür ekseninde yarılmış sosyolojik dünyamızın köprülere ihtiyacı var. Birbirimizi duymaya, demokrasiyi tartışmaya, siyasal hayatı, sosyal ilişkileri normalleştirmeye ihtiyacımız var…
Fakat bu,“yapısalcı teoriler” ve nefret duygularıyla başarılabilecek bir şey değil.Batıda "ordu göreve" mitingleri yapılırken "PKK bölgede laikliğin teminatıdır" diyerek darbecilere göz kırpan yöneticilerine ne demeli?  
Laiklik şiddetin, terörün ilacı mıdır?
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir ara ilginç bir söz sarf ederek; Şiddetin ilacının, çaresinin laiklik olduğunu söyledi.Laiklik neymişte,haberimiz yokmuş..Çaresi olmadığı dert, çözmediği sorun yok. İlerlemenin anahtarı o. Aydınlığa giden yol o. Uygarlığın en temel ölçütü o. Hatta adamlığın, insanlığın kıstası da o. Kılıçdaroğlu sayesinde öğreniyoruz ki, laiklik aynı zamanda şiddetin, terörün önlenmesini sağlayacak başlıca araçmış.
İnsan cinsi şiddet kullanma potansiyeline sahip. İnsanlık tarihini de maalesef bir şiddet tarihi okumak mümkün. Kuşku yok ki, devletler birer şiddet aygıtı ve şiddeti en yaygın ve yoğun şekilde kullanma potansiyeline, gücüne sahip.Devletler büyük savaşlar yaptılar ve milyonları öldürdüler, daha fazlasının öldürülmesine sebep oldular.Bugün geriye bakınça bazı savaşların ne kadar anlamsız ve insanlığa nasıl dehşet verici ölçüde zararlı olduğu görülüyor.
Ancak, devleti eleştirirken her problemin sadece ve yalnızca devletten kaynaklandığını söyleyip başka tür bir devletçiliğe yelken de açmayalım. Devletler olsa da olmasa da insan toplumlarında şiddet potansiyeli var. Sıradan, günlük ilişkilerde dahi her an şiddet patlayabilir. İşte kadınların erkekler tarafından öldürülmesi. İşte aile içi şiddet. İşte çeteleşmeler ve sokağa yansıyan çatışmalar.
Peki, tarihi tecrübe Kılıçdaroğlu'nu doğruluyor mu? Laiklik şiddete çare oluyor mu? Dinler şiddetin yegâne veya en büyük kaynağı mı? Daha önce de yazdım. Hiçbir din şiddete prim veren, şiddeti destekleyen yorumlardan kesin olarak ve ebediyen muaf değil. Bütün dinler şiddeti teşvik edecek şekilde de kınayacak ve sınırlayacak şekilde de yorumlanabilir. Hristiyanlık ve İslam tarihi bu açıdan okununca karşımıza çok malzeme çıkar. Ancak bu, şiddetin sadece dinlerle ilgili olduğunu göstermez. Laikliği siyasî ve hukukî bir ilke olarak benimsemek ve uygulamaya çalışmak insanın şiddete kaynaklık edebilen tabiatını değiştirmez. Laik olsun olmasın, hiçbir siyasî felsefe şiddetten tamamen uzak kalamıyor.
20. Yüzyıl'ın totaliter faşist, nasyonal sosyalist ve sosyalist sistemleri laikti.Laikliğin şiddete kaynaklık edebileceğinin en iyi ispatı aslında CHP'nin kendi tarihi. Ama bunu CHP içinde yetişen bir kafanın görmesi,görse bile kınaması zor.Çünkü o kafa ideal birey ve toplum uğruna sınırsız şiddeti meşru, gerekli ve yararlı gören bir kafa.Çünkü Kemalizm darbecilikten ibaret değil; Türkiye kuruluşunda özgürlükçü laikliği değil baskıcı hatta totaliter laisizmi tercih etti ve yakın zamanlara kadar bu yolda yürüdü. Devlet vatandaşların diline olduğu gibi dinine de karıştı. Hemen hemen her dinî grup bu anlayışa dayanan uygulamalardan az veya çok zarar gördü. Bu yüzden ülkemizde laikliğin geçmişi laikliğin geleceğine referans olamaz,yol gösteremez.Bir asra yakın toplumsal, siyasi ve düşünce yaşamımızı derinden etkilemiş ve muhalefet dahil hemen her alana dal budak sarmış, damgasını vurmuş bir “Türk tipi” ideoloji. 
Laiklik aklın ve bilimin değil toplumsal tecrübenin ürünü. Dinlerin parçalanmasından doğan çatışmaların tüm tarafların yok olması tehlikesini yaratması ile klasik dinlere benzemeyen inançların veya dinlere mesafe koyan duruşların yaygınlaşması laikliğin kaynağı. Vatandaşlığın dindaşlıktan ayrılması, yani dinsel temele dayanmaktan kurtarılması, kimsenin kimsenin dinine karışmaması ve devletin vatandaşları arasında dinî sebeplerle olumlu veya olumsuz ayrımlar yapmaması demokratik/özgürlükçü laiklik dediğimiz şeyin özü.Özellikle gayri Müslümlerin ve Alevilerin hakları alanında. Buna rağmen laiklik bakımından Türkiye bugün dünden daha iyi ve ileri durumda.
Elbette daha atılması gereken çok adım var. 
Şunu iyi bilmeliyizki; Devlet,tarihsel süreç içerisinde biçimsel olarak bazı değişiklikler geçirse de özünde her bir toplum düzenine/üretim tarzına uygun düşen ve egemen sınıfların çıkarları üzerinde oluşmuş bir hegemonya aracıdır.İdeolojik, siyasi, askeri, dini, kültürel onlarca gizli ve açık kurum ve kuruluşlarıyla dev bir organizasyon olan devlet,askeriyle,polisiyle, mahkemesiyle, hapishanesiyle egemen bir sınıfın veya sınıflar ittifakının baskı ve terör aygıtıdır. Türkiye’de Kontrgerilla, JİTEM, MİT, Psikolojik Harekat, Özel Harekat, Koruculuk vb. özel savaş aygıtları devletin bu niteliğiyle ilgilidir.
Bu nedenlede;Birlikte yaşamak kültürünü güçlendirmeyen, yaygınlaştırmayan ve derinleştirmeyen bir Türkiye’nin, ne ekonomisinde sürdürülebilir büyüme ve insani kalkınma temelinde güçlenmesi, ne siyasi alanda istikrar ve iyi yönetim sağlaması ne de aktif ve yapıcı dış politika temelinde kazandığı “yumuşak güç dış politika kimliği”ni sürdürmesi mümkün olacak.  
Ne kadar can sıkıcı olsa da, şu “hepimiz aynı gemideyiz” klişesiyle gerçekçi bir hesaplaşmayı yapmanın zamanı gelmedimi?..Bu cümle; İnsanların fiziki varlıklarınımı?.Gemidekilerin ortak bir hayata, ortak bir hayale, ortak bir gelecek tasavvuruna sahip olduğunumu varsaymaktadır?..Karanlıkta ıslık çalmanın, “mış gibi” yapmanın âlemi yok, birbirimizi kandırmayalım: Çok uzun bir zamandır “biz” derken, bu topraklarda yaşayan insanların tamamını değil, sadece “biz”e benzeyenleri kast ediyoruz. Dolayısıyla: Bedenlerimiz aynı gemide olabilir fakat ruhlarımız kesinlikle değil.Aynı gemide değiliz, çünkü birbirimizin hayatının düşmanıyız.
Ahmet Hakan, geçtiğimiz günlerde aynı gemide olmadığımızın tezahürleri çok güzel anlatmıştı: “Bir memlekette bir kısım insan... Kafayı yemiş gibi... ‘Ekonomik kriz çıksın, sürüneyim, yeter ki bunlar gitsin’ diyorsa... ‘Aç kalmaya razıyım, yeter ki gidişlerini göreyim’ diyorsa... ‘Dolar yükselsin, param erisin, yeter ki bunlar kaybetsin’ diyorsa... O memleketin memleket olma özelliği kalmamış demektir.‘Hepimiz aynı gemideyiz’ sözünün herhangi bir karşılığı olabilir mi? Biz galiba... Okyanusun tam ortasında çırpınan... Çırpınırken tam ortadan ikiye ayrılan... Ve iki parçası da aynı anda batan... Bir gemideyiz.” (Hürriyet, 1 Aralık 2016).
Toplum olabilmenin sigortası
İki büyük, zıt kutba bölünmüş bir toplum düşünün... Her iki kutupta yer alanlar sadece “karşı taraf”ı eleştirsin ve sadece “bizim taraf”ın haklarını savunsun...Böyle bir toplumun, içinde bütün bireylerin özgürce yaşayabilecekleri bir topluma evrilmesi mümkün müdür?...İktidarların, hiçbir toplumsal grubun özgürlüğüne müdahale edememesinin, yani özgür bir toplumun sigortası, kendi özgürlükleri konusunda hassas olanların, başkalarının özgürlükleri konusunda da hassas olabilmeleridir. Türkiye'nin bir “kültürler savaşı” cehennemine sürüklenmemesinin yegâne sigortası, “bizim kültürümüz” açısından önemli ve anlamlı görünmeyen taleplere de sahip çıkmayı, çıkabilmeyi öğrenmektir.
Karşılıklı anlayışsızlıktan doğan karşılıklı korku; Başkalarının özgürlük alanının genişlemesinin zamanla kendi özgürlük alanını daraltacağına dair korkudur...Bu korku da hiç kuşkusuz,“kutup”ların sadece kendi haklarıyla ve hukuklarıyla ilgili olmalarından,birbirlerinden hiçbir anlayış görmemelerinden kaynaklanıyor. Çünkü;Muhafazakârların önemli bir kısmı AK Parti’nin iktidarı kaybetmesini kendileri için büyük bir tehlike ve felaket olarak görüyor. Kutuplaşma öyle keskin ve düşmanlık öyle büyük ki, iktidar değişikliğinin kendileri üzerinde büyük bir tahribat yapmadan mümkün olamayacağını ve bu yüzden pek çoğu kendi kaderini Erdoğan’ın kaderine bağlı hissediyor.Doğal olarak bu korkuda, Erdoğan ve AK Parti’nin; içlerine sinmeyen, olağan koşullarda onaylamayacakları pek çok politikasına ya sessiz kalarak veya tribünler önünde destek olarak sahip çıkmasına zemin yaratıyor.
Nietzsche; ''Mutluluk parfüm gibidir.kendine bulaştıramazsan, başkasınada bulaştıramazsın.''
Wiliam Shakespeare ''En çok pişman olduğum şey,pişman olaçağım diye yapamadıklarımla,dokunamadıklarımdır.'' diyerek,tavsiyelerde bulunur..
Karar sizlerin..

 

NELER SÖYLENDİ?
@
İbrahim Korkmaz

İbrahim Korkmaz

DİĞER YAZILARI Fırat'ın doğusunda ‘büyük oyun'u bozmak ve Yeni bir çözüm süreci için zemin uygun mu? 21-12-2018 20:21 Sarı Yelekli,lerin İsyanı Hor Görülmeye.... 10-12-2018 21:46 '' Aleviler Kemalizm ve sosyalizm içinde asimile oldular'' 03-12-2018 22:46 İslâmcı Siyaset ve Deizm Konusu... 22-11-2018 19:41 Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’ 01-11-2018 11:20 Suudi Arabistan'ın kirli dosyalarında,Cemal Kaşıkçı ne ilk ne son... 11-10-2018 21:09 Erdoğan “Nazi artığı” dediği Almanya ve Hollanda ile neden yakınlaşıyor? 02-10-2018 19:06 Soçi'nin anlamı ve İdlib.. 24-09-2018 21:41 Dünya 1930’lara geri mi dönüyor? 13-09-2018 11:59 Dünyanın ortak sorunu çocuk istismarı.. 25-07-2018 21:36 CHP,nin izlemesi gereken yol... 13-07-2018 20:45 24 Haziran sonrası,Dış - İç basından yorumlar.. 03-07-2018 21:10 Yurt dışında yasayan vatandaşların oy kullanma serüveni... 21-06-2018 21:47 Siyaset ve Türkiye,nin geleçeğine dair... 10-06-2018 19:44 HDP neden dışarıda bırakıldı? 27-05-2018 20:33 24 Haziran kimin için “İYİ”? 13-05-2018 14:06 Suriye sahasında,Global Güçlerin Sınavı... 01-05-2018 17:04 Avrupa’nın ikiyüzlülüğü..... 01-04-2018 22:42 Erdoğan'a karşı Yobazlar... 18-03-2018 21:16 8 Mart ve Kadınlar.. 07-03-2018 19:48 PYD/PKK'nın Esed rejimi ile bitmeyen çıkar ilişkisi ve HDP,nin Kongresi... 23-02-2018 20:03 CHP ve İçindeki İdeolojik Tartışmalar.. 12-02-2018 18:46 Afrin,den Sonra... 03-02-2018 21:31 Afrini,e "Zeytin Dalı Harekatı"Operasyonu ve Türkiye'yi ne bekliyor? 23-01-2018 19:38 HDP,nin Geleçeği....ve Dağa çıkışlar neden düştü? 12-01-2018 18:15 Meral Akşener tarzı siyaset 27-12-2017 21:45 FARKLI YAŞAM TARZI ve AHLAK,LA İLKESİ OLMAYANLAR.. 15-12-2017 07:53 Erdoğan Tarzı Siyaset 27-11-2017 10:25 Bahçeli Tarzı Siyaset 15-11-2017 05:42 Türkiye nasıl ayrıştı ve kutuplaştı ? 02-11-2017 05:11 Irak'ın Geleceği ve Kürtler 20-10-2017 05:17 AVRUPA'DA IRKÇILIK,YABANCI DÜŞMANLIĞI,''SOROS'' ve GELECEK... 10-10-2017 05:09 Avrupa birliğini bekleyen tehlike ve Almanya... 28-09-2017 05:37 Gandhi ve bizimkisi... 09-08-2017 05:35 Suriyelilerin çilesi ve .... 25-07-2017 05:37 Kurye Berberoğlu ve "Adalet"kim için ? 11-07-2017 05:43 Neden Solu tartışacak kadar demokrat olamıyoruz ? 28-06-2017 05:44 Aslında Hepimiz Bir Parça Milliyetçiyiz 14-06-2017 13:21 AK PARTİ NE YAPMAK İSTİYOR ? 31-05-2017 05:15 CHP’DEKİ GELİŞMELER ... 15-05-2017 05:11 16 Nisan’ın kaderi.. 04-05-2017 05:15 Referandum yada “Pirus zaferi” 24-04-2017 05:12 REFERANDUM'UN BÖYLE OLACAĞI BELLİYDİ.. ÇÜNKÜ; 12-04-2017 05:40 Referandum ve Kürtler 01-04-2017 19:41 8 MART ve KADINLARIMIZ... 06-03-2017 16:08 ''AYDIN''LARIN TEK YANLI TERCİHLERİ ile ''OHAL ve KHK'' LER.. 24-02-2017 12:39 2016'da Türk dış politikası ve Ekonomi karnesi.. 13-02-2017 05:14 BAŞKANLIK SİSTEMİ ve YENİ ANAYASA 30-01-2017 05:07 FETÖ ve YANDAŞLARININ UTANMAZLIĞI... 16-01-2017 05:50 PKK ve PYD/YPG’nin yenilgisi ve HDP.. 03-01-2017 05:16 FIRAT KALKANI OPERASYONU ve SON GELİŞMELER 23-12-2016 05:11 Laiklerin demokrasiyle imtihanı ve Birlikte yaşamın kuralları.. 12-12-2016 05:26 25 Kasım ve Kadınlar.. 28-11-2016 05:44 Leila(Leyla) ve Diğer Kadınlar.. 14-11-2016 08:11 YALNIZLIK ÜZERINE ve BABAM ! 31-10-2016 08:22 İNSAN OLMANIN ZORLUKLARI.. 17-10-2016 05:15 BATININ AK PARTİ KARŞITLIĞI NEDENDİR? 26-09-2016 05:21 Filistinli Ömer ve Cenneti Beklerken ! 13-09-2016 08:31 15 Temmuz; ''SOL'um diyenlerin,cenaze törenidir.. 29-08-2016 10:07 Gülen hareketi neden ABD’yi mesken seçti ? 09-08-2016 08:23 ONUR GECESİ ve SONRASINA DAİR... 26-07-2016 07:50 Türkiye neden başaramıyor? 13-07-2016 06:40 ABD'NİN DIŞ POLİTİKASI ve AVRUPA.. 29-06-2016 05:35 Tuz kokarsa ne Olur ? veya; Kendini kandırmanın ..... 17-06-2016 08:35 Üniversiteler gelişmeden Türkiye değişir mi? 06-06-2016 05:22 Fikirler-Demokrasi ve Özgürlükler ..... 24-05-2016 05:12 Refiklerin darbesi veya Bu sistemle buraya kadar 13-05-2016 07:11 Demokrasi taksimde gösteri yapma özğürlüğündenmi ibaret ? 02-05-2016 06:17 İslam Zirvesi ve Terör saldırıları.. 1 22-04-2016 06:45 Çözüm için hazırlarmış! Kiminle müzakere edecekler? 12-04-2016 05:52 TÜRKİYE'NİN RUH İKİZLERİ 01-04-2016 13:30 SOSYALİST SOL ve KÜRT MESELESİ,NE BAKIŞI ÜZERİNE 20-03-2016 11:03 8 MART ve KADINLAR 08-03-2016 06:03 Türkiyelileşme dediğin Böyle olur... 26-02-2016 06:13 GEÇ KALMIŞ BİR YAZI ; ''YETMEZ AMA EVET' 15-02-2016 06:09 BASIN-GAZETECILIK ve BEN 04-02-2016 06:09 TÜRKİYE; GERÇEK SOLUNU ARIYOR ! 25-01-2016 06:05 AYDIN OLMAK... 15-01-2016 06:12 Demirtaş'ın Hayalleri Hendeklere Gömüldü. 05-01-2016 06:21 PKK/HDP'NİN ''TÜRKİYELİLEŞMEK'' SEVDASI BURAYA KADARMIŞ! 21-12-2015 06:05 Faili malum cinayetlerine Tahir Elçi,de .... 11-12-2015 09:34 ÇEKİRGE BİR SIÇRAR,İKİ SIÇRAR,ÜÇÜNÇÜ,DE ''ONE MİNUTE'' 30-11-2015 06:03 GANDİ KİM? Kılıçdaroğlu ...? 20-11-2015 06:08 ''OSMANLI TOKATI''NIN BÖYLESİ,AKIL VERİRMİ ? 10-11-2015 05:56 1 KASIM ve SONRASI 29-10-2015 10:17 ANKARA KATLİAMI ve ''OLAĞAN ŞÜPHELİLER'' 19-10-2015 05:05 Tarihin vakti çok,ama bizim...!! 07-10-2015 05:18 KCK SÖZLEŞMESİ yada NiYE CiZRE ? 25-09-2015 09:10 TARİHTE ZORUN ROLÜ ve EZİLENLERİN BAŞKALDIRISI... 14-09-2015 05:12 “Tanrım bu son çılgınlık olsun” 02-09-2015 07:30 Kandil Ateşle Oynuyor 19-08-2015 12:32 BARIŞIN YOLU,AK PARTİ KARŞITLIĞINDAN MI GEÇİYOR? 04-08-2015 05:16 Amaç ''İnsanlığın umudu Rojava Devrimi” değil, Türkiye’yi Suriyelileştirmektir!.. 24-07-2015 06:47 Oyunu görmek yetmez, bozacak irade gerek 14-07-2015 05:11 AK PARTİ'NİN KAYBI,MUHALEFETİN BAŞARISINDAN DEĞİL,KENDİ SUÇUDUR! 03-07-2015 06:09 Türkiyelileşmek Sevdası, Emanet Oylar Ve HDP’nin Sancısı 21-06-2015 17:49 8 HAZİRAN'DAKİ TÜRKİYE... 10-06-2015 08:17 7 HAZİRAN GEÇESİ GERİYE KALAN ''KUM BİRİKİMİ'' Nİ ,KİM(KİMLER) KALDIRAÇAK ? 29-05-2015 05:01 AK Parti; 7 Haziran Sonrası ''Yeni Türkiye''yi Kurabileçekmi? 18-05-2015 05:20 CHP'İNİN SEÇİM VAATLERİ ya da HAZİRAN SINAVI.... 04-05-2015 19:03 7 HAZİRAN YOLUNDAKİ HDP... 23-04-2015 17:50 AK PARTİ'Yİ İKTİDARDAN ALMAYA,BU YÖNTEMLER ÇARE DEĞİLDİR!.. 13-04-2015 05:00 Birlikte yaşamak demokratikleşmeye bağlıdır.. 30-03-2015 04:59 CHP’de Kürt Olmak.. 18-03-2015 12:58 DÜNYA'DA VE BİZDE KADIN HAKLARI.. 06-03-2015 06:08 HAZİRAN SEÇİMİNDE AKP-HDP NE YAPMALI.. 27-02-2015 06:29 AVRUPA'DA GÖÇMEN EMEKÇİLERİ BEKLEYEN SORUNLAR.. 16-02-2015 06:03 KOMŞUDA SİRTAKİ,BİZDE BİR ADIM İLERİ,İKİ ADIM GERİ... 04-02-2015 11:57 EMPERYALİZM'İN YENİ MAŞASI PEGİDA (x) 22-01-2015 06:03 ARSIZ'IN YÜZÜNE TÜKÜRMÜŞLER ... 10-01-2015 13:27 Özgür olmayan basın 28-12-2014 13:41 Sayın Yusuf Çöplü; 17-12-2014 06:08 ''ÇÜNKÜ SEVİYORUM!'' 05-12-2014 06:25 ALEVİ KİMLİĞİ; ÇÖZÜMÜNDE GEÇ KALINMIŞ BİR SORUNUMUZDUR.. 22-11-2014 14:24 ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ? 12-11-2014 06:05 BİRLİKTE YAŞAMA İRADESİ NASIL OLUR ! 31-10-2014 06:32 PKK ÜÇGENİNDE (KANDİL-KCK-HDP) ÖCALAN'IN STATÜSÜ 19-10-2014 11:49 KANAYAN YARA ORTA DOĞU! ve TÜRKİYE BEKLENTİLERİ ÜZERİNE.. 07-10-2014 07:02 CHP,NİN 6 OK SEVDASI ve SOLCULUĞU.... 23-09-2014 18:54 TATİLDEN NOTLAR.. 14-09-2014 06:12 İNSAN OLMAK 25-08-2014 06:06 İYİKİ KÜRTLER VARMIŞ!. 05-08-2014 20:31 Değişmeyen parti değişimi savunamaz 21-07-2014 05:39 Ne kadar demokratız? 07-07-2014 19:53 ''ÇATI ADAY'' I ve BAZI SORUNLARA DAİR.. 27-06-2014 05:22 AK PARTİ MİSYONUNU ÇANKAYA,DA NE BEKLİYOR?.. 12-06-2014 12:51 SATIN ALINAMIYAN YETENEK... 11-06-2014 18:01 SOMA FACİASI'ndan dersler çıkarabileçek miyiz? 22-05-2014 16:39 CHP'nin ÇIKMAZI ve BEKLEYEN SORUNLAR.. 05-05-2014 21:31 Yerel Seçimlerde, Pazarcık-Gölbaşı-Besni Kavşağı 22-04-2014 18:34 Seçim Sonuçlarının Kısa Analizi 14-04-2014 07:45 Her Seçim’ den Sonra..... 07-04-2014 18:09
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 14 7
  • 2 Sivasspor 12 7
  • 3 Trabzonspor 12 7
  • 4 Konyaspor 12 7
  • 5 Fenerbahçe 11 7
  • 6 İstanbul Başakşehir 11 7
  • 7 Antalyaspor 11 7
  • 8 Gaziantep FK 11 7
  • 9 Yeni Malatyaspor 10 7
  • 10 Galatasaray 10 7
  • 11 Göztepe 9 7
  • 12 Beşiktaş 8 7
  • 13 Denizlispor 8 7
  • 14 Çaykur Rizespor 8 7
  • 15 MKE Ankaragücü 8 7
  • 16 Kasımpaşa 7 7
  • 17 Gençlerbirliği 3 7
  • 18 Kayserispor 3 7
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA