Saniye Kısakürek
Saniye Kısakürek
Giriş Tarihi : 27-12-2016 05:39

YOL İZLENİMLERİ

Evlerin birindeyim. Gecenin saat dördünde şehirlerarası bir yolun kenarında uyanıyorum yatağımdan. Uzaktan bir kamyon kokusu geliyor. Genzimi yakan koku bir sigara tiryakisi gibi beni yollara çağırıyor. Gitmeliyim, yollar beni çağırıyor.

Çıktığım uzun yolculuklardan birindeyim. İşte düştüm yola. Ağır geçen bir kışın akşamında otobüs hareket ediyor. Pınarbaşı’na geldiğimizde bir mola vermişiz meğer. Bastığımız yerler elmaslar saçılmış gibi ışıl ışıl. Gece yarısı saat 12’de, ağır bir kış mevsiminin tam ortasındayım.

Meraklı bakışlar beni çember altına alıyor, ben hava almaya çıktığım sırada. Mola yerimiz köhne bir yapı. Uyduruk bir lokanta, tahta masalar, eski sandalyeler. Yanında küçük bir büfe. Soğuk havayı keskin bir bıçak gibi duyumsuyorum şimdi. Adım atmaya cesaret gerek bu buzlu yollarda.

Yatağımdan kalkıyorum usulca. Pınarbaşı yazları bile soğuk olurdu diyorum içimden. O yolların bir içtenliği vardı. Bütün tek şeritli yollarda olduğu gibi. Sanki yollar yaşıyordu, canlıydı. Şehirlerin içinden geçer böyle yollar. Yanlarından geçip gidiverdiğimiz evlerde ışıklar sönmez, sobalar tüter. Yol kenarlarında satılan eşyalar, yiyecekler bize hiç varılmayan bir dünya gibi gelir bize.

Önümüzde giden kamyon gecenin soğuğunda sırtına yüklerini almış yaşlı bir çobana benziyor. Kamyonun alt tarafında tekerlerin arkasına takılı bir tabela dikkatimi çekiyor. Perdeyi aralamış bir kadın. Kadın karikatürize edilmiş, gerçek dışı. Bu uzayan yollarda onların tek yoldaşı. Kamyona, kenarlarını süsleyen gözler de eklenmiş. Meğer bu gözler geçmişi ilk çağlara dayanan simgesel bir anlamı barındırmaktaymış içinde. İlk çağlarda uzun yolculuklara çıkan gemilerin her iki tarafına da bir göz figürü eklenirmiş. Bunlar o gemiyi fırtınalardan, yağmacılardan koruduğuna inanılan Tanrı’nın gözleriymiş inanışa göre.

Yolun bilmediğim bir bitim noktası var. Çünkü o bitim noktasında uykunun en derin yollarını keşfetmekteyim. Tekli yollar otobana girişle sona eriyor.

Otobanlar koca şehirlerde yalnızlaşan insanlar gibi. Kenarlarındaki demirler hem güvenliği hem de içinden çıkılmayan darlaşmış dünyaları hatırlatıyor. Mükemmelliğinden emin, aynı zamanda şehirlerden uzak sadece ulaşılması gereken noktaya vardıran yollar. Hiçbir yaşam belirtisi yok. Üzerine yattığı toprağı kurutmuş gibi.

Uyanmak istiyorum artık, otobanın kömürleşmiş yüzünü unutmak istiyorum.

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA