Kurye Berberoğlu ve "Adalet"kim için ?


Bu makale 2017-07-11 05:43:07 eklenmiş ve 444 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

 


Can Dündar hiç söylemeseydi haber kaynağı saklı tutulup,Enis Berberoğlu,da bu davanın içinde hiç olmayacak ve FETÖ’cü bir savcı ya da polisten servis edildiği zannedilecek ve dosya o şekilde kapanacaktı.. Ama Can Dündar, kitabında açık açık; “..27 mayıs günü bir öğleden sonra solcu bir milletvekili getirdi o görüntüleri bana..” diyerek, ilk bağlantısını satıp, Berberoğlu,nuda bu soruşturmaya dahil edinçe işler karıştı..Peki Enis Berberoğlu’na bu görüntüleri kim vermişti? Güneş gazetesine göre,18 Mayıs’ta Kemal Kılıçdaroğlu, Zaman gazetesine giderek Ekrem Dumanlı ile görüşüyor..Ve orada kumpas görüntülerini teslim alıyor...9 gün sonra da 27 Mayıs'ta Enis Berberoğlu, görüntüleri Cumhuriyet’e taşıyor..Hepimizin bildiği ''Tırların durdurulması'' ile ilgili gelişmelerde başlamış oluyor.. 
Aradan yılların geçmesine rağmen,bu kumbas sorunu nereden çıktı?.. diyeçeksiniz.Cevabı; Kemal Kılıçdaroğlu,nun ''kayınpederi olan damatlar her türlü barajı aşıyorlar..damat dışarıda Enis içeride”derken..Damatın tutuklanmasını duyunça “Kavurmacı’nın tekrar tutuklanması kararını doğru bulmuyorum.Aslolan tutuksuz yargılamadır"demesi ve  başdanışmanı Fatih Gürsul’un FETÖ’nün tesirli isimlerinden biriyle taptığı ByLock yazışmalarının ortaya çıkmasıdır..Sabah gazetesi bu yazışmaları yayınlarken Gürsul’un adını açık yazmış, FETÖ Abisi olan konuştuğu kişiyi ise A.H.P. diye kodlamıştı..CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘kontrollü darbe’ sözü, FETÖ’cü eski başdanışmanı Rasim Bölücek ve irtibatta olduğu ABD’deki FETÖ lobicisi Bilal Ekşili’nin kara propaganda raporlarında da aynen yer alıyor.Yani;Kontrollü darbenin mimarı FETÖ'nün sağ kolu ce CHP'li eski başdanışmanı çıktı.
Bir dönem Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanlığını görevini yapan Rasim Bölücek'in, Fethullah Gülen'in sağ kolu olarak anılan ve aynı zamanda ABD'de Türkiye karşıtı propaganda faaliyetlerini yürüten Bilal Ekşili ile yakın ilişki içerisinde olduğu tespit edildi. ABD'de FETÖ tarafından kurulan lobi şirketleri üzerinden birlikte çalışan Ekşili ve Bölücek'in 15 Temmuz darbe girişiminin "aslında kontrollü darbe olduğu" yönünde raporlar hazırlattığı ortaya çıktı.Bir dönem CHP'de Genel Başkan Başdanışmanı olarak görev yapan Rasim Bölücek'in 16 Nisan Anayasa değişikliği referandumundan önce ABD'ye gittiği,Bilal Ekşili dışında FETÖ/ PDY'nin ABD yapılanmasında yer alan üst düzey örgüt mensuplarından,Salih Yaylacı,Tevfik Emre Aksoy,Avukat Remzi Güvenç Külen,Osman Öztoprak,Fatih Mehmet Yiğittürk,Furkan Koşar,Dr.Vedat Obuz ile de sürekli görüştüğü belirlendi.Bilal Ekşili, Rasim Bölücek ile yürüttüğü propaganda-lobi çalışmalarına ilaveten Türkiye karşıtı lobi faaliyetlerinde bulunan "Washington Strategy Group" adıyla şirketin kurucularından biri.Gürsul, bir mesajında FETÖ abisine karşı "Bir isteğiniz,emriniz olursa yazmanız yeterli" yazmış biridir..
Konuya döneçek olursak; Bir, MİT TIR’ları olayı,Aşikâr ki FETÖ’cülerin bir komplosu,büyük bir namussuzluk,hükümeti yıpratma ve devirme çabalarının bir parçası.İki, Can Dündar’ın Cumhuriyet’in genel yayın yönetmenliğine geçmesiyle Cumhuriyet’in Gülen Cemaatinin Zaman’dan sonraki esas yayın organı haline geldiği..Üç,Cumhurbaşkanı Erdoğan,ın; Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlâli” gerekçesiyle ve 12-3 gibi büyük bir çoğunluk oyuyla Can Dündar ve Erdem Gül için tahliye kararı almasına karşı, “Anayasa Mahkemesi bu kararı vermiştir ama ben AYM’nin verdiği karara sessiz kalırım ama bu kararı kabul etmek zorunda değilim. Bu karara uymuyorum saygı da duymuyorum. Bu bir beraat kararı değildir, tahliye kararıdır” demişti.Dört,dâvâ başladı ve devam etti. Bu arada Can Dündar yurt dışına kaçtı. Orada Türkiye aleyhine çalışmayı sürdürüyor. Enis Berberoğlu’nun ise dokunulmazlığı, pek çok başka milletvekiliyle birlikte, tek bir kapsamlı TBMM kararıyla kaldırıldı..Beş,MİT tırlarının durdurulup aranması başka; bunun bazı gazetelerce haber yapılması başka; Berberoğlu’nun da bu dâvânın içine çekilmesi, mahkûm edilmesi ve tutuklanması gene başka.Altı,Eğri oturup doğru konuşalım.Doğru veya yanlış,CHP de barışçı gösteri ve protesto hakkını kullanıyor.Siyasî mücadele sadece ve sadece parlamentoda yapılır diye bir şey yok. Bütün kamusal alanda yürütülebilir ve nitekim yürütülüyor da. İster siyasal partiler,ister başka kuruluşlar çeşitli talepleri ve hak arayışlarını, parlamento ve mahkemeler dışında sokağa, meydanlarda,mitinglere, protesto yürüyüşlerine, kapalı salon toplantılarına vb yansıtabilirler ve nitekim yansıtıyorlar da.Yedi,Bu arada kaderin tecellisine bakın ki Avrupa Parlamentosu da Fransız ırkçı, aşırı sağcı partisi lideri Marine Le Pen’in dokunulmazlığını kaldırmış… Ne hikmetse orada kızılca kıyamet kopmuyor… Brüksel’den Paris’e yürüyüşe geçen yok…
Platon ‘Üç Ruh’, Aristoteles ise ‘Ruhun üç hali’ diyormuş.İfrat ile tefritin ortasındaki itidal’i Cündioğlu,erdem olarak niteliyor ve diyor ki: “Üçünün toplamının itidaline adalet diyebiliriz”. Yani üç erdem -cesaret, iffet ve hikmet- adalet’in temelini oluşturuyorlar…Bu üç erdemin hepsinin bir arada olması şart.Bir tanesi eksik olursa adalet terazisi sarkıyor. Adalet yürüyüşüne geleçek olursak; CHP,FETÖ’nün oynadığı rolü  açıkça beyan edip karşı durmaktansa,FETÖ’nün mantığını ve lisanını benimseyerek 15 Temmuz darbe teşebbüsüne “kontrollü darbe” demeyi sürdürmeye devam etti ve buna ilâveten darbenin bir siyasî ayağı olduğunu,bu ayağın ortaya çıkartılması gerektiğini söyledi.Yani demek istediği şu: Darbe hükümet –Erdoğan- tarafından yaptırıldı ve darbenin siyasî ayağı AK Parti,dir.. 
Halbuki; 1-Tüm darbeler ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün kontrollü olduğu açık.Çünkü,Kontrolsüz darbe olmaz.Sadece,15 Temmuz darbesi Türkiye’de şimdiye kadar karşılaşılan en sofistike darbe teşebbüsü. Medyanın, askeriye ve emniyet dallarıyla silahlandırılmış bürokrasisinin ve nihaî iktidarı teşkil eden yargı bürokrasisinin seferber edildiği ve müthiş bir koordinasyon içinde kullanıldığı bir vaka.Darbenin ana aktörü FETÖ. Olağanüstü bir örgütlenme ve gizlenme kapasitesine sahip FETÖ alandaki operasyonu yapan unsur. Başka bir deyişle tetikçi. Darbeyi kontrol eden kim? Hükümet çevreleri diplomatik bir dil kullanarak “üst akıl” diyor.Darbeyi kontrol eden ABD.Daha önceki darbelerin tarihi, FETÖ’nün şefinin ABD’deki karargâhında operasyonlarına devam etmesi, ABD gibi bir ülkenin böyle bir gücü hizmetine koşmadan durmayacağının malûm olması, ABD devletinin meşru ve gayri meşru her yolu çalışma tarzları arasında barındırması ve son olarak ABD yönetiminin darbe gecesindeki tutumu buna kuşku bırakmıyor.Kılıçdaroğlu’nun darbenin hükümet ve Erdoğan tarafından yaptırıldığı veya bilindiği hâlde önlenmediği iddiası olgular yanında akla ve mantığa da aykırı. Böylesine vahim iddiaların altının doldurulması gerekir, ama CHP cephesinde böyle bir çaba da niyet de yok.
2-Bir hükümetin kendi kendine darbe yapması hayatın akışına ters. İş başındaki bir hükümete karşı darbeyi ancak o hükümeti devirerek iş başına gelmeyen çalışan siyasî aktörler düşünebilir. Darbenin bilindiği hâlde önlenmediği de saçma bir iddia. Ok yaydan çıkmıştı. FETÖ’nün ordudaki çapının boyutları tam olarak bilinmiyordu. Kaldı ki, GK bazı tedbirler aldı. Tüm uçuşları yasakladı. Mekanize birliklerin kışla dışına çıkmaması talimatını verdi. Buna rağmen olan oldu, çünkü FETÖ mensupları TSK hiyerarşisine değil kendi hiyerarşisine uymaktaydı.
3-Darbelerin siyasî sonucunun olmaması imkânsız. İlk sonuç cari hükümetin demokrasi dışı bir yolla iktidardan uzaklaştırılmasıdır. İkinci sonuç ise bundan doğan boşluğun giderilmesidir. Düşürülen hükümete “gel tekrar iktidara otur” denmeyeceğine göre başka siyasî unsurlar göreve çağırılacaktır.Türkiye’nin siyasî sahnesine baktığımızda bu gerçek bizi hangi siyasî aktöre götürür? MHP’ye götürmeyeceği açık.HDP’nin hem toplumsal taban hem de meşruiyet bakımından AK Parti’nin iktidardan uzaklaştırılmasından doğacak boşluğu doldurması düşünülemez. Bu durumda geriye kalan tek aktör CHP,dir.
Sorulaçak soru,CHP FETÖ ile işbirliği yapar mı? Bu çok safça bir soru. Zaten yaptı. Kılıçdaroğlu FETÖ’nün temin ettiği, ürettiği malzemeyi hükümete ve AK Parti’ye karşı kullandı. Kılçdaroğlu’nun parti içinde iktidara gelişi dahi FETÖ’yle ilintili. Türkiye Cumhuriyeti devletinin FETÖ ile mücadelesine destek vermek bir yana köstek olmaya çalışan da CHP. CHP “adalet” kavramına özle bir anlam yükledi. Katillerin, darbecilerin, onlara destek verenlerin ve yataklık yapanların cezalandırılmasıyla ilgilenmiyor. Kaldı ki 28 Şubat günleri aklımızda. CHP’nin o dönemde adalet sınavından kaldığı, adaletin katlini istediği ve desteklediği o günleri yaşamış herkesin bildiği bir gerçek.
CHP’nin tarihi de bize bu partinin darbelerle ve darbecilikle ilişkisi hakkında fikir vermekte. CHP Türkiye’de darbelere en çok bulaşmış parti. Darbeci zihniyetin özü CHP zihniyeti. FETÖ de bu mantığı benimsemiş ve darbe tekniğini mükemmelleştirmiş bir örgüt. FETÖ gibi muazzam bir örgütlenmeye karşı CHP’nin esamesi bile okunmaz. FETÖ CHP’yi kolayca manipüle edebilir, kullanabilir. Bu yüzden darbenin siyasî ayağı olsa olsa CHP olabilir.Şimdi de Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünün adalet için olduğuna inanmamızı istiyorlar.Adalet için değil, iktidara karşı, Erdoğan’a karşı yürüyorlar.
Hatırlatayım.30 Mart 2014 yerel seçimlerinden on gün önce,Kılıçdaroğlu Samanyolu Haber canlı yayınında aynen şöyle konuşmuştu:“Erdoğan için söylüyorum, emin olun yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur. Kaçsa da onu bu ülkeye getireceğiz. Yargılanacaktır, bunun kurtuluşu yok.”Dört gün sonra meydanlarda daha da ileri gitti. Başbakan Erdoğan için "Darbeci, diktatör, malı götüren, yürütme organın başı" ifadelerini kullanıp, "O yurt dışına kaçacak. Ona uygun bir ülke buldum, Ömer el-Beşir'in ülkesi Sudan...” güvenpark'ta  yaptığı konuşmada, "Bütün dünya duysun. Biz Türkiye'de kendi topraklarımızda bir dikta yönetimiyle karşı karşıyayız. Dikta istemiyoruz. 20 Temmuz darbesini yapanları istemiyoruz.” dememişmiydi..?
Kısaca,“adalet” yürüyüşü bir maske..Amaç; ABD,Almanya,İngiltere, Fransa yani kısaca batı ve AK Parti,ye karşı siyasi mücadele yapmaktan özürlü olan muhalefet,Erdoğan’dan niçin kurtulmak istiyorsa, Kılıçdaroğlu,da ,de aynı nedenle,Türkiye için değil,FETÖ,ye olan diyet borcu için yürüdü.. 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri