16 Nisan’ın kaderi..


Bu makale 2017-05-04 05:15:34 eklenmiş ve 462 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

 

Referandum bitti,resmen kesinlik kazanmasına rağmen,tartışmalar devam ediyor.Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı “mühürsüz oy pusulalarının da geçerli kabul edileceği” kararı üzerine fırtınalar kopartılmaya çalışıldı.Yani pusulaya basılmayan bir “mühür”, seçim sonrası gündemi mühürlemiş durumda.
CHP,önçe YSK,na sonra Danıştay,a bundanda istediğini bulamayınça, Anayasa Mahkemesi'ne gitme kararı aldı..Oysa Anayasa'nın 79. Maddesi Yüksek Seçim Kurulu kararlarının itiraz merciinin bulunmadığını tartışmasız bir şekilde vurguluyordu.Buralardan bir sonuç alamayınça, sokakları da harekete geçirmeye çalıştı..CHP yönetiminden daha olgun bir tavır sergileyen CHP tabanı sokağa dökülmeyinçe,son çarteyi,'AİHM'de bulmaya çalışıyor..Sanıyorki; Referandum,dan önçe ''Hayır''ın yanında saf tutan Avrupa devletlerinin kurduğu birlik ona yardımçı olaçak..Konunun içeriğini bilselerdi,Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği,nin görev farklılıklarından haberdar olurlar ve bu sevdadanda vazgeçerlerdi..  
Kısaca açıklayaçak olursam;İkinci Dünya Savaşı ertesinde Avrupa’da kalıcı barışı sağlamak için yürütülen çalışmalar bağlamında “uluslarüstü” yerine “hükümetlerarası” örgütlenmeyi savunagelen Churchill’in adeta kurucu babalığını yaptığı Avrupa Konseyi oluşturuldu.Bu kurum zaman içinde demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarına dayalı Avrupa değerlerini savunan ve geliştiren uzman bir kuruluşa dönüştü. 
Av.Birliğini ise,6 kurucu üyenin(Almanya-Belçika-Fransa-Hollanda-Lüksemburg-İtalya)önçülüğünde,25 Mart 1957 yılında imzalanan Roma Antlaşması’yla “Avrupa Ekonomik Topluluğu” adıyla kuruldu...Bizim üyelik anlaşmamız 1963 yılında,Ankara antlaşmasıyla 15 fasılla başlamış, Almanya,da Merkel,in başa gelmesiylede fasıl 34 e çıkmıştır..Yani 54 yıldır, bu fasılları tartışıyoruz..
Av.Konseyi uzman bir kuruluş görevini üstlendiği için,bugün tam 47 üyesi var.Yani Birliğin üyesi olmayan devletlerde üye ve konseyde bizide 18 üye temsil etmektedir..Bu konularda bugün her vesileyle atıfta bulunulan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokolleri ile sözleşmenin uygulanmasını denetlemek ve yorumlamakla yetkili bir mahkeme olarak kurulmuş olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve içtihatları Avrupa Konseyi’nin bu niteliğini açıkça ortaya koyuyor.
Aslında AB üyeliği için karşılanması öncelikle şart koşulan Kopenhag siyasi ölçütleri AK,nin demokrasi kriterleriyle birebir örtüşüyor. AB’ne aday ülkelerin” istikrarlı ve kurumsallaşmış bir demokrasiye sahip olmaları, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini azınlıklara ayrımcılık yapılmaksızın benimsemeleri” bir yerde AK’ne üyelik koşullarını yerine getirmeleri anlamına geliyor. Nitekim bugüne kadar hiçbir ülke AK üyesi olmadan AB üyeliğine kabul edilmiş değil.O bakımdan AK üyesi bir ülke, “izleme prosedürü” altında değilse, ilke olarak Kopenhag siyasi ölçütlerini karşılıyor demektir.
Bu hususları hatırlatmamın nedeni, AKPM’nin Türkiye’nin 1996-2004 döneminden sonra yeniden izleme prosedürüne tabi tutulmasını öneren Godskesen/ Mikko raporunu ve eki karar (résolution) tasarısını benimsemiş olması. Bu, AB müzakere süreci açısından da oldukça ciddi sonuçları olabilecek bir karar. Nitekim Aralık 2004’de Brüksel’de yapılan AB Zirvesi’nde Türkiye’nin Kopenhag siyasi ölçütlerini yeterli ölçüde karşıladığına ilişkin olarak alınan karar AKPM’nin izleme sürecinden çıkarılmasını temel almıştı. Aradan geçen 13 yıl içinde siyasi kriterleri karşılıyor olduğu halde Türkiye’nin müzakere süreci siyasi gerekçelerle tıkandı.
Türkiye’nin Parlamenterler Meclisi’nde 18 parlamenterle en çok üye bulunduran üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi’nde bu karar alınıyorsa, benzeri bir kararın üyesinin bulunmadığı Avrupa Parlamentosu’ndan (AP) çıkması kaçınılmaz görünüyor. Bu takdirde Türkiye-AB ilişkileri bundan 13 yıl öncesine dönmüş olmakla kalmayacak, ayrıca süresi belirsiz yeni bir bekleme dönemi başlayacak. AKPM’nin tam izleme prosedürü, kısaca “İzleme Komisyonu” olarak adlandırılan üye ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini denetlemekle görevli komisyonuna mensup iki raportörün ilgili ülkeye düzenli aralıklarla ziyaretlerde bulunarak yetkili makamlarla sorunları çözmek için diyalog kurmasını öngörüyor.
Godskesen/ Mikko raporu ve eki karara bakıldığında dile getirilen sorunların çözülmesinin pek de kolay olmadığı görülüyor. Çünkü söz konusu kararda, maruz kaldığı darbe girişiminin üzerinden sadece 10 ay geçtiği halde Türkiye’den AİHS’nin 15. maddesi uyarınca ilan edilen Olağanüstü Hal’in kaldırılması, zorunluluk hali dışında KHK uygulanmalarına son verilmesi ve tutuklu “gazetecilerin” salıverilmesi gibi ivedi önlemler alması talep olunuyor. Raporda ayrıca 16 Nisan referandumunda “hayır” cephesinin başını çeken CHP tarafından dillendirilen kampanyanın eşit koşullarda yapılmadığı ve mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmaması gerektiği iddialarına hak veriliyor. Tüm bu hususlar demokratik ölçütlere aykırı uygulamalar olarak değerlendirilerek Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları bakımından kaygı verici bir gerileme olarak ortaya konuluyor.
AKPM’nin bu yaklaşımı Türkiye’ye tutulan bir aynanın görüntüsünü yansıtıyorsa bu aynanın normal değil “ıraksak (divergent) bir merceği olan iç bükey bir ayna” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü normal bir ayna olsaydı, aynı zamanda, hatta daha önce Fransa’nın 13 Kasım 2015’de 130 sivilin yaşamını yitirmesine yol açan Paris’teki terör saldırılarından bu yana ve Temmuz ortalarına kadar defalarca uzatılmış olan olağanüstü hal uygulamasından duyulan kaygı da dile getirilir ve bir an önce kaldırılması gerektiğinin altı çizilirdi. Unutmayalım ki Fransa bu dönemde iki turlu Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri yapıyor. Maruz kaldığı saldırılar ne kadar ciddi olursa olsun, Türkiye’nin asker sivil bürokrasisi içine sızmış ajanlar tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan darbe bir yana, toprak bütünlüğüne yönelik çoklu terör saldırılarıyla hiçbir şekilde karşılaştırılabilecek boyutlarda değil.
Kaldı ki demokratik standartlardan uzaklaşma söz konusu edilecekse, AK üyelerinin büyük çoğunluğunun 15 Temmuz’da AİHS’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesini açıkça ihlal etmiş ve darbe girişimi başarısızlığa uğrayınca kaçarak ülkelerine sığınmış olan darbecilerin Türkiye’ye iadesinden kaçınmaları öncelikle dile getirilerek kınanmalıydı. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik saldırılarda bulunan PKK’nın militan ve sempatizanlarını ülkelerinde barındıran AK üyelerine de ciddi eleştiriler yöneltilmeliydi.
Söz konusu üyelere yukarıdaki gerekçelerle yöneltilmesi gereken eleştirilerin yapılmaması ve tam aksine Türkiye’nin hedef tahtasına oturtulması, Dışişleri’nin AKPM’nin bu kararını “maksatlı çevrelerin ayak oyunu” olarak niteleyen açıklamasına haklılık kazandırıyor. Türkiye için önemli olan, bu açıklamada altının çizildiği gibi “AKPM'nin bu haksız, siyasi ve yanlı kararına rağmen, demokratik standartlara, insan haklarına ve bu alandaki uluslararası yükümlülüklerimize bağlılığımızdan ödün verilmemesi” tartışmasız bir gerçektir..
Peki,tüm bu gelişmelere rağmen AİHM’ye gidilirse ne olur? Bu noktada AİHS’nin 1 Nolu Protokolünün 3. Maddesi referans alınıyor. Ancak bu madde yasama organının seçilmesi –yani milletvekili genel seçimleri- ile ilgilidir.Nitekim AİHM 2013 tarihli,Birleşik Krallık kararında, söz konusu maddenin yasama organının seçimleriyle sınırlı olduğuna ve referandumlara uygulanamayacağına hükmetmiştir. Zaten AİHM’nin halk oylamalarına dair herhangi bir kararı da yoktur. [1]
Bir aydır Türkiye,nin gündemine mühür vurmuş olan bu gelişmeleri hiç yaşamadıkmı?..ve sonuçları nasıl olduğunu sanırım merak etmişsinizdir..
7 Haziran 2015 genel seçimlerinde de bazı mühürsüz oy pusulaları geçersiz sayılınça, HDP, buna itiraz etmiş, sandık kurullarının hatasının vebalinin seçmene yüklenemeyeceğini belirtinçe,İstanbul il Seçim Kurulu 13 Haziran 2015’te aldığı kararla “Mührün bulunmaması sebebiyle geçersiz sayılan oy pusulalarının geçerli sayılmasına”.. Yine aynı seçimde benzer bir durumdan ötürü CHP’nin yaptığı bir itiraz üzerine İstanbul İl Seçim Kurulu 12 Haziran 2015’te “Sandık kurulunun hatasından doğan şekil noksanlıklarının,oyun tek başına iptaline neden olmayacağı” kararını vermedimi?..(2)
Gelelim AK Parti’ye; bugün AKP mühürsüz de olsa oyların geçerli sayılması gerektiğini savunuyor; seçmen iradesinin bir usul hatasına kurban edilemeyeceğini belirtiyor.Peki, ya dün?..Mesela 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde AKP Bitlis-Güroymak’ta mühürsüz pusula ile oy kullanıldığı iddiasıyla itiraz etmiş.Bitlis İl Seçim Kurulu,250 seçmenin oy kullandığı bir sandıkta mühürsüz pusulalarla oy kullanıldığını tespit etmiş, bu oyların geçersizliğine ve dolayısıyla seçimlerinin iptaline karar vermiş. İptal edilen seçim ise,1 Haziran 2014’te yapılmıştı.(3) Mersin escort
Kısacası partilerin bu noktada tutarlı bir tavırları yok; dün “Evet, sayılmalı” safında duran bir parti, bugün “Hayır, sayılmamalı” diyebiliyor ya da tam tersi olabiliyor. Eğer referandumda ibre diğer tarafa kaymış olsaydı bugün partileri tam tersi rollerde seyredebilirdik.  
YSK, “mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasını” içeren 560 Sayılı Kararında iki gerekçeye dayanıyor: Biri, “hakkın özünün..asıl olan bir temel hakkın korunması..Diğer gerekçe ise, seçmenin bir hatasının olmamasıdır. Yani,pusulalarını mühürlemek sandık kurullarının vazifesidir.Sandık kurullarının vazifelerinin gereğini yerine getirmemelerinin faturası seçmene çıkarılamaz. Seçmen anayasal hakkını kendisinden beklenen yükümlülüklere uygun bir şekilde kullanmıştır. Ona yüklenebilecek herhangi bir kusur yoktur.Kusursuz olmasına rağmen oyunun geçerli sayılmaması, seçmenlerin yönetime katılma hakkını ortadan kaldırır. Bu ise kabul edilebilir bir sonuç değildir.
[1] http://YSK Kararlarının bağlayıcılığı hakkında bakınız: Kemal Gözler; YSK Kararlarının Kesinliği Üzerine,http://www.anayasa.gen.tr/ysk-baglayicilik.html
[2] http://www.sabah.com.tr/gundem/2017/04/20/muhursuz-oy-talebi-chp-ve-hdpnin-cikti
[3] http://www.sozcu.com.tr/2014/gundem/bir-ilcede-daha-secim-iptal-481469/amp/;

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri