Erdoğan Tarzı Siyaset


Bu makale 2017-11-27 10:25:23 eklenmiş ve 435 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Erdoğan bugün demokratik siyaset ve sohbet alanının merkez figürü.Bütün yollar, öfke nöbetleri, delirme seansları ona çıkıyor.Ölmesi için beddualar edilip,ne kadar kaba, sefil, gözü dönmüş, görgüsüz,otokrat, despot, diktatör, faşist olduğunu ispatlamak için teori üzerine teoriler düzenleniyor. Ağzı olan herkes analiz başında;amatör veya profesyonel,iddialı veya iddiasız sosyolog, psikolog, siyasi analist, köşe yazarı, yorumcu ve entelektüel her gün yeni bir gayretle birbirinden “şık” yeni bir sıfat,tanım buluyor ona.Evet, önümüzdeki tablonun çarpıcı özelliklerinden ilki bu: Bir türlü sonu gelmiyor ve gelecek gibi de görünmüyor.  

İkincisi, lanetleme türü başlangıçta tipik Kemalist, modernist, sosyalist zihniyet ve önyargılardan kaynaklanan genel olarak dinden ve İslam’dan haz etmeme hali şeklinde, açık ve sert ya da rafine ve utangaç bir İslamofobi şeklinde tezahür ediyordu.Zaman içinde din ve AK parti algısı bile normalleşti (tabii ki bir dereceye kadar),artık dinci,gerici,şeriatçı,Humeyni gibi lanet terimleri büyük ölçüde tedavülden kalkarak,yerlerini, sosyolojik, psikolojik,politik analiz adı altında,bütün sınırların aşıldığı,asgari hakkaniyet ölçülerinin bile umursanmadığı, konjonktüre uygun bin bir türlü hakaret, küfür ve aşağılama aldı....

Bütün bunları yorumluyaçak olursak; AK Parti ve Erdoğan’ın iktidara geldiklerinde bir şeriat düzeni kurmaları gerekiyordu.Ama onlar (AK Parti ve Erdoğan) Avrupa Birliği çıpasına da bağlanarak demokratik bir düzen kurmaya giriştiler.Hakim blok için ilk ve büyük şok buydu.Bu girişim kısa sürede, 80 yıldır cumhuriyet diye yutturulan rejimin bir Apertheid rejimi olduğunu tevil götürmez bir şekilde flaş etti.Evet bu rejim çağdaş,modern, laik, batılı olmayı kafasına koymuş, azınlık beyaz sınıfın, muhafazakar, gerici, dindar, bir türlü batılı olmak istemeyen Müslüman ve çoğunluk bir siyah sınıfa tahakküm ettiği, birincilerin ikincileri adam yerine koymadığı, her sarsıntıda yeni bir darbe, katliam ve şiddet rutiniyle yeniden tahkim edilen ve hiç sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir Apertheid rejimiydi.Beyazlar; ayrıcalıklıydı,itibarlıydı,rakipsizdi, kültürün, sanatın, akademinin, siyasetin, medyanın,devletin,bürokrasinin, ekonominin,vb.,tüm köşe başlarını tutmuştu ve bütün bunları sadece beyaz oldukları için doğal ve ebedi bir hak olarak görüyordu.İşte rejimin bu yapısı ortaya çıkmış,siyahlar uyanmıştı ve bu laik beyaz hakim blok için tam bir kabustu .Dahası, AK Parti ve Erdoğan’ın siyahları siyasete, kamu alanına ve iktidara taşımak için yaptığı her hamle, onları adam yerine koyan, temel hak ve hürriyetlerle buluşturan ve giderek ülkenin beyazlarına eşit yurttaşlar haline getiren her girişimi, beyaz seküler cemaat için bir iktidar, itibar ve ayrıcalık kaybıydı. Rejim demokratikleştikçe, demokratik siyaset alanı genişledikçe eski Apertheid dönemindeki siyasi, kültürel, iktisadi, vb...,bütün ayrıcalıklarını bir bir kaybettiklerini ve daha da kaybedeceklerini dehşet içinde gördüler.“Haklı olarak”, tuttukları köşe başlarından ellerine ne geçerse AK Parti ve Erdoğan’ın üstüne fırlatmaya başladılar. (Örneğin Gezi’nin müteharrik gücü, muhafazakâr siyahlarla eşit hale gelmek istemeyen bu modern, soylu beyazların sınıf içgüdüsüydü.)

Öyleyse sorumuzu bir kere daha tekrarlayalım: Niçin özellikle, hınçla, döne döne, ölümüne Erdoğan?..Önce elimizdekilere bakalım.Erdoğan bizden biri, biz,yani halktan biri (Mahcupyan, babama benziyor diyordu).ve öyle davranıyor, öyle siyaset yapıyor.Diyeceğim şudur ki Tayyip Erdoğan, halihazırda olmuş olduğu haliyle, yani dindar bir ailede büyümüş, imam hatip okumuş, uzun süre futbol oynamış, ticaretle ve siyasetle uğraşmış, içinde Allah korkusu olan, kul hakkı yemekten imtina eden ve öte dünyada burada yaptıklarından ve yapmadıklarından sorguya çekileceğine inanan bir Müslüman olarak, beyazlara tahsis edilmiş yüksek siyaset alanında sokağı, sokaktaki vatandaşı, siyahları temsil ediyor.

“One minute” vakasında tüm dünyanın ve Peres’in yüzüne İsrail devletinin bir cinayet örgütü olduğunu çarparken, pek dikkat çekmeyen, belki de olayın büyüklüğü nedeniyle gölgede kalmış bir şey var: Erdoğan konuşmasına tuhaf bir şekilde “benden yaşlısın” (“Sayın Peres benden yaşlısın”) diye başlar. Kontrolünü kaybeder gibi olduğu bu kriz anında siyah sınıfın İslam ve Anadolu geleneğiyle yazılmış genetiği (“büyüklere saygı, küçüklere sevgi”) dökülüverir ortaya, Erdoğan o dur. Bir gecekonduya misafir olduğunda, yolunu kesen bir ihtiyarın elini öpmeye davrandığında, bir şehidin anne babasıyla birlikte ağladığında, camide kuran okuduğunda, bir arkadaşının tabutunu omuzladığında gördüğümüz aynı bizim Erdoğan.

O nedenle şoförlerle,bakkallarla,muhtarlarla,tamircilerle,oto lastikçileriyle, vb...,ayrım gözetmeden,en küçük bir yüksünme,küçümseme,tepeden bakma olmadan, onları oldukları haliyle kabul ederek, göz hizasında, yani onlardan biri, onların eşiti, onların bir kardeşi olarak (“bu kardeşiniz”) sohbet edebilmektedir. O nedenle bir şehit babası rahatça Erdoğan’ın yüzünü avuçlarının içine alarak acı içinde gözlerine bakabilmekte, “Vatan sağolsun, sen dik dur, üzülme”) diyebilmektedir.

Böylece eski Apertheid döneminde ne söz ne de siyaset alanında yer bulamayan en alttakilere, “baldırı çıplaklara”, “göbeğini kaşıyanlara”, sokaktaki halka alan açıyor, onları halihazırda olmuş oldukları gibi meydana çıkmaya, siyasete, fikirlerini, taleplerini ortaya koymaya,eteklerindeki taşları dökmeye iştahlandırıyor.Cumhuriyet tarihinin en kalabalık mitinglerini yapıyor.Olmadı,halkı Cumhurbaşkanlığı Külliyesine taşıyor,kimi zaman sesi bitinceye kadar anlatıyor anlatıyor.Yani Erdoğan yüksek siyaset katında sokaktaki vatandaşı temsil etmekle kalmıyor,konuşarak,danışarak, kamuoyu yoklamaları yaparak, tartışarak onları bizzat söz ve siyaset katına çıkarıyor. Cumhuriyetin en kutsal, salavatla bile yaklaşılmaz, en yüksek mekanlarında bakkallar,muhtarlar,vb...,cirit atıyor…  

Elitizm sadece, modern toplumda birtakım insanların çeşitli gerekçelerle (eğitim, kültür, milliyet, para, cinsiyet, etnisite, vb.) kendilerini doğal olarak ötekilerin üstünde görmesi, köklü bir kibir veya büyüklenme hali değildir. Benim oyumla çobanın oyu bir olabilir mi diyen bir manken veya profesöre, Türk halkının %60’ının mı yoksa %70’inin mi aptal olduğunu tartışan yazarlara belki de açık sözlülüklerinden dolayı, bizi uyandırdıkları için teşekkür etmeliyiz. Ama asıl korkulması gereken, reddederken bile derinden derine ve rafine bir şekilde bu tür bir eşitsizliği doğal hale getiren elitizm virüsüdür.Batıda son yıllarda büyük tartışmalara, yeni yasa arayışlarına yol açan ayrımcılık, ötekileştirme, dışlama, İslamofobi gibi sorunların bu virüsten beslendiğini ve bu virüsü beslediğini geçerken belirtelim.Erdoğan’ın kendine has siyaset tarzıyla deldiği, sarstığı şey tam da bu yaygın, her yerde, köklü, örtük, görünmez elitizmdir.Bunlardan dolayıda,Erdoğan yürüttüğü anti-elitist,halka dayalı,eşitlikçi,özgürlükçü politikanın en büyük ödülünü 15 Temmuzda aldı.   

Metal yorgunluğu söylemine gelinçe; Erdoğan'ın partiye katılması parti tabanında sinerji yaratsa da, gelen anketler ve parti yönetimince hazırlanan raporlarda, 'teşkilatlarda ve belediyelerde gerekli karşılığı görmediği' sonucuna varıldı.İşte Erdoğan bu nedenle ilk kez yaz aylarında, parti örgütlerinde "metal yorgunluğu" olduğundan yakındı ve yorgun arkadaşlarını değiştireceğini açıkladı.Ancak bu durumun kimi teşkilatlarda tepkilere de neden olduğu ifade edildi.Kimi yorumcuların tahmininin aksine, Erdoğan "değişim" kararlılığından geri adım atmadı.Kabinede dar kapsamlı revizyonun ardından 22 il başkanı istifa ettirildi. 'Risk alarak kazanma' stratejisi izleyen Erdoğan, kendi hedefine ulaşmak için çok farklı kesimlerle "ittifak" yapmasıyla tanınıyor.İktidarın ilk yıllarında Fethullah Gülen Cemaati ile ittifak yapan AKP, daha sonra çözüm süreci ile Kürt siyasi hareketi ile belli düzeyde ilişki kurdu.15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeni ittifakı, parlamentodaki 3. muhalefet partisi MHP ile kurdu. 

Siyasetle uğraşan herkes çok iyi bilirki;"Batı,''AK Parti bir sessiz devrim gerçekleştirdi'' diyordu..Bunun içinde Erdoğan partisinin tanımlarken devrimci kavramını da kullanarak ; "Açık söylemek lazım AK Parti, devrimci bir partidir. Batı ne diyordu, 'AK Parti bir sessiz devrim gerçekleştirdi' diyordu. Türkiye'nin en etkili değişimleri AK Parti dönemlerinde yaşanmıştır. Hak ve özgürlükler konusunda atılamayan adımlar, bizim dönemimizde atılmıştır. Devrimciyiz diyenlere söylüyorum, AK Parti'nin attığı adımları AK Parti'den önce hanginiz attınız? Siyasi partilere yaşam hakkı vermediniz. Bizi bile kapatmaya yeltendiniz...'' diyerek değerlendirmelerde bulundu ve yine hepimizin bildiği ''Bu yılsonuna kadar bir defa il teşkilatlarımız, ilçe teşkilatlarımız kesinlikle tamamını güncelleyeceğiz. Yeniden gözden geçireceğiz. Ortada bir metal yorgunluğu var.(Metal Yorgunluğu, Sürekli olarak çalışan veya belirli bir yükün sürekli uygulanması sonucu metal malzemelerin istenilen dayanma özelliğini kaybetmesi olarak açıklanır. Örnek olarak; Bir tel sürekli olarak aynı noktadan aşağı yukarı eğilir ise tel büküldüğü noktandan ısınır ve bir süre sonra kopar. Kopma metal yorgunluğunun son noktasıdır.) Onun için çok daha dinamik, çok daha gayretkeş ekiplerle 2019'a hazırlanmamız gerekiyor" dedi...

Bundan sonra ne olacak?

Teşkilat ve belediye başkanları operasyonunun tamamlamasının ardından, "2019 başkanlık seçiminin ilk raundu" niteliğindeki Mart 2019'da yapılacak yerel seçimler için harekete geçilecek.Bunun için de "Yerel seçimlerde nasıl kazanılır?" hamlesi için çalışma yapılması bekleniyor.

 

 

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri