Avrupa birliğini bekleyen tehlike ve Almanya...


Bu makale 2017-09-28 05:37:56 eklenmiş ve 342 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

 

Almanya’da genel seçimin galibi,12 yıllık bir iktidarın ardından 4. kez büyük bir oy kaybı ile de olsa,yüzde 33 ile Hristiyan Birlik partileri oldu. Aşırı sağcı popülist AfD (Almanya için Alternatif Parti) ise ilk kez, Federal Meclise girdi.Öte yandan bu seçim sonucunda,SPD,de (Sosyal Demokrat Parti) yüzde 21’e yaklaşan oylarıyla tarihlerinin en kötü sonuçlarından birini yaşayarak,büyük bir yenilgi aldı..Almanya'da Federal Meclis'in (Bundestag) 631 üyesi bulunmaktadır... Alınan oy oranları ile Federal Meclisteki sayıları;  Union(CDU+CSU) %33, Vekil 246 - SPD ; % 20,5 - 153 - FDP ; %10,7 - 80 - LİNKE(Sol Parti) %9,2 - 69 --Grüne(Yeşiller) % 8,9-67--AFD % 12,6 - 94 ... 
Görünen o ki 1; bu sonuçlar hayra alamet değildir..Almanya,da hükümet kurmanın zorluğunu ortaya koyduğu gibi,erken seçiminde söz konusu olabileçeğinin ipuçlarını gösteriyor.Çünkü; Sosyal demokrat parti koalisyonda yer almayacağını kesinlikle açıkladı. Bu durumda Merkel’in muhtemel ortakları liberal çizgideki Hür Demokratlar ve Yeşiller olacaktır."Jamaika Koalisyonu" denilen üç parti koalisyonu pek kolay görünmüyor.Ancak özellikle Hür Demokrat Parti ve Yeşiller Partisi arasındaki görüş ayrılıklarının çok fazla olması bu hükümetin kurulmasının da kolay olmayacağını gösteriyor.Bu tür koalisyon görüşmelerinde yeşillerde olduğu gibi yüzde 9 oy alan partiler kilit önemde olduklarından oy oranlarından daha fazla hükümeti etkilemede daha büyük bir güçle hükümette yer alma isteğinde bulunacaklardır. Tabi bu partiler birbirlerinden siyasetin sağında ve solunda yani farklı çizgideler, farklı yaklaşımları olduğu gibi,ortada çok parçalı bir yapı var.Bir koalisyon çıkmazsa azınlık hükümeti herhalde denenebilir ama bu da çok kolay olmayacaktır. Her halükarda AfD’nin yüksek sesli ve çatışmacı bir muhalefet yapmaya çalışacağını göreceğiz.Alman demokrasisi ve düzeni son derece yerleşik kurumlardan oluştuğu için,koalisyon görüşmeleri sürerken,bir iktidar boşluğu olamaz..Dünyada artık demokratik tartışmaların yapıldığı ülkelerde insanların çok farklı eğilimleri var.Bunlarda parlamentoya yansıyor.Kitleleri arkasından yürütecek çok büyük merkez partiler artık yoklar. Dolayısıyla koalisyonlar birçok ülke için doğal bir norm haline geldi.Bundan dolayı,Almanya’dada güçlü bir üçlü koalisyon kurulabilir, daha küçük bir olasılık ise sistemin bu parçalılığı içinde yeni bir seçime gidilmesi kaçınılmaz olur..
2-Bütün Avrupa birliği ülkelerinde muhafazakâr ve milliyetçi sağ partilerin yükselişe geçmesi,Avrupa Birliği projesi için bir tehdit anlamına geliyor.İkinci dünya savaşı sonrasında Avrupa bütünleşmesi süreci başlarken iki temel soru vardı; birincisi Avrupa’da savaşı nasıl engelleyebiliriz, ikincisi Almanya ile ne yapacağız. Bu savaş, nazilerin yanı sıra milliyetçi ve Nazi sempatizanı güçler tarafından çıkarılmış ve büyütülmüştü. Dolayısıyla mümkün olduğunca bu yıkıcı milliyetçilikten uzaklaşarak bir birleşik Avrupa nosyonu etrafında toplanılabilecek bir düzen kurulması gerekiyordu. Ama görüyoruz ki Avrupa bütünleşmesi, bu yıkıcı milliyetçiliğin önüne geçebilmiş, buna çare oluşturabilmiş değil. AfD gibi partiler Avrupa’da ne kadar kalıcı? AfD oylarının yüzde 60’ının diğer partilere olan tepkiden kaynaklandığı ancak yüzde 35 civarında bir oyun kendi oyu olduğu söyleniyor. Önemli olan bu radikal sağ popülist akımlarla nasıl mücadele edileceğidir.Çünkü bu partiler Avrupa siyasetine hâkim olurlarsa bu hem Avrupa birliği için hem Avrupa barışı için önemli bir tehdit haline gelecek. Böyle bir Avrupa’yla Türkiye’nin birlikte olması iş tutması da günden güne güçleşecektir...
Alman Focus dergisinin bu haftaki kapağında ise, seçimden 4. büyük parti olarak çıkan FDP’den Christian Lindner var. Türkiye ve dünya, ani bir yükseliş gösteren AFD’yi ve Merkel’in oy kaybını konuşurken; Alman medyasındaki son gündem Lindner... Alman liberal partisi(ve bizde “Hür Demokratlar” olarak bilinen) FDP’nin 38 yaşındaki lideri Lindner, dergi tarafından, “Almanya’nın en güçlü adamı” olarak tanımlanıyor. Lindner, 24 Eylül 2017 seçimlerinde, FDP’yi yeniden meclise soktu ve partisinin oyunu %10’un üstüne çıkarttı. FDP, bir önceki genel seçimde, tarihinde ilk defa meclis dışında kalmıştı.Lindner’in, kendi partisi FDP’yi kurtardığına, şimdi de Merkel’i kurtarabileceğine dikkat çekiliyor. Önümüzdeki günlerde;Merkel’in partisi CDU,FDP ve Yeşiller arasında yaşanacak koalisyon pazarlıklarında; kilit isim, Lindner olacak. Aslında, CDU-FDP koalisyonu, Almanya’nın alışık olmadığı bir koalisyon değil. Ama bu kez Lindner faktörü ve Yeşiller’in de katılımına ihtiyaç duyulması nedeniyle, daha karmaşık ve sürprizlere açık bir tablo var. SPD ise, şu noktada, muhalefette kalmaktan yana gibi görünüyor.

FDP’nin ve Lindner’in yükselişini, aşırı sağcı AFD’nin yükselişiyle ilişkilendirebilir miyiz? Lindner, AFD hakkında çok olumsuz ifadeler kullansa da; bazı kesimler tarafından, AFD kitlesiyle Lindner kitlesinin etkileşimine dikkat çekiliyor. Lindner, çok açıktan olmamakla birlikte, inceden inceye, Alman milliyetçisi denebilecek bir siyasetçi. “Almanca öğrenmek isteyen, yasalarımıza uygun davranabilecek kişilikte ve bir mesleki becerisi olan yabancılara kapımızı açalım, niteliksiz yabancıları almayı bırakalım” diyor.Türklerin yoğun olarak yaşadığı Ruhr bölgesi kökenli olan Lindner, Türkiye’yi de yakından takip ediyor. 15 Temmuz’u Reichstag yangınına benzeten ve Almanya’daki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne(DİTİB) de sert eleştiriler getiren Lindner iktidar ortağı olursa(bu durumda, ekonomi bakanlığının Lindner’e verilmesi bekleniyor), bunun Almanya-Türkiye ilişkilerine yansımasını hep birlikte göreceğiz...
Sonuç olarak;Farklı partilerden seçime giren 92 Türk adaydan 14'ü parlamentonun yolunu tuttu. Bir önceki dönemde parlamentodaki Türk sayısı 11'di...Başbakan Angela Merkel, katıldığı bir televizyon programında, yeni  hükümetin Aralık ortalarına kadar kurulabileceğini söylerken,AfD'ye oy veren seçmenlerin kaygılarına kulak vereceğini ve onları yeniden kazanmaya çalışacağını...SPD’li Çalışma Bakanı Andrea Nahles, partisinin aldığı seçim  mağlubiyetinin ardından yeni bir başlangıç yapmaları gerektiğini belirterek, “Bu  büyük bir yenilgi. Bunu kabul etmemiz lazım. İçerik ve yapısal olarak yeni bir  başlangıca ihtiyacımız var.CDU/CSU ile yeniden bir koalisyon hükümeti kurmayı düşünmek  için bir sebebin bulunmadığını "....SPD Genel Başkanı Martin Schulz da, aşırı sağcı popülist AfD  partisinin seçimden güçlü bir şekilde çıkmasından Merkel’i sorumlu tutarak,  "Bayan Merkel rezil bir seçim kampanyası yaptı."....İlk kez Federal Meclis’e giren AfD’nin Eşbaşkanı Jörg Meuthen,  mecliste yapıcı ve sert bir muhalefet yapacaklarını.. Yeşiller Partisinin seçimlerdeki liste başı adayı Katrin  Göring-Eckardt da,seçimlerde elde ettikleri başarıdan sonra özgüvenle koalisyon  görüşmelerine gireceklerini belirterek, “Kolay bir partner olmayacağız.”  ifadesini...FDP  Genel Başkanı Christian Lindner de, partisinin yeniden meclise  girmesini büyük bir başarı olarak niteleyerek, “Bundan sonra mecliste yeniden  liberallerin meclis grubu var, çünkü insanlar geri dönüşe olanak sağladılar." değerlendirmesinde bulundular.. Financial Times gazetesi ise, Almanya parlamentosuna Avrupa karşıtı ırkçı AfD'nin girmesinin Avrupa Birliği'nin geleceğini de etkileyebileceğini yazıyor. Gazete, 1970'lerde Almanya'nın en büyük iki partisinin oyların yüzde 90'ına hükmederken bugün bu oranın yüzde 53'e gerilediğine vurgu yaptı.

Kaynak; AA - BBC Türkçe - milliyet.com.tr -BERLİN / AA

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri