e-sgk istanbul escort bayan hizlipro Ataköy Escort şirinevler escort

CHP ve İçindeki İdeolojik Tartışmalar..


Bu makale 2018-02-12 18:46:29 eklenmiş ve 728 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

CHP içindeki ideolojik tartışmaların uzun bir tarihi var.1965’te İsmet İnönü’nün, Abdi İpekçi’ye verdiği röportajda CHP’nin ‘ortanın solu’nda olduğunu söylemesiyle başlamış bir tartışma bu.Bu adla bir kitap yazan Bülent Ecevit de İnönü’ye karşı genel başkanlığı, partinin “gardırop devrimciliği yapan statükocu bir parti” olduğunu söyleyerek kazandı ve CHP, Ecevit’le dönemin yükselen sol dalgasını yakalamaya çalıştı.12 Eylül’den sonra Erdal İnönü’nün SHP’si ise Avrupa sosyal demokrat partilerine benzeyen, DEP’le ittifak yapabilecek kadar devletin partisi çizgisinden uzaklaşmış bir partiydi.90’ların laiklik tartışmalarına rağmen,CHP’nin başına,Bosna Savaşı’nda Saraybosna’ya desteğe giden,Cuma namazlarını kaçırmayan,benzer bir değişimi savunan Yeni Sol çizgisindeki Baykal gelmişti.Ama bütün bu kitabı tartışmalar,çizgi değişiklikleri sonucunda 2010 yılına geldiğimizde karşımızda 28 Şubat’ı savunmuş, her kritik dönemeçte askeri vesayetten yana tavır almış,başörtüsü yasağından taviz vermemiş, çözüm sürecine ve her türlü demokratikleşme adımına karşı çıkmış ulusalcı, sert laik, Kemalist bir CHP’den fazlası yoktu.
2010’da Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geldiği Türkiye ise bu yasakların ve tabuların tartışıldığı,askeri vesayetin zayıfladığı,liberal değerlerin yükseldiği,çözüm sürecinin başladığı ve bu değişim dalgasıyla AK Parti’nin sürekli iktidar olduğu bir Türkiye’ydi.CHP,bu yeni döneme göre önce katı laiklik politikalarını gevşetti,başörtüsü yasağının önce üniversitelerde daha sonra kamuda serbest kalmasına ses çıkarmadı. Çözüm Süreci’ne karşı duruşunu yumuşattı,Kürt sorunuyla yeniden ilgilenmeye başladı,bazı sembol isimleri parti saflarına kattı.Batıyla ilişkilerini düzeltti, dünyayla arasındaki ulusalcı perdeyi indirdi.Gezi olaylarından sonra ise sokağa,sol,goşist hareketlere yaklaştı,buralardan isimleri Meclis’e taşıdı. Sonuç itibarıyla Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında geçen sekiz yıl sonra artık bambaşka bir CHP var karşımızda.Ama bugün artık Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu yıllardaki Türkiye yok. O yıllarda yükselen liberal ve demokratik değerler inişe geçti,laiklik,milliyetçilik,Kemalizm yeniden yükselişe geçti,eski siyaset kavramları geri döndü, pozisyonlar değişti.Tabi bu kırılmalar CHP içinde de tartışmalara dönüştü.Dışardan ve çıplak gözle bakıldığında CHP’de eski klasik,ulusalcı,laik,Kemalist CHP çizgisine yakın bir kanat ve karşısında da daha sol,sosyalist hatta sol-liberal eğilimli daha az milliyetçi ve daha az ulusalcı başka bir kanat görünüyor.CHP’nin yeni İstanbul İl Başkanı’nın meşhur tweetiyle,bu tartışma “Mustafa Kemal’in askerleri”yle “Mustafa Kemal’in yoldaşları” arasında.İkisi arasında ne kadar fark olduğu belirsiz ama CHP,kurucu ideolojisinin revize edilmesi çevresinde  bir tartışma yürütüyor.Örneğin genel başkanlık seçiminde parti tabanını etkileyen bir konuşma yapan, her ne kadar merkeze yakın bir isim olsa da ulusalcı hassasiyetleri de temsil eden Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’nu  HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasına destek verdiği için de eleştirdi.Ama eski CHP çizgisini savunan,genel merkezi laiklik,Kürt meselesi,ulusalcılık başlıklarında klasik CHP çizgisinden sapmakla suçlayan eski İstanbul Barosu başkanı Ümit Kocasakal ve eski YARSAV başkanı Eminağaoğlu,kendilerini genel başkanlığa aday gösterecek kadar bile delege imzasını bulamadılar.
CHP kurultayı geride kalırken, bütün CHP'lilerin kafasında aynı soru vardı: "İyi de biz bu kurultayı neden yaptık?".. Demokrasi ve adalet üretecek diye "cesaret"le çıkılan kurultay,sadece bir günde o kavramların içinin boşaltıldığı,adaletsizliğin dibe vurduğu,siyasi iradenin ayaklar altına alındığı bir platforma dönüştü.Genel Başkan adayı Muharrem İnce, mükerrer imza olayından sonra kürsüye çıkıp öfkeyle "adalet" vaat eden Kılıçdaroğlu'na "böyle mi adalet getireceksiniz" diye boşuna seslenmedi: "Ben adalet istiyorum... Bunlar Ali Cengiz oyunları. Ben kimsenin lütfunu istemiyorum. Örgütümün imzasını istiyorum."..Adalet tezi çökmüştü ama çöken sadece adalet değildi.Partide çok daha vahim bir çöküşün önü açılmıştı.Bunu da kurultayın ikinci günü yapılan Parti Meclisi seçiminde gördük.İlk adımı da yine Kılıçdaroğlu attı.Önce o çok övündüğü parti içi demokrasiyi kendi elleriyle rafa kaldıran "Çarşaf liste"yi hükümsüz kılan 52 kişilik bir anahtar liste sundu.Bu,blok liste yapmaktı ve "Benim listem bu, oylarınızı buna göre verin" demekti.Öyle de oldu. Ama bu dayatmaya rağmen bile listesi delindi ve delege 7 kişiyi çizdi. O 7 kişi arasında ise Sezgin Tanrıkulu ve Mehmet Bekaroğlu gibi Kılıçdaroğlu siyasetinin simgesel isimlerinin olması bir yeni işaretti.O işaret,Parti Meclisi yarışına çok sayıda farklı siyasi gruplaşma olarak yansıdı.Bu çok daha vahim bir çöküşün işaretiydi.CHP'de sadece genel başkanlık için yarışan Kılıçdaroğlu-Muharrem İnce ekipleri yoktu. Arka planda onlarla da kavgalı, farklı hesapları olan çok sayıda grup PM için yarıştı. Kimler yok ki...İnce'ye yakın dursa da Baykalcılar ekibi, Murat Karayalçın-Fikri Sağlar ekibi, Engin Altay-Erdal Aksünger-Cemal Canpolat ve Battal İlgezdi ekibi, Erdoğan Toprak-Tekin Bingöl ekibi, Oğuz Kaan Salıcı-Canan Kaftancıoğlu ekibi, İstanbul'daki belediye başkanlarından oluşan Şükrü Genç-Altınok Öz ve Aykurt Nuhoğlu ekibi...Böyle birkaç ekip daha sayılabilir.

Bu kurultayla CHP çok parçalı yeni bir iç kaosa doğru sürükleniyor. Siyasi ayrışmadan çok, güç ve etkinlik savaşı üzerine kurulu bir yapılanma bu. Hiçbiri de Türkiye'nin geleceğine veya bölgesel pozisyonuna ilişkin bir fikir ortaya koymuş değil. Hiçbirinin gündeminde de Türkiye'nin sıcak sorunları yok. Dahası bir kısmı rahatsız olsa da CHP'nin, PKK-PYD veya HDP ile ya da FETÖ ile üstü kapalı ilişkisini sorgulamıyor,onların ABD ile ilişkisi karşısında sessiz kalmayı yeğliyor.CHP'nin bu manzarası yine bir CHP'li tarafından, "Soğuk savaş dönemi Yugoslavya'sına" benzetiliyor ama ülkeye ve doğal olarak o ülkenin ana muhalefet partisi CHP'ye nasıl bir bedel ödeteceği üzerinde durulmuyor. Bu nedenle önümüzdeki süreç hem CHP hem de Türkiye için zor olacak. CHP, 2019'a giderken bırakın yüzde 48.6'yı blok olarak tutma becerisini, elindeki yüzde 25'i bile bir arada tutmakta zorlanacak. Bu da ya CHP'yi yeni bir iç hesaplaşmaya götürecek ya da hiç hesapta olmayan bir sertleşmeye...İkinci olasılık çok daha yüksek görünüyor. Çünkü Kılıçdaroğlu'nun, sokaktan medet uman Selin Sayek Böke, "Bugün Suriye'ye savaş açsak, banko Esad'ı tutarım" diyen Sera Kadıgil gibi irrite edici bir dil kullanan isimleri Parti Meclisi'ne alması, Canan Kaftancıoğlu'nu da İstanbul İl Başkanlığı'na getirmesi hiç hayra alamet değil.Böke ve yukarıdaki tweet'i atan Kadıgil, ne yazık ki delegeden de en çok oyu alarak seçildiler. Bu da CHP'nin ne hallere düştüğünün resmidir... Kurultayda 1081 delegenin imzasını alan Kılıçdaroğlu sadece 740 oy alırken, 165 delegenin imzasını alan Muharrem İnce'nin 447 oy alması,parti içi muhalefetin doğal olarak korku ile sindirildiğine yorumlandı.
Gelinen noktada CHP ;  Askerlerimiz Afrin’de şehit olurken Öztürk Yılmaz’ın, kalkıp TSK’nın “teröristlerle” beraber ortak harekât yaptığını iddia ederek,ÖSO’ya karşı ABD’nin bile yapmadığı ithamları yapması..İstanbul İl Başkanı'nın  ,devlete "seri katil" diyerek,CHP'nin HDP ile aynı yola girmesini açıktan onaylaması.."İnandığınız Allah'ınız sizin belanızı versin" diyebilecek kadar,ağzı bozuk ve toplumdan tiksinen bir tip olması...Sera Kadıgil,in "Hayatta hiçbir şeyden tiksinmemiş şehitler ölmez vatan bölünmez lafından tiksindiği kadar."..."O ezanlar ki şehadetleri dinin temeli ama benim yurdumun üstünde inlemesin artık ne olur." diyebilmesi.."Türkiye Suriye'ye savaş açsa banko Esad'ın tarafında."olan,Eren Erdem ve "İran'la savaşa girsek İran'ın yanında yer alırım" diyen...Selin Sayek Böke gibi miğferi Batı olanlarla ,YPG'yi terör örgütü olarak görmediklerini ifade edenlerle dolu.. Kim seçti bunları? Kemal Bey’in delegeleri. Bu isimleri seçecek delege yapısı nasıl oluştu? Ataşehir gibi belediyelerin de yardımıyla Kemal Bey devri iktidarında.Peki bunları halk seçer miydi?.... Bu parti yapısıyla, bu kafayla 2019'da CHP'nin şansı var mı?...Sonuç olarak; “Kemal Kılıçdaroğlu mu CHP’yi bu hale getirdi, yoksa CHP’liler mi Kılıçdaroğlu’nu bu siyasete zorluyor?..CHP’lilik artık bu mu?”sorusu da sorulmaya değer..Hatırlanacağı gibi, Kemal Kılıçdaroğlu 20 Ocak’ta Almanya’da CHP’lilere seslendiği konuşmada, Afrin’de mücadele veren askerlere “Allah onların yardımcısı olsun” dediği için ıslık ve yuhalama sesleriyle karşılanmıştı.
Delegeler; dışarıya farklı konuşsalar da, kendi kendileriyle konuştuklarında bugün seçim olsa partinin oy oranının yine aynı olacağını söylemektedirler. Gördüğünüz gibi CHP, seçmeniyle, parti üyesiyle, delegesiyle inandığına oy ver(e)meyenlerden oluşmuş bir siyasi parti hüviyetinde artık. Muharrem İnce kurultay sonrası pek çok telefon aldığını, “Böyle olacağını bilseydik oyumuzu size verirdik” diyenler olduğunu söyledi.Sonuçta ; CHP'de tahmin edildiği üzere bir genel başkan değişikliği yaşanmadı.Kemal Kılıçdaroğlu,sekiz yılda bina ettiği delege yapısıyla dokuz seçim kaybetmesine rağmen koltuğunu muhafaza etmeyi başardı.İyi tamam da şimdi herkes "CHP bu Parti Meclisi'yle, bu yönetimle 2019'da halkın karşısına nasıl çıkacak" bunu merak ediyor.
 
 
 
 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri