Afrin,den Sonra...


Bu makale 2018-02-03 21:31:28 eklenmiş ve 431 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Afrin’in neden Türkiye’nin güvenliği için kritik olduğunu ve neden oraya askeri operasyon yapıldığını anlamak için uzun uzun analizlere gerek yok, haritaya bakmak yeterli.Türkiye’nin içine doğru uzayan bir bölge ve PKK,nın elinde olduğu gibi,Suriye’deki iktidar boşluğu, büyük devletlerle kurduğu ittifaklarla elde ettiği otonomi ve Türkiye şehirlerini vurabilecek menzildeki ağır silahlarla kalıcı olacak bu bölgede geleceğe yönelik çalışmalar yapıyor..Oradakilerin PYD, YPG olduğu, onların Türkiye ile bir sorunu olmadığı, oradan Türkiye’ye dönük bir tehdit, saldırı gelmediği gibi tezlere inanmak akıl kari değil..40 yıldır dağlardan başka hiçbir yerde alan hakimiyeti kuramamış bir terör örgüt PKK. Bu yüzden 2011’den sonra Suriye’de elde etmeye başladığı ve “Rojava Devrimi” diye üzerine destanlar, teoriler yazdığı şehir hakimiyeti onun için her şeyden daha önemli.Bu uğurda PKK, çözüm sürecine de ayak sürdü ve sonunda da “askeri barajlar” deyip süreçten tekrar savaşa çıkacak bir yol buldu. Çünkü dağdaki bir PKK’lı komutan için çözüm sürecinin vereceği meşru siyasi faaliyet hakkı, Suriye’de bir ütopya devletçiği, dünyayla doğrudan ilişkiler kurarak yönetmenin yanında çok kıymetsiz görünüyordu.Ancak Suriye’dekine benzer bir özerklik ona cazip göründüğü için de sonunda şehirleri yıkıp geri çekildikleri hendek savaşını başlattılar.Yani PKK, Türkiye’deki Kürtleri ve yıllardır elde ettiği kazanımları Suriye’deki devletçiği için harcamaktan çekinmedi. Harcadıkları listesinin birinci sırasında da HDP geliyordu. Çözüm süreci perspektifiyle kurulan HDP, tekrar savaş politikasına dönülünce sadece devlet için değil PKK için de ortada ve anlamsız kalıverdi.PKK, HDP’li vekilleri o yüzden cepheye sürerek kriminalize etmekten çekinmedi. Çünkü;  Meclis’te grubu olan HDP’nin varlığı, PKK için Kürtleri yeniden savaşa ve silahlı yollarla ikna etmenin önünde bir engel haline gelmişti...Kısaca;Türkiye’nin şehirlerinin ortasında otobüs bekleyen, maçtan, okuldan, işten çıkan insanların arasına tonlarca patlayıcı yüklü araçlarla dalıp, katliamlar yapmış canlı bombaların fotoğraflarının dahi dev posterlere basılıp binalara asıldığı, PKK’nın uğruna Türkiye’deki çözüm sürecini harcadığı bir ütopya bölgesinden bahsediyoruz.
Unutulmamalı ki dünyanın her yerinde devletlerinin benzer savaş kararlarını,askeri operasyonlarını eleştiren,haklı ya da haksız “Savaşa Hayır” pozisyonu alan insanlar,gruplar olmuştur.Yalnız, “Savaşa hayır” demek her zaman ahlaklı pozisyonu da temsil etmez. Örneğin ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmemesi için “Savaşa Hayır” pankartlarıyla gösteriler düzenleyen Amerikalı pasifistler,katkıları olan o zaman kaybında ölen, yakılan insanların akıbetlerinden de sorumlu olmuştu. Benzetmek ve kıyaslamak mümkün olmasa da  ABD, İngiltere,11 Eylül terör saldırısını gerekçe göstererek, Afganistan’ı, Irak’ı işgal ederken, New York’ta, Londra’da yüzbinlerce insan savaşa karşı gösteri düzenliyor, gazeteler yazılar yazıyor, entelektüeller bildiriler imzalıyordu. İsrail Gazze’ye Lübnan’a operasyonlar düzenlerken de İsrailli, savaş karşıtları Tel Aviv’de eylemler düzenleyebiliyordu.Kısaca;Bugün de samimi ya da değil, hoşumuza gidiyor ya da gitmiyor demeden medeni ve demokratik sınırlar içinde (tweet atarak, bildiri yayınlayarak, yazı yazarak ya da toplantılar düzenleyerek) bu operasyona karşı çıkan, sonucu değiştirmeyecek bu eleştirileri dillendiren insanların gözaltına alınması Türkiye’nin demokratik standartlarını düşürmekten başka bir işe yaramaz.Örneğin,Türk Tabibler Birliği’ne “PKK’ya karşı Zeytin Dalı operasyonu halk sağlığı sorunu da, IŞİD’e karşı Fırat Kalkanı operasyonu değil miydi? O savaşa karşı niye ses çıkarmadınız” gibi zor ve haklı sorular sorup tartışmak, hayatı savunması gereken bir birliği, ideolojik bagajının eseri bu çifte standartla yüzleştirmek,buradan bir tartışma yürütmek mümkündü.Ama TTB yöneticileri veya başka akademisyenler,açıklamaları yüzünden gözaltına alınıp,üniversiteden, hiçbir sosyal hakları tanınmayarak, başka bir yerde çalışmaları engellenerek ve  pasaportları ellerinden alınarak atılınca, bir de üstüne haklarında ceza davası açılınca artık tartışmanın zemini ayağımızın altından kaymış oluyor..   
Hiçbir ülke ‘terörist’ olarak adlandırdığı bir oluşumun kendi sınırlarında kalıcı olarak yapılanmasını kabul edemez.ABD bu gerçeği görmezden gelerek Türkiye’yi sınadı ve muhtemelen onların da öngördüğü bir operasyon başladı.Ancak Afrin PYD ile olan sınırın sadece yüzde yirmisi. Ayrıca Irak sınırı güvenceye alınamadığı sürece Suriye sınırının denetimi kendi başına yeterli değil.Nitekim PYD cenahı da geri çekilerek çatışmayı olabildiğince geciktirmeyi, zamanı uzatmayı ve savaşı coğrafi olarak yaymayı hedefler gözüküyor.
Bu operasyonun amacı ve özellikleri nasıl tarif edilebilir?..1-Her şeyden önce bu bir savaş değil.Savaş olması için iki egemen ülkenin birbirine girmesi lâzım.Savaş olduğunu söylemek,Türkiye Cumhuriyeti ile bir terör örgütü olan PKK/PYD’yi eşit meşruiyete sahip görmek anlamına gelir. Burada söz konusu olan,Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını kullanması ve kendisine saldıran terör örgütünü sınırlarının ötesindeki yuvalarında etkisiz hale getirmeye çalışmasıdır.Uluslararası hukuk ve BM kararları buna izin veriyor.2-Bu,Türkiye’nin toprak işgal veya ilhak etme atağı da değil. Nitekim Türkiye defalarca Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstereceğini açıkladı.Bu taahhüdüne sadık kalacağının en iyi göstergesi,Fırat Kalkanı harekâtından sonra bölgenin aldığı şekildir.Bu sayede o toprakların yerli halkının bir kısmı  ülkesine geri dönebildi ve hayatını tekrar kurmaya başladı.3-Gelelim, operasyonun Türkiye’deki yansımalarına.Bazıları hemen barış naraları atmaya başladı.Şüphe yok ki savaşlar ve geniş çaplı çatışmalar üzücüdür.Can ve mal kaybına, hayatların yıkılmasına sebep olur. Ama şiddete gerçekten karşı bir barışsever olabilmek için tutarlı olmak gerekir. Bu kimselerin çoğunun şiddete konusundaki sicili hiç temiz değil. Savaşa ve şiddete hakikaten karşı ve hakikaten barıştan yana olup olmadıklarını anlamak için, başka şiddet kullanımları konusundaki tepkilerine bakmak lâzım.  
Kısaca PKK, kendi politik tabanı ile arasına soğukluk girmesine yol açacak en büyük hatâyı 2015’te yaptı. Barış masasını devirerek Cizre, Silopi, Nusaybin, Sur ve Şırnak’ta hendek savaşları başlattı.Bu hamle, örgüte aidiyet hisseden kitlenin evinden yurdundan olmasına, örgütün sosyal taban açısından güçlü olduğu stratejik yerleşim yerlerinin yıkılmasına neden oldu.PKK bu yüzden Afrin savaşında bir türlü moral üstünlük kuramaz..Çünkü,tutumu Kürt sokağında kitlesel karşılık bulamıyor. Hendek siyasetinde canı yanan halk, aynı hatâlar yüzünden bu kez de Afrinlilerin canının yandığı ve yanacağı kanısında.Sonuç itibariyle biz bu coğrafyanın insanlarıyız. Sınırın bu tarafındakiler de, öte tarafındakiler de bu bölgede yaşamaya mahkûmuz.

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri