Afrini,e "Zeytin Dalı Harekatı"Operasyonu ve Türkiye'yi ne bekliyor?


Bu makale 2018-01-23 19:38:08 eklenmiş ve 480 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,"Amerika, ülkemiz sınırları boyunca bir terör ordusu kurduğunu ikrar etmiştir. Bize düşen de bu terör ordusunu daha doğmadan boğmaktır.TSK,Afrin ve Münbiç meselesini halledecektir. Hazırlıklarımız tamamlanmıştır.Harekât her an başlayabilir" diye kamuyu bilgilendirmiş,Türk Silahlı Kuvvetleri'nin haftasonu Türkiye'nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) denetimindeki bölgeye Afrin'den atılan roketlere misillemede bulunarak harekatı başlaşmış oldu..  
Türkiye,2016'ta giriştiği Fırat Kalkanı Harekâtı'ylada sınırın Suriye tarafındaki 2000 kilometrekarelik bir bölgeyi IŞİD militanlarından temizledi. Şu anda TSK'nın korumasındaki ve ÖSO denetimindeki bölge Fırat Nehri'nin batısında Azez'den Cerablus'a dek uzanmaktadır..Fırat Kalkanı Harekâtı sadece Türk sınırındaki IŞİD tehdidini ortadan kaldırmakla kalmadı,iki özerk Kürt bölgesi Afrin ve Kobani arasında bir tampon bölge oluşturdu ve Kürtlerin Suriye'de Türkiye sınırı boyunca uzanan bir koridor oluşturmasını engelledi.Türkiye,Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'e de asker gönderdi. Bölge,Mayıs 2017'de Türkiye,İran ve Rusya arasında imzalanan anlaşmayla çatışmasızlık bölgelerinden biri haline geldi.Yapılan ateşkes anlaşmasının ardından, TSK Ekim 2017'de İdlib'e girerek, gözlem noktaları oluşturdu.Afrin'e girmek ise,Suriye'deki Kürtlerin yükselişini önlemeyi amaçladığından Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtı'nın devamı olacak.Çünkü Türkiye YPG'yi PKK'nın bir uzantısı olarak görüyor ve kendi Kürt nüfusunun ayrılmasından kaygılandığı için sınırın diğer yanında bir bağımsız devlet kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor.ABD ise,Türkiye'nin rahatsızlığına karşın Kürtleri IŞİD'la savaşta etkin bir müttefik olarak görüyor. İki NATO müttefiki arasındaki ilişkileri; ABD'nin YPG'yi silahlandırmaya karar vermesi ve 30 bin kişilik yeni bir güvenlik gücü kuracağı duyurusu öfkelendirerek zedelemişti..
YPG'nin Rusya ile ilişkisine gelinçe;YPG ve Suriye'nin kuzeyindeki Kürtlerin oluşturduğu Demokratik Birlik Partisi (PYD) ABD'nin yanı sıra Rusya'dan da destek görüyor. Bazı Batı ülkelerinde Rojava Özerk Yönetimi Temsilciliği gibi isimlerle misyonları bulunan bu örgütlerin Moskova'da da bir ofisi bulunuyor.Rusya bugüne kadar Suriye'de YPG'ye çeşitli destekler verdi. Rusya'nın Afrin bölgesinde muhaliflerle çatışırken zaman zaman Rusya'dan hava desteği aldığı belirtilirken Türkiye'nin başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı'nın ardından Rus bayrağı taşıyan araçlar Türkiye destekli muhalifler ile YPG kontrolü altındaki bölgeler arasında tampon görevi gördü.Nitekim Suriye'de silahlı isyanın başından bu yana Türkiye destekli örgütlerin onlarca hamlesine rağmen Afrin düşmedi ve Fırat'ın doğusunda ABD'nin YPG'ye kalkan olması Türkiye'nin bu adımı atmasına mani oldu. ABD, Menbic hariç Fırat'ın batısında YPG'ye her hangi bir koruma taahhüdünde bulunmadı. Fırat'ın batısında, özellikle Afrin'de Kürtlere kısmen destek olan güç Rusya ve Suriye ordusuydu.Menbic ve Tel Rıfat'a yönelik TSK'nin baskıları arttığı sırada Rusya ateşkesi gözetleme misyonuyla Mart ayında Afrin'e küçük bir askeri ekip göndermişti.Ancak o tarihten bu yana ittifak dengelerindeki atmosfer biraz değişti. Mayısta SDG'nin Rakka operasyonu sürerken Fırat'ın batısına geçerek Tabka Üssü'nü ele geçirmesi ve ardından Amerikan güçlerinin buraya yerleşme çabası Rusları kızdırdı.Ruslar 17 Haziran'da Himeymim üssünde yapılan bir toplantıda, Fırat'ın IŞİD'e karşı operasyon alanlarını belirleyen bir (kırmızı) çizgi olduğu konusunda Kürtleri uyardı.
Peki taraflar açısından Afrin ne ifade ediyor? YPG ve sivil kanadı temsil eden Demokratik Birlik Partisi'ni (PYD) PKK'yle eşitleyen Türkiye, Afrin'in bu güç tarafından kontrol edilmesini ulusal güvenliğe tehdit sayıyor.Tehdit değerlendirmesini 'önleyici müdahale' çizgisine taşıyan bir de komplo teorisi var:"ABD'nin desteğiyle Akdeniz'e kadar bir Kürt koridoru oluşacak ve bu iş bir Kürt devletinin kurulmasına kadar gidecek."..Kısaca Türkiye, Afrin ile Kobani'nin birleşmesini 'Kürt koridoru' projesinin en önemli ayağı olarak görüyor.Kürt hareketi için de Afrin birkaç açıdan önemli;PKK 1980 ve 1990'larda  bu bölgeyi işgal ederek,desteğiyle Afrin'de çok sayıda ticari müessese kurarak,Afrin zeytin, zeytinyağı, un ve şekeriyle Kürt hareketini beslerken siyaseten de önemli bir üs haline geldi.Mesela yeni bir seçim sisteminin denendiği 1990'daki oylamada PKK, Suriye Parlamentosuna 6 milletvekili göndermişti.2003'ten itibaren PKK mirası üzerinden yükselen PYD'nin toplumsal dayanakları da sadece 2011'deki türbülans sayesinde oluşmuş değil.Yani PYD, Temmuz 2012'de kontrolü ele alırken Afrin'de güçlüydü ve örgütlüydü.Suriye iç savaşının yoğunlaşması ve Suriye rejiminin alan açmasıyla PKK, bölgede önce muhalif Kürt nüfusu elimine edip mutlak kontrol sağlarken, daha sonra da Kürt olmayan bölge sakinlerini "ince bir demografik mühendislik" uygulaması ile yerinden etmişti.Bu bağlamda, 2016 yılında Kuzey Halep'te bulunan ve toplam nüfusu 250 bin civarında olduğu tahmin edilen 42 köy ve beldenin (Tel Rıfat, Meneğ, Şeyh İsa gibi) sakinleri YPG militanları tarafından tehcir edilmişti.Kürtler Kobani'den Afrin'e açılacak bir koridoru "Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu'nun tamamlanması" olarak tanımlıyor. Kobani ve Afrin'deki dominant Kürt varlığına karşın Kürtlerin Şehba adını verdiği bu bölgede,az sayıda Arap, Mabata'da Alevi Kürtler, Kastel Cındo ve Ezazê civarında Ezidi Kürtler yaşıyor.2013'ten itibaren IŞİD'in eline geçen Rakka, Menbic, El Bab ve Cerablus'tan kaçanlar için sığınak oldu. Yedi kasaba ve 365 köyden oluşan Afrin'in 400 bin civarındaki nüfusu göçlerle iki katına çıktı.
Bazıları 'Türkiye Afrin'e girer ama çıkamazsınız' dese de gerçekler çok farklı. Afrin Kürtlerin kontrolündeki diğer bölgelerden izole ve büyük oranlarda güç takviyesi kolay değil. Türkiye Afrin harekatını özel birliklerle yaparak en kısa sürede sonuç almayı planlıyor.Uzmanların ortak görüşü ise Afrin operasyonunun Fırat Kalkanı'ndan hayli farklı olabileceği.''Afrin'de Türk askerini kolay bir gezinte beklemiyor'' yorumunu yapan Rusya'nın etkili gazetesi İzvestiya, ABD beslemesi YPG'nin elindeki silahları listeledi. Tanktan hava savunma sistemine kadar YPG'nin elinde her türden silah var. Suriye’deki Kürtlerin elinde ABD finansmanıyla Bulgaristan ve Romanya’dan alınma binlerce kalaşnikof otomatik silahlar, zırhlı araçlara karşı kullanılan RPG-7 bazukaları, 82 ve 120 milimetrelik havan topları.Kullanımda sadece 5 adet Sovyet yapımı T-55 tankı mevcut. Ancak zırhlı araç eksikliğini yine Amerika’nın sağladığı Hummer ve Toyota marka dört çeker cipler kapatıyor. Zırhlı araçlara karşı ayrıca Sovyet yapımı “Konkurs” ile “Fagot” ve batıdan “TOW” ile “MILAN” sistemleri bulunuyor. Türkiye El Bab harekâtı sırasında bu silahlar yüzünden birkaç tankını kaybetmişti..Geçenlerde ise ABD’nin bölgeye yeni modern uçak savar sistemi ulaştırdığı haber verilmişti.
Sonuç olarak;Afrin bölgesindeki Zeytin ağaçlarından yola çıkarak harekatın amacının bölgeye barış ve istikrar getireceği ifade edilmiş olsa da, Türkiye'nin bu misyonunu başarmak için çetin bir sınav vereceğini söyleyebiliriz.PKK bu aşamada, Afrin'in bazı bölgelerine arazi koşullarını da kullanarak TSK ve ÖSO unsurlarını durdurabileceğini düşünse de, Türkiye'nin askeri harekatı müşterek güç unsurlarıyla eş zamanlı yapıyor olması ve aradaki sayısal uçurum dikkate alındığında bu durumun gerçekleşme olasılığı son derece düşüktür.Bu bakımdan, PKK'nın kırsalda araziyi elde tutması pek mümkün olamayacaktır.Bu nedenle PKK'nın asıl savunmayı yerleşim yerlerine çekerek, çatışmayı meskun mahalde vereceği değerlendirilmektedir.Buradaki çatışmaların daha çetin geçeceğini, özellikle PKK'nın sahip olduğu imkan ve kapasite dikkate alındığında söylenebilir.Bu şartlar, operasyonun süresini uzatabileceği gibi "diplomatik zeminin" Türkiye aleyhine dönmesine neden olabilir.Bu nedenle Ankara, Afrin bölgesindeki PKK'nın, önce etkinliğini minimize etmek, sonrasında stratejik noktaları ele geçirmek suretiyle buralarda ÖSO'nün gücünü ve kontrolünü tahkim etmek, ardından da PKK'yı Fırat'ın batısında tamamen minimize etmek ve "topraksız bırakmak" için hareket edecektir.Tam da bu noktada, Türkiye'nin Afrin operasyonu ile sınırlı kalmasının pek mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Türkiye'nin askeri kararlığı taktiksel ve operatif düzeyde sorunsuz ilerlediği sürece ise Washington idaresinin ya geri adım atacağı ya da Türkiye'yi kaybedeceği yeni bir sürece hazırlı olması gerekir.
Henüz MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın Moskova'daki temasları sırasında hangi koşullarda mutabakat sağlandığını bilmiyoruz ama mevcut dengelere bakıldığında şu söylenebilir: Rus yeşil ışığı bir bakıma sarı ışık sayılır ve her an kırmızıya dönebilir. Çünkü sabit kaygılar var.Örneğin; Çatışmaların Menbic ya da Fırat'ın doğusuna taşınması Türkiye'yi ABD ile karşı karşıya getirebilir. ABD başından beri Rusya'nın etkinlik alanı olarak gördüğü Afrin için garantör olmadı. Ancak Menbic'te Fırat Kalkanı'nın önünde veya Tel Ebyad taraflarında bayrak dalgalandırarak bu yakada tutumunun farklı olabileceğini göstermişti. Bu tür bir gelişme iki NATO müttefikinin ilişkilerini ciddi bir sınava sokabilir.
Kaynak; Anadolu Ajansı-BBC Monitoring -BBC İzleme Servisi
 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri