FIRAT KALKANI OPERASYONU ve SON GELİŞMELER


Bu makale 2016-12-23 05:11:23 eklenmiş ve 764 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Fırat Kalkanı operasyonu, tartışmasız bir şekilde Türkiye’nin bölgesel güç olduğunu gösterdi. Bölgesel gücün bölgesel hegemona dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek.Bölgesel gücün aktörü kuşkusuz Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Operasyonla birlikte daha iyi anlaşıldı ki, TSK 14 Temmuz’dan daha güçlü bir noktadadır. Operasyonun başarılı ve çok seri bir şekilde icra edilmesi, 15 Temmuz ihanetinin yarattığı travmanın çabuk atlatılacağının işareti oldu.Operasyon TSK için büyük bir moral ve motivasyon yarattı. Bu yüzden TSK’daki yeniden yapılanma artık sancılı değil daha istekli ve azimli bir şekilde gerçekleştirilecek.
Her müdahale Suriye krizini daha da derinleştirdi.Ancak olaylar farklı bir şekilde gelişti. Suriye denklemi, çok bilinmeyenli bir denklemden ziyade, çok sayıda farklı siyasi aktörün müdahil olduğu bir satranç oyununa dönüştü.  Üstelik Suriye, artık sadece yerel aktörlerin kendi aralarında top oynayıp paslaştıkları bir oyun değil, dünyanın global ve hegemonik güçlerinin de bizzat taraf olduğu bir çekişme alanı. Çünkü Suriye’deki güç dengesinin değişimi, Soğuk Savaş döneminin iki hegemonik gücünün çıkarlarını, lehte veya aleyhte değiştirme potansiyeline sahip. Neredeyse İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, Ortadoğu’daki enerji güvenliği ve enerji nakil hatlarının belirlenmesinde ABD belirleyici bir konuma sahipti.Bugün Rusya, İran’ı da arkasına alarak ABD’nin bu avantajlı konumuna ya son vermek veya en azından ortak olmak istemekte. Kabul etmek gerekir ki Rusya bu amaca ulaşmak açısından uzunca bir yol kat etmiş bulunuyor.   
İki temel aktörün bölge üzerindeki politikalarının hayat bulmasında, onlarla ittifak halindeki yerel unsurların büyük bir önemi var. Rusya’nın, Suriye paylaşım savaşında İran ve Alevistan ile ortak hareket ettiği aşikâr.Tabii bu blokun karşısında,ABD, Türkiye,Suudi Arabistan ve Katar’dan oluşan bir yapı bulunmaktaydı.Ancak ABD’nin öncülük ettiği bloku,Türkiye’de barış sürecinin akamete uğramasıyla kendi içinde ciddi sorunlar yaşadı.PKK,Kürt hareketinin sivil siyaset zemininde büyük fedakârlıklarla elde etmiş olduğu tüm kazanımlarını hendek ve çukurlara gömme politikasıyla heder etme kararı aldığında,Türkiye de daha düne kadar Ankara’da muhatap aldığı PYD’yi terör örgütleri listesine aldı ve Suriye politikasında ABD’den ayrı bir kulvara geçti. Çünkü Türkiye, ABD’nin de PYD’yi bir terör örgütü olarak görmesini, dolayısıyla IŞİD’e yönelik mücadelesinde kendisi ve ÖSO ile hareket etmesini istiyordu. Ancak ABD, IŞİD ile mücadelede en etkin güç olarak kabul ettiği PYD’den vazgeçmek istemedi.Batı bloku kendi içinde bu sorunları yaşarken, Asya bloku Suriye paylaşım savaşında gün geçtikçe daha çok mevzi elde etmeye başladı.
Özellikle son günlerde Rusya, İran ve Suriye blokunun Halep kentine yönelik ağır bombardıman ve saldırılarının iki temel nedeni bulunmakta: 1- Halep’i müstakbel Alevistan devletinin savunma hattı olarak sağlama almak; 2- Fırat Kalkanı operasyonunun, Alevistan’ı tehdit edecek bir yapılanmaya doğru genişlemesinin önüne geçmek.3-Halep’in tamamı muhaliflerin elinden çıktığında ve Suriye Halep’te yeniden denetimi sağladığında, yarın kendisini tehdit edecek güçlü bir Sünni devletin ortaya çıkmasını engellemek adına El-Bab’ı da almaya çalışacak. Tabii Suriye El-Bab’ı almaya kalkıştığında, Türkiye Suriye’ye neden orayı alıyorsun demezse. 4-Hattâ Suriye, Sünni fay hattının zararını daha da azaltmak ve biraz da Türkiye’yi kışkırtmak adına, Afrin ve Kobani kantonlarının birleşmesi bağlamında PYD’nin El-Bab’ı almasına bile göz yumabilir.Çünkü Alevistan’ın kaderini Kürtlerin Suriye’deki statüsü belirleyecek.5-ABD, Suriye paylaşım savaşında bundan sonraki politikasını, öncelikle Ortadoğu’daki enerji kaynaklarının nakil güzergâhları üzerindeki kontrolünü esas alarak şekillendirmeye çalışaçak.İşte Rusya ve ABD’nin bölgedeki çekişmesi de bu minvalde gerçekleşecek.Unutmayalım ki Türkiye halen doğalgaz meselesinde Rusya’ya bağımlı bir durumda. Çünkü Türkiye ihtiyaç duyduğu doğalgazın yüzde 55’ini Rusya’dan temin etmektedir.
Hürriyet gazetesinden Cansu Çamlıbel’in 5 Aralık 2016’da Trump’ın ekibinde yer alan Mary Beth Long ile yaptığı röportajda, ABD’nin Suriye denkleminde Kürtleri “tampon bir güç” olarak gördüğü ve yeni başkanın Suriyeli Kürtlerin özerkliğine karşı olmadığı dile getiriliyor.Long,ABD’nin Iraklı Kürtlerle ilişkisinin farklı bir boyutta olduğunu dile getirdikten sonra röportaj şu şekilde devam ediyor:
Mary Beth Long: Bakın! Erdoğan’ı endişelendiren asıl meselenin Suriyeli Kürtler olduğunu biliyoruz...ABD’nin Kürtlerin temsil ettiği tampon bölgeden vazgeçebileceğini sanmıyorum. Kürtler muhtemel kriz sonrası Suriye’de (ya da adına ne derseniz deyin), Rusya-İran-Esad ortaklığındaki düşman yapıyla arada tampon olacaktır. Ben ABD’nin bu tamponu kaybetmek isteyebileceğini sanmıyorum. Bu, bence Erdoğan’ın da değerlendirmesi gereken bir konu… Sonuçta bahsettiğimiz bu yapılar Türkiye ile sınır olacak. Erdoğan, Rusya-İran-Esad ortaklığındaki yapıyla arasında bir tampon olmasını ister mi, ya da bu nasıl bir tampon olmalı? Kürtler bu tampon bölgenin içinde olmalı mı? Türkiye’nin Irak sınırı da benzer bir belirsizlikle karşı karşıya. Kürt bölgesi bağımsızlığını ilan etsin ya da şu anki haliyle kalsın, aşağıdaki Şii İran destekli kukla devletle Türkiye arasında bir tampon olacak… 
Son olarak şunu belirtmek durumundayım: Türkiye’nin asla tedirgin olmasına gerek yok, çünkü Türklerin ve Kürtlerin kaderleri ortak, yurt ve toprakları bin yıldır müşterek.  Tahterevallinin bir ucuna Irak ve Suriye Kürtlerini, öbür ucuna da Türkiye’nin batısındaki Kürtleri koyduğunuzda, tam olarak birbirlerini dengeleyecek bir nüfus oranı göreceksiniz. Arap petrolü nereye akar bilemiyorum; ancak Kürt petrolü ve doğal gazının güzergâhı bellidir. Başkan Barzani’nin Türkiye ile on yıllık, hattâ elli yıllık anlaşmalar yaptığını söyleyenler var. Ben, Türkiye’nin eninde sonunda Irak Kürtleri meselesinde olduğu gibi Suriye Kürtleri meselesinde de dış politika dümenini olması gereken yöne doğru çevireceğine inanıyorum. İttihat ve Terakki’nin devamı niteliğindeki partilerden bir umudum yok; ancak Adalet ve Kalkınma Partisi daha önce bunu başardı.  Ayrıca Donald Trump’un “Ben Kürtlerin büyük bir hayranıyım… Erdoğan'la Kürtleri bir araya getiririm” sözlerine de umutla bakıyorum.
Peki,düne kadar; Suriye kaosunda farklı cephelerde duran, ama ikili ilişkileriyle birbirine bağlı Rusya ile Türkiye arasında yaklaşık bir yıl önce Rus Su-24 uçağının düşürülmesiyle başlayan gerilim,nasıl olduda,çözülmüş görünüyor; 1-Kimse o kötü günlere dönmek niyetinde değil; kandan kına yakılmıyor çünkü. İntikamlar da sineye çekilebilir, hele “hatâ yaptık, özür dileriz” demişseniz.2-İki ülke ilişkilerindeki düzelme sonucu “Halep’te varılan çözüm” de..Neredeyse Suriye’de genel bir çözümün sinyalleri gibi okunuyor; bu da barış umudunu canlandırıyor.3-Saldırı tam da bu sırada, karşılıklı tahliyeler bütün provokasyonlara rağmen sürdürülürken gerçekleşiyor.22 yaşında bir özel harekat polisi,Kameralar önünde gerçekleştirdiği eylemini, Suriye ve özellikle de Halep’teki Rus kıyımına cevaben düzenlediğine ve sonunun ölümü olacağına dair açık bir ajitasyonla tamamlıyor.. 4-Kimsenin aklına “bu sizin memurunuz, bunu siz yaptınız” demek gelmiyor, çünkü bunun oldukça saçma bir iddia olacağının herkes farkında. 5-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tweeti özetliyor; “Karlov suikastı, Türk-Rus ilişkilerine yönelik açık bir provokasyondur.”
Büyükelçi suikastını "Moskova ve Ankara arasındaki oyunun kurallarını değiştiren ittifakı önlemek için yapılan başarısız bir girişim" diye niteleyen Times yazarı Boyes,Türkiye, Rusya ve İran'ın birbirleriyle en iyi dostlar olmasa bile, kendilerini Suriye'deki güç bölüşümü için konumlandırdıklarını anlatığı makalesinde; "Erdoğan'ın son beş yıldır Esad karşıtlarına yardım ettiğini, İran ve Rusya'nın ise Esad'ı iktidarda tutmak için mücadele ettiğini'' hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor;''Bölgedeki en kör diplomat bile kuralların yeniden yazıldığını görüyor..Şu anda Esad'ın geleceği Türk lider için biraz daha önemsiz bir öncelik. Önceliği Türkiye-Suriye sınırındaki bölgelerin, ayrı bir Kürdistan için yerleşimleri birbirine bağlamaya çalışan, Kürt YPG örgütü için bir sıçrama tahtası olmaması. Ankara ve Kremlin arasında perde arkasında kurulan temaslar, cephede değiş tokuşlar üretti...  Suudi Arabistan Yemen'deki savaşına konsantre olurken, Katar Türk desteği olmadan adım atamaz...''  diyen Boyes, ''Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yönünü içine oturmuş bir Avrupa'dan Vladimir Putin'e çevirebileceğini vurgulayıp..'' Erdoğan'ın Şangay İşbirliği Örgütü'ne girme niyetinden bahsettiğini söylüyor ve "Erdoğan Donald Trump yönetiminin dikkatini çekmek için blöf de yapıyor ...Batı'yla ilişkileri minimuma indirerek kendini garanti altına alabiliyor olabileceğini, yumurtalarının çoğunu Putin'in sepetine koyarken, ABD'yle ilişkileri NATO üzerinden ..AB'yle ilişkileri de istediği gibi açıp kapattığı bir mülteci anlaşması üzerinden yürütebileceğini'' de vurguluyor ve ''Amerikan sistemini okumaları Trump'ınh güçlü lobilerin esiri olacağı'' yönündedir.Bundan dolayıda; ''Her ikisi de ayakta kalan liderler ve 2024'e dek iktidarda kalabilirler. Bu, Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek ve bozulmuş bir Batı'nın bölgede hızla kaçışını izlemek için yeterli zaman."dır diye vurgu yapıyor..
Sonuç olarak,Sabah'ın haberine göre;Terörist Gülen'in Büyükelçi Karlov'un öldürülmesinden bir gün önce yayımladığı son vaazı adeta saldırının talimatı olduğunu taraflar paylaşıyor..Çünkü; Bir gün sonra Karlov suikasta uğradı.
Fettullah ise vaazında; "Hizmet için her şeye katlanmaya razıyız Allah'ın inayet ve keremiyle... İntihar etmenin ne büyük günah olduğunu ben Allah'ımdan Peygamber'imden öğrenmişim. Ama muhal farz eğer böyle bir şey düşünülecekse, düşünülürse bu hizmete karşı ve sizin korunmanıza karşı yapılır. Eğer yapılacaksa böyle bir fedailik, çarparız kendimizi ateşe ve yok oluruz. Arkadaşlarımız, eğer buna kadar biz istişare ediyorsak, bu meseleyi de istişare etmelidirler. Ahengi bozmamak için kabul edilmez bu tavırları, Allah için kabul etsinler" diyordu.. 
Yeni gelişmeleri birlikte izleyeçeğiz...Temennimiz,''Analar ağlamasın!''..

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri