e-sgk istanbul escort bayan hizlipro Ataköy Escort şirinevler escort

PYD/PKK'nın Esed rejimi ile bitmeyen çıkar ilişkisi ve HDP,nin Kongresi...


Bu makale 2018-02-23 20:03:30 eklenmiş ve 787 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Esed rejimi;PYD/PKK'nın Suriye Kürtleri arasında örgütlenmesini kolaylaştırdı ve PKK'nın Suriye'deki varlığı 1979'da Abdullah Öcalan'ın Suriye'ye kaçmasıyla başladı. Bu tarihten sonra birçok konferans ve kongreyi Suriye'deki kamplarda gerçekleştiren Öcalan, PKK'yı yaklaşık 19 yıl boyunca Suriye'den yönetti.Dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed,PKK'nın Irak'ın kuzeyine yerleşmesi ve İran'ın terör örgütünü desteklemesi süreçlerine aracılık yaptı. Şam yönetiminin PKK'ya katılan Kürtleri askerlikten muaf tutması ve 1990'larda ise PKK içindeki Suriyelilerin, örgütte en büyük grup haline gelmesi,bu desteğin boyutunu göstermektedir.
Adana Mutabakatı'nın ekim 1998'de imzalanmasıyla Öcalan Suriye'den sınır dışı edildi ancak Hafız Esed'ın 10 Haziran 2000'de hayatını kaybetmesi sonrasında yerine oğlu Beşar Esed'in geçmesiyle PKK-Suriye ilişkisi yeniden Türkiye aleyhine işlevsel hale gelerek,bir yandan PKK/KCK'yı ülkesi içerisinde güçlendirip beslerken bir yandan da örgütle anlaşarak Kürtlere karşı baskıcı ve ayrımcı bir politika izledi ve sınır bölgesinde yaşayan Kürtlere nüfus kağıdı düzenlemekten kaçındı.Suriye'de başlayan iç savaşın ilk aşamalarında,Gelecek Hareketi lideri Mişel Temo gibi isimler ön plana çıkarak rejim karşıtı ayaklanmanın parçası olmaya başladı.Mişel Temo'nun ölümünün ardından Esed aleyhtarı Kürt grupların tasfiye süreci hızlanarak dengeler değişmeye başladı ve PYD/PKK, iç savaşın ilk aylarından itibaren muhalif grupları temsil etme iddiasıyla kurulan Suriye Ulusal Konseyi’ne (SUK) mesafeyle yaklaştı,bunun karşılığı olarakta;Esed rejiminin PYD/PKK'nın Suriye Kürtleri arasında örgütlenmesini kolaylaştıran ortam başladı.Bunun üzerine; Suriye'de rejim değişikliğini savunan Kürt siyasi parti ve grupların ayrı bir örgütlenmeye gitme ihtiyacı oluştu ve 26-27 Ekim 2011'de Erbil’de toplanan muhalif Kürt hareketleri, Kürt Ulusal Konseyini (KUK) oluşturdu. Ancak PYD/PKK, KUK üyelerini tutuklayarak muhalif gruplar ile hareket etme yönünde karar alan Kürt hareketlerini sindirmeyi başardı.Bizzat PYD/PKK yöneticisi Salih Müslim'in de ifade ettiği gibi, rejimle örgüt arasında "örtülü" bir anlaşma olduğu görüntüsü oluştu.Ayrıca, 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşının yol açtığı kaos ve otorite boşluğunda Esed rejiminin desteği, PKK/KCK terör örgütünün ülkenin kuzeyinde "PYD" adı altında hızla örgütlenmesine, silahlı militan sayısını artırmasına ve idari yapılar teşkil etmeye başlamasına zemin hazırladı. Merkezi Kamışlı olan PYD/PKK, 2011 yılı boyunca Afrin, Ayn el-Arap ve Haseke bölgelerinde etkili bir şekilde örgütlenerek,olayların başlangıcında hapishanede bulunan yaklaşık 700 PYD/PKK mensubu salıverildi.Konuya ilişkin araştırmalara göre, rejim ve PYD/PKK işbirliği bağlamında yaklaşık 900 kadar PKK'lı, Suriye'nin kuzeyine gelerek YPG'nin ana omurgasını oluşturduğu gibi,ABD'den silah ve hava desteği almaya başlayıp,bu günlere gelindi..
HDP’ninde yaklaşık altı yedi yıllık kısa tarihini gözden geçireçek olursak ; Kuruluş döneminde HDP; Türkiye’nin kimini tarihten devraldığı bütün sorunlarına kapsamlı ve radikal bir değişim ve dönüşümü öngörüyor, böyle bir demokratikleşme amacının,bütün mağdur dinamiklerin ortak bir zeminde buluşması ve bu sürecin asli aktörleri olarak siyaset sahnesinde yer almalarının partisi olarak görülmesini kuruluş amaçının merkezine koyarak,Sosyalist ideoloji ve düşüncenin kimi politik parti ve çevrelerini,ülkenin mevcut etnisite,inanç,ve kültür çeşitliliğini temsil eden kişi ve grupları,demokratik siyaset zemininde ve böyle bir yasal şemsiye altında ciddi bir değişim ve dönüşüm mücadelesi verilebileceğine güvenmelerinin propogandasını yaparak,HDP  çatısı altında yer almalarını,kendilerine destek vererek,demokratik değişim ve dönüşümün partisi olaçağına inanmaları için,çalışmalar yaptılar..Bu bir araya geliş,önceki yıllarda yaşanan “Sol’un birliği... sosyalistlerle Kürt siyasetinin seçim ittifakı...ortak bağımsız adaylar girişimi...bin umut adayları” gibi politik buluşmaların üst düzeye sıçratılması ve sürekli kılınması gibi görüldü,hattâ zaman içinde HDP’de “bileşen olma” durumundan, bir zamanlar TİP’te olduğu gibi organik bir buluşmaya geçilebileceği umut edilerek,bu Türkiye projesi toplumda karşılığını buldu ve Kürt meselesinde özellikle Batı illerindeki yurttaşlarda eskiden görülen katı yaklaşımın değişmesinde bir dönem önemli rol oynadı.
İşler yolunda giderkeni,Suriye iç savaşı sihri bozdu; Partinin,Kürt sorununun barış ve müzakere yoluyla çözümünü hedefleyen “Barış ve Çözüm Süreci”yle paralel giden yükselişi, seçimlere giderken ve Suriye iç savaşının etkileri Türkiye’ye sert bir şekilde yansımaya başlayınca,giderek yavaşlamaya;sonrasında yaşanan olaylar ve izlenen politikalarla ise duraksama ve gerilemeye dönüştü.Gezi Olayları ve 17-25 Aralık 2013 FETO operasyonları sırasında HDP oldukça makul bir yerde durdu. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri sonrasında,özellikle de Suriye iç savaşında yer alan güçlere yaklaşım,HDP’nin Türkiye projesini,söylemini,üye ve taraftarlarını politik bakımdan zorlayan, dolayısıyla bütün konumunu sarsan ve çok zayıflatan bir gelişme oldu.
Bunda, PKK’nın bölgesel politika ve tercihleri,Irak ve Suriye’de yaşanan savaşlar,Türkiye’deki siyasal şartlar ve bizzat HDP’nin yapısal özelliği, bunun partiye taşıdığı politik zorunluluklar ve getirdiği sınırlar gibi birçok faktör rol oynayarak,HDP’nin merkez yönetimlerinin,eşbaşkanlarının, üyelerinin ve taraftarlarının, 2014 sonbaharından itibaren ve özellikle de 7 Haziran 2015 sonrasında yaşananlar karşısında nasıl bir açmaza düştüğünü ve bariz bir tıkanma yaşadığını her aşamada gördük.“Barış ve  Çözüm Süreci”nin çökmesinin,PKK ile sertleşen çatışmaların,özyönetim ilanları ve hendek savaşlarının,Irak ve Suriye’de IŞİD’e (DEAŞ/DAEŞ) karşı sürdürülen savaşın ülkeye yansımalarının,Suriye iç savaşında PKK/PYD/YPG’nin ABD destekli varlığı ve politikalarının Türkiye ile karşı karşıya gelmesinin iç politik iklime getirdiği sertleşmelerin ve bütün bu hususlarda HDP tarafından ortaya konan politik tercihlerin en azından tartışmalı niteliği,kimi zaman düpedüz yanlışlığı ya da yetersizliği, bu bağlamda zikredilmeli.Parlamentonun üçüncü büyük gücünün nasıl adım adım etkisiz bir siyasal özne haline geldiğine üzülerek tanık olduk.
Artık HDP’de çok şey değişmişti ve Toplumun bütün mağdur dinamiklerini, farklı kimliklerden,inançlardan ve kültürlerden duyarlı yurttaşlar ve aydınları bağrında toplayan,demokratik siyaset zemininde Türkiye’nin radikal demokratik değişim ve dönüşümünün partisi olma iddiası maalesef hayata geçemedi.Halen bünyesinde söz konusu kesimlerden belli oranlarda üye ve taraftar,bağımsız bireyler ve bazı aydınlar olsa bile,parti ağırlıklı olarak Kürt varlığı ve tercihlerinin belirleyici olduğu bir zemine oturdu.Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmalarında parti bazen barajın biraz altında, bazen biraz üstünde görünüyor.Buradan hareketle,  HDP’nin şu sıralar esas olarak Kürt kimliği etrafında bir siyasal duyarlılık sergileyen seçmen kitlesine gelip dayandığı söylenebilir.Hattâ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile arasında önemli bir fark kalmadığı da ileri sürülerek,Özetle, HDP’nin 2012’de çok sayıda grup, çevre ve bireyle başlayan eski hikâyesi ve projesinin sonuna geldiği.Çünkü,HDP'nin kongresinde yapılan konuşmaların içeriği bunu doğruluyor...Kısaca açıklayaçak olursam; HDP Eş Genel Başkanlık görevini kongrede devredecek olan Serpil Kemalbay, tutuklulukları devam eden eski eş başkanları,Figen Yüksekdağ,la Demirtaş,ın gönderdikleri mesajların içeriği ile yeni seçilen eş başkanları,Pervin Buldan ve Sezai Temelli,nin yaptıkları açıklamaların içeriği bunu doğruluyor..Aralarındaki tek fark; Pervin Buldan,ın '' Yaşasın Türk ve Kürt halkının kardeşliği ile Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını,Mahir Çayanları,İbrahim Kaypakkayaları,Behice Boranları, Mazlum Doğanları, saygıyla, minnetle,şükranla anıyorum...Türkiye biran önce diyalog, müzakere ve çözüm sürecine yeniden dönmelidir...'' açıklamasıdır..
Sonuç olarak ; ''Zindanlarda rehin olan binlerce yoldaşımızı selamlıyorum...İçeride yükseltilen direniş bu salonda karşılığını buluyor.. 7 Haziran’da o kadar büyük bir adım attık ki, egemenler kendi siyasi yok oluşlarını gördüler...Bizlere halklarımıza HDP’ye eş genel başkanlarımız başta olmak üzere belediye eş başkanlarımıza bütün seçilmişlerimize yönelik topyekûn bir saldırı başlattılar...Onlar içeride, bizler dışarıda mücadelemizi sürdürdük... Zindanların mücadelesi bizlere güç veriyor, onur veriyor...Yaklaşık 100 yıldır süren inkarcı,sömürücü, tekçi politikalar devam mı edecek?...Onlar faşizmle,OHAL ile,KHK’larla halklarımızı sindirmeye çalışarak kendi tek adam rejimlerini bize dayatıyorlar...Fakat biz hayır demeye devam ediyoruz...Özgürlük mücadelemizi inatla, kararlılıkla sürdürüyoruz... 2018 Tek adam mı halklar mı kazanacak sorusunun cevabını aradığımız yıl olacak...O yüzden bizler de direniş yolunu seçtik...Sur’da,Cizre’de, Nusaybin’de direnişlerde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz...Direnişe faşizmin cevabı tutuklama olacaksa, bin tane daha yeni hapishane yapsalar,bizi dolduracak yer bulamamalılar.HDP böylesi bir kararlı ve cesur duruşu, geç kalınmış öncülüğü derhal üstlenmelidir...Bizler İmralı’dan F tiplerine devam eden tecride, yaşamın ve siyasetin tek tipleştirilmesine ve tırmandırılan savaşa rağmen kazanmanın mümkün olduğunu biliyoruz... '' açıklamaları,yeni bir hikâye yazması için yeterli zeminin bulunmasına karşı olduklarını göstermiyormu..?
Kaynak; Nergis Demirkaya - Serkan Alan  
gazeteduvar.com.tr

 

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri