Gandhi ve bizimkisi...


Bu makale 2017-08-09 05:35:43 eklenmiş ve 320 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Sahici Gandhi’nin babası Karamçand Gandi, Porbandar’ın baş veziri. Annesi Pranami Vaişnava mezhebine mensup bir Hindu.Babası  annesinden önceki  üç evliliğinden,birer kız çocuğu sahibi. Eşleri bilinmedik nedenlerle ölünçe,Putlibai ile evleniyor.Dindar bir kadın ve oğlunuda öyle yetiştirmiş.Küçücükken canlılara zarar vermemek için et yememe ve kişisel arınma için oruç tutmaya meylediliyor..Ana babası ‘evlen’ deyince, Kasturba ile evleniyor ve henüz 13’ünde ve 5 çocuğu oluyor.Doğruluk,etyemezlik,pasif direnişçilik,şiddete karşılık,sadelik ve inanç,başlıca ilkeleri…Gençken hasta babasının başında nöbet tutarken,dayanamayıp da eşiyle vuslata erince,babasıda yanıbaşında ölünce,''Çifte utanç''dediği o durumdan sonra,cinsellikten vazgeçip,eşinin izniyle bekarlığı seçiyor.  
Avukatlık eğitimini İngilterede(Hindistan İngiltere,nin-Britanya Krallığı- sömürgesiydi) bitirinçe,Galler barosuna giriyor.Ordanda  Hindistan’a dönüp,mesleğini sürdürmek istesede bi türlü ayar tutmuyor.. Bir okulda öğretmen olarak çalışmaya başlıyor ama ne yazıkki ordada başarı ve huzur bulamıyor.Rajkot’a dönüp, arzuhalciliğe başlıyor.Burada da Britanya’lı subayla sorun çıkınça,1893,de Güney Afrika Cumhuriyetine,Hint şirketinde avukat olarak çalışmak üzere gidiyor..Yalnız Afrikalılara değil Hintlilere de ayrımcılık yapılan o yerde,hayatının dönüm noktasına karar vererek, Hintlilerin oy hakkını yasaklayan yasaya karşı çıkıyor. Yürürlükten kaldırtamasada,Güney Afrika’da Hintlilerin yaşadığı sorunları kamuya duyurmak için,şiddetsiz direniş fikrine yoğunlaşarak, hükümeti yönetemez hale getirme mücadelesine başlıyor..Bu mücadelede,Güney Afrika Hükümeti, Hint kökenlilerin özel bir kimlik taşımasını öngören kararnameyi kabul edince, 11 Ağustos'ta Johannesburg'da düzenlenen büyük protesto gösterisinde Satyagraha ilkesine atıfta bulunup,taraftarı şiddetsiz eylemlere çağırıyor...Kitle bugünlerdede sıkça karşılaştığımız gibi,yasayı çiğneyince hapse atılırlar. Hapiste açlık grevi yaparak seslerini duyurmaya çalışırlar.Dışarda bu sslere uyanların çoğalması,Tutuklu sayısını artırır.Hapishaneleri denetlemekte zorlanan hükümette, Gandhi,den gelen teklife uyarak, yasayı kaldırır.  
Yöntem işe yarar ve 1915'te Güney Afrika Hükümeti, Britanya ve Hindistan baskısıyla,uzlaşma için masaya oturmak zorunda kaldı.Tarihin ‘kısmi’ dediği bu başarıdan sonra Hindistan'a dönerek, 1918 yılında Bihar Eyaleti'nde aynı yöntemleri izleyerek on binlerce fakir çiftçi, köylü ve serfi örgütleyerek sivil direnişe sokar.İngilizlerin tutuklaması, insanların protesto için,cezaevini sarmasına sebeb olur..Bu gelişme; 'Bapu' (Baba) ve 'Mahatma' (Yüce Ruhlu) diye seslenilmesini başlatır ve 1920'de Hindistan Ulusal Kongresi'nin (INC) başkanı olup,Britanya'yı Hindistan'ı terke zorlamak amacıyla 'İngilizlerle çalışmama' kampanyası başlatır..Ancak,Amritsar'daki toplantı sırasında İngiliz polisi silahsız halkın üzerine ateş açıp,400 kişinin ölümüne, yüzlercesinin yaralanmasına neden olunca,kan dökülmesin diye direnişe son verir..Ertesi yılki kampanya,İngiliz ürünlerinin boykotu,hükümet görevlerinde çalışmama, mahkemelerin yetkisini reddetme,çocukları okullara göndermemek.
Bozgunculukla suçlanarak altı yıl hapse mahkum edilsede,halkın baskısıyla iki yıl sonra serbest bırakıldı.1928'de Hindistan'a bir yıl içinde dominyon statüsü verilmesi teklifine İngilizlerin olumlu cevap vermemesi üzerine önce INC, 26 Ocak 1930'da bağımsızlık ilan edilerek 12 Mart 1930'da 78 satyagrahis yoldaşıyla ünlü Tuz Yürüyüşü'ne başladı.Yürüyüşün amacı,1762 yılında Doğu Hindistan Kumpanyası'nın mirası olan ve yılda 25 milyon pound'luk vergiye kaynaklık eden Tuz Yasası'nı (Britanya'nın tuz tekelini) ihlal etmek için denizden tuz çıkarmaktı. Yürüyüşe başlamadan Britanya Genel Valisi Lord Irwin'e bir mektup yazıp,yasanın kaldırılmasını,değilse,şiddet içermeyen bir direniş yapacağını bildirdi.Yürüyüşe yolda binlerce kişi katıldı. Hint Okyanusu kıyısındaki Dandi köyüne kadarki 388 kilometrelik mesafeyi çıplak ayakla 24 günde katettiğinde 61 yaşındaydı.(Bizimkide ''Adalet''için yapmaya çalıştı ya..) 6 Nisan sabahı İngiliz polislerinin şaşkın bakışları arasında denize yürüyüp, çamurlu bir topak tuzu tatlı suda yıkayarak ufalayarak, bir Hindu'nun tuz çıkaramayacağına dair Tuz Yasası'nı çiğnedi.Köylüler de onu izleyip,deniz kıyısına akın ederek tuz çıkardı.
60 bin eylemciyle birlikte hapse atılsada,yasayı işlevsiz kılmayı başardı..2 Ekim doğum günü,ulusal tatil ilan edildi. Sonradan, 2007’de BM.  Oybirliğiyle bu günü Dünya Şiddete Hayır Günü, ilan etti.Britanya Başbakanı ülkeyi ikiye bölme planını resmen açıkladı. Dinsel birlikten yana olduğu için,bu kararı ‘akli trajedi’ olarak nitelerken,sonra bu ayrılığı desteklediği ileri sürülüp, eleştirildi.Gandi’ler hep öyle oluyor demek,her iki yana her iki türlüsünü de söylüyor… 15 Ağustos 1947'de karar uygulamaya konarak, Hindistan ve Pakistan ulus-devletleri kuruldu.Sonra,1948’de radikal Hindular öldürmeye karar verdi.30 Ocak 1948'de 500 kişinin ortasında, bir dua sırasında, Hindu bir gazeteci,üç kurşunla öldürdü...Gandhi;‘Siz kendi elinizle teslim etmedikçe, kimse kendinize olan saygınızı elinizden alamaz.’ Diyordu..Bu sözün doğruluğuda,''Ben neymişim dercesine'' sırıtmadan, derin bir tevekkülle, alçak gönüllülükle her karede tebessüm ediyor…Bundan dolayıda;Gandhi olmak yahut öyle ilan edilmek insanın kendine olan saygısını kendi eliyle çırpıp atması demek değil. Tersine, o saygıya sahip çıkmak,attığı her adımı, gösterdiği her hedefi, yaptığı her yorumu akıl darasında tartması…Diline sahip çıkmak demektir…
Bizim Gandhi,ye gelinçe; Kemal Kılıçdaroğlu,Kureyşan aşiretine mensup olup,Tapu memuru Kamer Bey ile ev hanımı Yemuş Hanım'ın yedi çocuğundan dördüncüsü olarak 17 Aralık 1948′de Tunceli'nin Nazımiye ilçesine bağlı Ballıca köyünde dünyaya geldi.Kendisinden on dakika önce Adil adlı bir ikizi doğdu. Ailenin daha önce sahip olduğu ‘Karabulut’ soyadı,babası tarafından 1950’lerde ‘Kılıçdaroğlu’ olarak değiştirildi.İlk ve ortaöğrenimini,Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı.Elazığ Ticaret Lisesi′ni 1967′de bitirdi.Yükseköğrenimini yapmak için girdiği Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden) 1971 yılında mezun oldu.
Lisans öğrenimini tamamladığı 1971 yılında girdiği hesap uzman yardımcılığı sınavının ardından Maliye Bakanlığı′nda göreve başladı. Daha sonra hesap uzmanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl Fransa′da kaldı. Hesap uzmanlığını 1983'e kadar sürdürdü ve aynı yıl Gelirler Genel Müdürlüğü'ne,1991 yılında Bağ-Kur′a atandı. Burada genel müdürlük yapan Kılıçdaroğlu,1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü′ne geçti. Daha sonra kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı′nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı. 1996 yılında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik tarafından görevden alınınça,1999′da kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli oldu.Hakkında açılan davalar nedeniyle,2002 yılında Genel başkan Baykal,ın desteğiyle,CHP'ye katılarak,2002 ve 2007 Türkiye genel seçimleri'nde İstanbul 2. Bölgede,Haziran 2015 ve Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri'nde İzmir 2. bölge meclise girmiştir.2009 Türkiye yerel seçimleri'nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuş,fakat oyların %37'sini alarak kazanamamştır..2010 yılında,hepimizin bildiği; FETÖ destekli kaset gelişmelerinden dolayı, Deniz Baykal'ın genel başkanlık görevinden istifa etmesinin ardından yapılan 33. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda ve 2014 yılında yapılan 34. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda genel başkan seçilmiştir.
''Sahte GANDHİ'' olarakta anılan Kılıçdaroğlu,nun 2017 yılında,(kendine yakışan) en iyi hizmeti; 1-''Adalet'' Yürüyüşü; Eylemin dayanakları, amaçları, siyasî kanatların bakışı vb. elbette tartışılabilir.Tartışılıyor da. Ancak tartışılmayacak şey, böylesine büyük bir eylemin barışçıl geçtiği ve tamamlandığı gerçeğidir.Bu,Türkiye demokrasisinin olgunlaşmakta olduğunun iyi bir delilidir. Böyle bir eylem her ülkede yapılamaz. Eylemin yapılabilmiş olması da, Kılıçdaroğlu’nun sakız çiğner gibi tekrarladığı ve miting konuşmasında da bağıra çağıra dile getirdiği “diktatörlük altında yaşadığımız” söylemini, iddiasını boşa düşürdü. Diktatörlük olsaydı ne bu eylem gerçekleştirilebilir, ne de Kılıçdaroğlu öyle bir konuşma yapabilirdi. Ayrıca, partisinde tek adamlığı sıkı sıkıya tesis etmiş bir liderin tek adamlık eleştirisi yapması da kendi başına bir ironi.2-Alman Focus dergisiyle yapılan röportaj; Alman Focus dergisi muhabiri Frank Nordhausen'in,CHP genel merkezinde Kılıçdaroğlu,na "Bir araştırmaya göre Almanların yüzde 90'ı Türkiye'de tatil yapmak istemiyor, çünkü yanlış bir tişört veya yanlış bir fıkra yüzünden tutuklanmaktan korkuyorlar. Bu korku yerinde bir korku mu?" sorusuna verdiği cevab:"Maalesef böyle bir havanın gerçekten olduğunu tespit ediyorum. Ben uzun zamandır Türkiye'de şu an hiç kimse için güvenlik garantisi olmadığını, ne can ne de mal güvenliği olduğunu söylüyorum. Tabii ki devlet terör örgütlerinin propagandalarına karşı önlem almalı. Maalesef yasaların geçmediği, adaletin olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Dünyanın güvenini yeniden sağlamak için Türkiye'nin yine demokrasiye dönmesi gerekir." Kendisinin de tutuklanma riski altında olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın bu yönde talimatı var. Bununla ilgili açıklamalar yapıp savcıları harekete geçirdi" dedi. Verdiği röportajda aynı zamanda Türkiye'de tutuklu bulunanAlman ajanlara da sahip çıkan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: "Ben, Alman gazetecilerin veya işini yapmak üzere Türkiye'ye gelen diğer Almanların sebepsiz yere ajan olarak tanımlanmalarına karşıyım. Bu tür iddialar bir hukuk devletinde delillere dayanmalı ve adli merciler tarafından gündeme getirilmeli. Ama herkes biliyor ki Türkiye'de hukuk tamamen hükümetin kontrolü altında"
Derginin 2019'da genel seçimlerin olacağını hatırlatıp, "Erdoğan'ı nasıl yenmeyi düşünüyorsunuz?" sorusuna ise Kılıçdaroğlu, "2019'da kesinlikle Erdoğan'dan kurtulacağız ve Türkiye'yi bu diktatörden kurtaracağız" dedi. Muhabirin "Bunu yapabilmeniz için solcu Kürtlerin ve milliyetçilerin de yer aldığı çok geniş bir koalisyonu bir araya getirmeniz gerekecek. Neredeyse çözülmesi imkânsız bir olay" demesi üzerine "Demokrasiden yana olan bütün güçleri bir araya getirip Erdoğan'ı indireceğiz.Emin olabilirsiniz.. Yabancı sermaye bir ülkeye ancak, o ülkede hukuk devletliliği, adalet, can ve mal güvenliği olması halinde gelir" diye cevab verdi..Bu tür değerlendirmeleri yaparakAB,ğinden ve Almanya,dan medet umuyorsanız yanılıyorsunuz..Avrupa,sizin gibileri maşa olarak kullanır,sonrada kenara bırakıverir.Böyle siyasi mücadele,ülkeye ve CHP,ye hiçbirşey kazandırmayıp,aksine zarar veriyor.. Türkiye, anlatmaya çalıştığınız gibi yönetilseydi,''Adalet'' yürüyüşünüde rüyanızda yapardınız..  
Kısaca; demek ki,yolların kralı olmazmış,kuralı olurmuş… Muhalefetin temel sorunu AK Parti’ye yeterince karşı çıkılmaması,tepki gösterilmemesi değildir. Temel sorun alternatif politikaların oluşturulamamasıdır.


Kaynak:Vikipedi-Sabah Gazetesi-Focus dergisi-BBC Türkçe 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri