e-sgk hizlipro Ataköy Escort şirinevler escort tiro escort bayan güvenli bahis güvenilir bahis araba oyunları hd filmler izle bodrum escort bodrum escort bayan

Avrupa’nın ikiyüzlülüğü.....


Bu makale 2018-04-01 22:42:58 eklenmiş ve 1144 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Türkiye şu sıralarda ülke içinde ve dışında PKK ile amansız bir mücadele yürütüyor. Güvenlik güçleri on yıllarca benimsenen ve uygulanan pasif bekleyiş-savunmada kalma politikasını terk etti ve aktif bir tutum içinde PKK’nın üstüne gidilerek,PKK mensuplarını bulup etkisiz hâle getirme amacıyla operasyonlar yapıldığı gibi,Suriye ve Irak’ta da hava ve kara harekâtları fasılasız sürdürülüyor.Memleketimizde ve diğer ülkelerde –özellikle AB’de - bazı çevreler bunu Türkiye’nin Kürt halkına karşı savaş açması olarak görmeyi ve sunmayı seviyor.Bunlara bakılırsa mevcut iktidar –özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan- bir Kürt düşmanı ve Kürtlerin tüm haklarını gasp etmek hattâ Kürt halkını yok etmek istiyor.Bu çerçevede, Afrin’de atılan adım da Kürt halkına yönelik bir işgal ve katliam harekâtı.
İnsan aklındaki unutkanlık,en kuvvetli gerçeklerin bile görmezden gelinmesine,gizlenmesine yol açabildiğini sanırım biliyoruz..AK Parti’nin Kürt sorununa yönelik politikalarının tarihi de böyle bir muameleye tâbi tutularak; Sanki AK Parti iktidara geldiği ilk günden itibaren Kürt sorununda bugünkü politikaları uygulamış,her şey yolunda giderken ve ülkeye barış havası hâkimken ortalığı karıştırmış gibi yorumlar yapılıyor.Oysa tarihî kayıtlar ve belgeler gösteriyor ki gerçek çok farklı.Türkiye 1920’lerden 2000'lere kadar -on yıllar boyunca- Kürt meselesinde çözüme yönelik ciddî bir adım at(a)madı. Özellikle PKK’nın sahneye çıkartılmasından sonra insiyatif hep askerlerde kaldı ve Siyasiler onların peşinden sürüklenerek, Kuruluşa egemen ayrımcı zihniyetin ürünü olan ret ve inkâr politikaları inatla sürdürülmeye devam edildi..AK Parti ise bu politikaları değiştirerek, sona erdirdi.Kürtlerin hak ve özgürlüklerini tanımaya yönelik büyük reformlar yaptı. Bununla de yetinmeyip,herşeyi göze alan bir cesaretle,Kürt problemini barışçıl yollarla tam olarak çözmeye çalıştı.
Oslo müzakereleri bu istikamette çok ciddî bir adımdı.Hükümet her yerde haklı olarak terör örgütü olan tanınan bir yapılanma ile perde arkasında,gizli görüşmeler yapılmasını kabul etti ve bunu istihbarat bürokratları eliyle gerçekleştirdi.Daha önce hiçbir hükümet buna cesaret edemediği gibi,bunu düşünememişti.Ne yazıkki;Maalesef Oslo süreci FETÖ tarafından Milliyet gazetesi kullanılarak sabote edilerek,bu görüşmeleri Erdoğan’ı tasfiye etmek için kullanmak istedi ve 7 Şubat 2012’de hepimizin bildiği teşebbüse girişti.Sonra çözüm süreci geldi. Erdoğan ve arkadaşları yine “baldıran zehiri içmeyi” göze alarak problemi çözmek istedi.Her yerde barış havaları esti.Diyarbakır başta olmak üzere bölgeye sükûnet ve ekonomik canlanma geldi. Ama bir taraftan FETÖ bundan da rahatsız oldu; Diğer taraftan PKK bunu kalıcı çözüme giden bir yol olarak görmek yerine daha şiddetli bir çatışmaya hazırlık için mola olarak kullandı.Siyasî kolu HDP akla, mantığa ve hayatın akışına aykırı şekilde Erdoğan’a savaş açarken PKK bölgeye silâh yığdı.Suriye iç savaşı ve uluslararası güçler –yani AB, Rusya ve ABD- ile kurduğu ilişkiler PKK’yı başka bir oyun içine girmeye itti. Çözüm süreci de böylece çöktü.
Bu arada PKK Suriye iç savaşının açtığı alanda yeni adımlar atma arayışına girdi. ABD’den açık AB’den kısmen açık, kısmen örtülü destek aldı. Bunları gören Türkiye politika değiştirdi ve daha önce emsali görülmemiş bir azimle her nerede ve her ne pahasına olursa olsun PKK’nın üstüne gitmeye karar verdi.AB ülkeleri Türkiye’yi bir türlü anlamadı, anlamak istemedi ve PKK’nın Avrupa’da cirit atmasına izin verdi. Bir taraftan PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul ettiğini beyan etti, ama diğer taraftan ona ciddî destekler sağladı.AB’nin çirkin yüzü ve ikiyüzlülüğü geçtiğimiz aylarda İspanya’da yaşanan Katalonya krizi ile iyice açığa çıktı.Katalanların Referandum yaparak,karar verme isteğine,İspanya büyük bir öfkeyle cevap verdi ve Katalan Meclisi dağıtılılıp,oy pusulalarına el kondu.Bağımsızlık lehine yayın yapan web siteleri kapatıldı.Bölgeye binlerce güvenlik görevlisi yığıldı.Bütün bu adımlarda İspanya Anayasa Mahkemesi İspanyol hükümetine kararlarıyla destek sağlamasına rağmen,Katalan halkı büyük bir çoğunlukla bağımsızlık istedi.Bunun üzerine suçlu ilân edilen Katalan liderler ülke dışına kaçmak zorunda kaldı.Liderler hakkında tutuklama kararı çıkartıldı. Belçika,da sorun yaşamıyan liderlerden,Carles Puigdemont geçtiğimiz günlerde Almanya,ya geçinçe,PKK’ya ve FETÖ’ye yataklık yapan Almanya,Katalan lideri göz altına alıp cezaevine gönderdi.Aynı Almanya Türkiye’nin binlerce dosya ile istediği -- bazıları cinayetlere, katliamlara bulaşmış -- PKK’lılar ve FETÖ,çüler hakkında en küçük bir işlem yapmadı. Büyük bir yüzsüzlükle oyalandı durdu.Hâlen de aynı yolun yolcusu.Bu yolculuğa,Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron,da katılarak; aralarında SDG (Suriye Demokratik Güçleri) temsilcisinin de bulunduğu, Suriyeli Kürtlerin heyetiyle Elysée Sarayı'nda görüştüğü belirtilerek,Fransa’nın Türkiye ile SDG arasında arabuluculuk yapmak istediği belirtildiği gibi,Reuters haber ajansına konuşan Kürt yetkililer ise Fransa’nın SDG’yi desteklemek için Münbiç’e asker göndermeyi vadettiğini,Le Figaro gazetesi ise,yine Kürt heyetine dayandırdığı haberinde, Fransa ve ABD’nin Münbiç’e asker gönderebileceğini belirtti.
Yapılan bu açıklamalara,Cumhurbaşkanı Erdoğan konunun; geçen hafta Macron ile yüzyüze yaptığı görüşmede de gündeme geldiğini kaydederek, "Baktım garip garip şeyler söylüyor.Garip garip şeyler söyleyince de frekansı da yüksek oldu ama söylemek zorunda kaldım ve Alenen teröre,terör örgütlerine ve teröristlere destektir,terör örgütlerini meşrulaştırma çabasıdır,Türkiye’ye saldıran terör örgütleriyle açıkça işbirliği ve dayanışmadır..Bizim silahlı kuvvetlerimizi asla kabullenemeyeceğimiz bir yere oturtmak kimsenin haddine değil..Terör örgütlerine destek olan, Türkiye’nin desteğini kaybeder...'' diye yanıtladığını vurguladı..Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, YPG ile Türkiye arasında arabuluculuk yapmayı teklif eden Fransa'ya "Sen kimsin, arabuluculuk yapacaksın. Bu cüreti nereden buluyorsun..Her şeyden önce bugün Dışişleri Bakanı'na da söyledim.Bir terör örgütünün en üst düzeyde karşılanması esasen Fransa'nın terör örgütleri konusunda çifte standart içinde olduğunun göstergesidir.Diğer taraftan sordum Fransa'ya terör saldırısında bulunan kişilerin temsilcilerini cumhurbaşkanımız Külliye'de ağırlasa ne düşünür? YPG Fransa'ya saldırmamış olabilir.Ama YPG-PKK Türkiye'de 40 bin kişinin ölümüne sebep olan bir terör örgütü.Fransa dürüst değil,yüzlerine söylüyoruz. Diğer taraftan Fransa'nın SDG veya adının ne olduğu önemli değil…? "
İspanya’da merkezî idarenin,Katalonya’da yaptıklarını Türkiye yapsa AB ülkeleri kıyameti koparırdı.Kendi üyeleri söz konusu olunca üç maymunu oynuyorlar,hattâ İspanya’ya destek veriyorlar. AB’nin ikiyüzlülüğü bir kere daha ortalığa döküldüğü gibi,Avrupa,da yaşayan Türkiyelilerin ibadet ve market gibi mekanlarına yapılan terör eylemleri sorumlularının rahatlıkla yeni planlar peşinde koştuklarına seyirçi kalmalarına şaşırmıyoruz..  
Kaynak : (HABER MERKEZİ/DHA) - (BBC Türkçe) - DUVAR - ANKARA/AA

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri