REFERANDUM'UN BÖYLE OLACAĞI BELLİYDİ.. ÇÜNKÜ;


Bu makale 2017-04-12 05:40:36 eklenmiş ve 510 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

"Evet’in ve hayır’ın en etkili beş ismi" başlıklı yazısında Ahmet Hakan,hayır'ın başta gelen isimlerini şöyle saydı: Deniz Baykal, Metin Feyzioğlu, Muharrem İnce, kumpas mağduru askerler ("FETÖ’nün kumpasına" maruz kalan bir grup asker, 'hayırlı konvoy' adını verdikleri bir konvoyla Anadolu’yu dolaşıyormuş) ve MHP'li muhalifler (Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ, Koray Aydın, Yusuf Halaçoğlu vs).Yani CHP'liler,MHP'liler ve askerler.Yani devletin,derin devletin,Kemalizm'in siyasî sözcüleri ve silahlı güçleri.Yani "Hiçbir şey değişmesin, mevcut devletimiz mükemmeldir" diyenler. 
Peki bu kişilerle,evet diyen diğer beş ismin  düşünçeleri arasında ne fark var diye araştıraçak olursak,Ben;Bunların istediğini yapmamak gerektiğini düşünürdüm ve "hayır" demezdim.Çünkü, MHP'nin astığı büyük flamalarda  : "Evet - Anayasa'nın ilk dört maddesi değişmeyecek!"..Peki,neyi tartışyor o zaman bunlar?...Yani,hayır’ın en etkili beş ismi de ilk dört maddenin değişmesini istemiyor, Evet'çiler de istemiyor!..Hayır’ın en etkili beş ismi de Anayasa'daki "Türk" vurgusunun muhafaza edilmesini istiyor, Evet'çiler de istiyor!..Beş isim de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik bir yöntemle çözülmesini istemiyor, Evet'çiler de istemiyor!...Suriye'de savaşmak konusunda bir görüş farklılığı var mı aralarında? Yok... Suriyeli göçmenlere karşı ırkçı yaklaşım açısından fark var mı? Yok..."Tek adam" meselesinde mi ayrı düşüyorlar? Türkiye tarihinin tek hakiki tek adamı olan Mustafa Kemal hakkında Deniz Baykal'ın veya " kumpas mağduru" askerlerin herhangi bir olumsuz düşüncesi olduğunu sanmıyorum! Belli ki Evet'çilerin de yok.Yani sonuç olarak,önde gelen Hayır'cılar ile Evet'çilerin tek farkı, Başkan'ın kim olacağıyla ilgili.Mesela "Başkanlık sistemine geçilecek ve Baykal Başkan olacak" denilse, önde gelen Hayır'cıların hepsi o saniye Evet'çi olur!.. 
Yine düne kadar; ''KAVGA etmiyorlardı..Polemikten kaçınıyorlardı/“Sayın Cumhurbaşkanı” diyorlardı/ “AK Partili kardeşlerimiz” diyorlardı/“Hayır diyen de evet diyen de bizimdir” diyorlardı/ Bayraklarını çıkarmıyorlardı/ Particilik yapmıyorlardı /Miting bile yapmıyorlardı/Düşük profil gidiyorlardı/ Kutuplaşma isteyenlere koz vermiyorlardı/Görünmez olmaya çalışıyorlardı/ Dikkat çekmemeye özen gösteriyorlardı.Kısacası...Akıllıca hareket etmeye özen gösteriyorlardı..Referandum tartışmaları hız kazanıp sonuçun nasıl olaçağı belirlenmeye başlayınça,daha fazla dayanamadılar.Saçma sapan bir denize dökme lafı edip karşı tarafa “al da at” pası vererek...Kendilerine şarkı vermeyen sanatçıya “korkak” falan diye çemkirerek...Durup dururken ve hiç gereği yokken “kontrollü darbe” geyiği çevirerek...Yine kanıtlayamayacakları türden gereksiz iddiaları dillendirerek...CHP,Dümeni resmen ‘evet’e kırmadımı?..
Bu konuda CHP,sinin Konya Milletvekili Dr. Mustafa Hüsnü BOZKURT,u tebrik etmek gerekir..Partisine ait televizyon kanalında (Halk TV) bir programa katılarak,Anayasa değişikliği hakkındaki görüşleri ile milleti aydınlatmaya çalıştı..Dostlar arasında olmanın verdiği cesaretle “ Ben biliyorum, bu millete güvenmek gerek. En az yüzde 60-65 ‘hayır’ çıkacak. Ama arkadaşlar, de ki, ‘evet’ çıktı, kimse heveslenmesin kardeşim. Biz yine Samsun’dan başlarız, Amasya’ya gideriz, Sivas’a gideriz, Ankara’ya geliriz. Oradan Sakarya’ya, Dumlupınar’a… Sizi İzmir’e kadar kovalamazsak, anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın. Sizi de, yedi göbek sülalenizi de, bütün emperyalistleri de yine İzmir’den denize dökeriz...Bu bir anayasa değişikliği değildir. Anasından helal süt emen bunu sahiplerinin suratına çarpar. Siz hiçbir şekilde bu devleti bu milleti yönetemeyeceksiniz! İzin vermeyeceğiz! Siz kimsiniz!..Hadi lan ordan, defolup gidin başımızdan be!.. Çıkmayacak, adım kadar eminim. De ki Evet çıktı, kimse heveslenmesin kardeşim…Biz gene Samsun’a çıkarız,ulan sizi İzmir’e kadar kovalamazsak, sizi de sizin yedi göbek sülalenizi de…Ahanda şuraya yazıyorum: Evet çıkarsa, isterse yüzde seksen çıksın, kalan % 20’mizle o % 80’in tek tek hepsini, bununla kalmayıp hepsinin yedi göbek sülalesini şeytmezsek, buna bizim dışarıdaki güçlerimiz fuck diyor, bi kere de değil, defa’aten ananızı dininizi hem de…Yedirir miyiz lan biz bu memleketi size?..Atatürk gelse o da yedi göbek sülalenizi şeyeder be sizin, şeyttirin gidin şurdan be, vatandaşım geçinen cahil cühela kömürcüler, kendini ve oy’unu satan oyunbaz aşşaağlıklar…Milletmiş…Ney’imin milletiydi bunlar, başkanım?..Utanmadan kalkmış bizden başkanlık istiyorsunuz.Kaç paralık adamsınız be siz?...Siz kaç paralık adamsınız be? Yokolup gideceksiniz! Ve göreceksiniz bir yılda bu ülkede iktidarı kuracağız…Bu memleketi sizin gibi haramzadelere teslim etmeyiz!Kaç paralık adamsınız siz be? Terbiyesizler!...Evet çıkarsa bedelini ödetiriz...'' diyerek,aydınlatmanın yerine,kepazelik şovu yaptı..
Yani; Referandum seçmenini tehdit ediyor, topumuza açıkça küfrediyor, bi de doktor olacak…Uzmanlığını Gata’da yapmış,Konya asker hastanesinde çalışmış,belli ki bu albay,ın üslubu oradan. Yani asker dediğin de iki tür, bi sahicisi, vatanı koruyan, biri darbe (ihtilal) yapanı, saygınlığı kendinden menkul vekil, ikincilere yazılmaya hevesli Albay…Sonun geld!’i diye haykırıyor ,Cumhurbaşkanına, onu Kaddafi, Mussolini, Hitler’e benzeterek. Kişi,alemi kendi gibi bilirmiş…Evet’çiler düşman askeri,İzmir’de denize dökülecekler…Yunan askeriyle eşleştirdiği Evet cephesini.Tehditkar ve küfürbaz!.. 
Bu hırçınlığına rağmen,yaptığı konuşma ile;Kutuplaşmanın geldiği çerçeveyi berraklaştırmaya çalışarak,CHP’den ne köy ne kasaba olamıyacağını kimbilir kaçıncı defa gözler önüne serdi. Kemalizmin devrimci mirası denen şeyin nasıl bir kambura,ölü bir ağırlığa dönüştüğünün altını çizdi. O cenahtan ilerleme ve demokratikleşme adına hiçbir şey beklenemiyeceğini ispatladı. AKP’nin hatâlarının düzeltilmesi (ve meselâ şimdiki anayasa değişikliğinin de zaman içinde tekrar değiştirilebilmesi) dahil her türlü atılımın, bu memleketin AKP tabanını da oluşturan İslâmî çoğunluğunun kendi demokrasi ve özgürlük serüvenini kendince, sindire sindire, tartışa tartışa, aşağıdan yukarı yaşamasına bağlı olduğunu bütün toplumun yüzüne vurdu.Adam,İnkılâp Tarihi dersini iyi çalışmış. Olay ve mekânların sırası asla rastgele değil.Bu nedenlede konuşmasının kasıtlı ve planlı olduğu yadsınmaz bir gerçektir..  
Bugün Türkiye,de tartışılan konularda bu konuşmaların merkezini teşkil etmiyormu? ;“Siz hiçbir şekilde bu devleti bu milleti yönetemeyeceksiniz! İzin vermeyeceğiz! Siz kimsiniz!” ifadesidir.“Siz kimsiniz?  ifadesiyle, muhatabını eşit görmediğini açığa vurmuş olmuyor mu?..Bu suali sorma hakkını kendinde gören şahıs, kendisini ve kendisi gibi olanları hiyerarşik olarak üstün bir makama oturtmaz mı?..Bu nedenlede,karşısında konumlandırdığı kitleyi eşiti olarak görmez. Onun da kendisiyle aynı haklara sahip olduğunu kabullenmez.Aksine, onu tahkir eder, küçük görür; onun her daim kendisine tabi kılınması gerektiğini düşünerek..Yönetme hakkını da,doğal olarak, kendi “üstün” sınıfına ait sayar. Öylesine kör bir inançtır ki bu, başka türlüsünün tasavvuruna imkân vermez.“Millet”e ya da “halk”a sözde değer verilir,ona güvenilir.Lakin fiiliyatta halktan uysal olması,sesini çıkarmaması,rehberlerinin önüne koyduklarına itiraz etmemesi beklenir. Çerçevenin içinde kaldığı müddetçe bir sorun teşkil etmez; ama olur da millet/halk çerçevenin dışına çıkarsa, bu bir sapma olarak görülür ve “sapkınların” bir şekilde yola getirilmesi, tedavi edilmesi gerekir. Nitekim Bozkurt da “Biliyorum, millete güvenmek gerekir” diyor. Fakat hemen ardından, bekledikleri sonucun çıkmaması halinde “Kimse heveslenmesin” diyerek sopasını göstermeyi ihmal etmiyor.
Aynı yolun yolçuları ; ''Adıyaman Barosu ile Atatürkçü Düşünce Derneği'' İlçemiz Gölbaşı,nda ''Referandum ve Anayasa Değişikliği'' konulu konferans düzenledi.konferansa Türkiye Barolar Birliği Genel Başkanı Metin Feyzioğlu ve Prof. Dr. Süheyl Batum konuşmacı olarak katılmış.İnsanın aklına ister istemez; Bu konferansı düzenliyenlerin,CHP ile bağları yokmu? Eğer var ise,bu bağlılık konferansa niçin yansımadı?..CHP,nin İlimiz ve İlçemiz yetkilileri neredeydi?...Yoksa,Fevzioğlu,nun geleçek kongrede başkanlığa aday olabilmenin provalarını yaptığını,CHP ye gönül verenler bilmiyormu?..Biliyorlarsa bu tür konferansların kime yaradığının farkında değillermi?..Ana muhalefet partisinin hali böyle olunça,sandığa oy vermeye gidenler nasıl karar vereçek?.. 
Sonuç olarak;Türkiye,nin enaz AK Parti kadar,sorunlarının çözümüne duyarlı bir muhalefete ihtiyaçı var..Böyle muhalefet olmazsa,her seçim ve referandumdan çıkaçak olan sonuç belli.. Yani,2010 Anayasa değişikliği referandumundaki sonuçun aynısı olaçaktır...Benim oyumun rengini, tanıyanlar biliyor.. ''Yetmez Ama Evet'' Nedenlerini geleçek yazımda açıklamaya çalışacağım..

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri