vibratör
vibratör
izmir sex shop
izmir sex shop
sex shop
saç bakım
jartiyer takımı
sex shop
işitme cihazı
e-sgk hizlipro Ataköy Escort şirinevler escort tiro escort bayan güvenli bahis güvenilir bahis araba oyunları hd filmler izle bodrum escort bodrum escort bayan

'' Aleviler Kemalizm ve sosyalizm içinde asimile oldular''


Bu makale 2018-12-03 22:46:38 eklenmiş ve 541 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Korkmaz

Basında bugüne kadar Alevilik üzerine çok sayıda dizi yazı yayınlandığı biliniyor.Buna rağmen nüfuslarını yaklaşık 20 milyon olarak belirten Alevilerin son yıllarda içinde yer aldıkları yoğun hareketliliğin tam olarak irdelendiği söylenemez.Bunun en önemli nedeni,bu hareketliliğin birçok alanda (dinsel, kültürel, siyasal, ekonomik vb.) birden seyretmesi ve muazzam bir değişikliği de beraberinde getirmesidir.Zira günümüz Türkiyesi'nde bütün çok parçalı yapısına, sorun ve çelişkilerine rağmen Sünni kökenli bir “İslami hareket”in varlığından söz edilebiliyorsa, aynı şekilde bütün sorun ve çelişkilerine, hatta açmazlarına rağmen bir “Alevi hareketi”nden de söz edilmesine rağmen,araştırmalarımız bizi;Aleviler arasında her geçen gün daha fazla netleşen iç tartışmaların artmasına, değişik toplumsal,siyasal kesimlerin Alevi kimliği ve olgusuna nasıl yaklaştıklarını,bu konuya ilgi duyanların bildiğini biliyoruz ve bundan dolayıda konumuzun derinliğine girmeyeçeğimi bilesiniz..
Alevilik – Bektaşilik, Horasan merkezli tasavvufla beslenen, Budizm, Şamanizm, Maniheizm gibi Ön Asya dinlerinden kalan "hulul“ anlayışı (Tanrı'nın insan bedenine girmesi) ve "tenasüh” (ruh göçü) gibi iki temel inancın yörüngesine oturmuş,uygarlıklar beşiği Anadolu'nun eski efsanelerinin üzerine inşa edilmiştir.Alevi gençliği sosyalist fikirlerle ciddi anlamda ilk kez 60’lı yılların sonlarında, büyük şehirlerde tanışmıştı.Deniz Gezmiş,Mahir Çayan,İbrahim Kaypakkaya,Ulaş Bardakçı, Hüseyin İnan gibi devrimci gençlik liderlerinin hangi mezhep kökenli olduğu merak edilmiyordu bile, ama her biri, özellikle Alevi gençliğin militanlaşmasının zirveye ulaştığı 70’li yıllarda birer "çağdaş Alevi kahramanı" olarak algılanır oldu. Nitekim 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte gözaltına alınan, işkence gören binlerce gencin önemli bir bölümü Alevi kökenliydi.1980’lerin ortalarından itibaren Kürt kökenli sosyalistlerin,PKK’nın etki alanına girip yollarını büyük bir hızla ayırmasıyla iyice zayıf düşen Türk solundan Alevi kökenliler de kopmaya başladı.Bunların bir kısmı sosyalizm kavgalarını esas olarak Alevi kuruluşları etrafında sürdürmeye karar verdi, önemli bir bölümü de sosyalizme veda edti..Önce Alevi tepkisi olarak ortaya çıkan hareketlerin kısa bir süre içinde DHKP-C, TKP/ML, TDKP, MLKP/K gibi grupların müdahalesiyle radikal sol bir renge bürünmesi ve 14-20 yaş arası gençlerin öfkeli militanlığı uzlaşmacı Alevi kuruluşlarının işinin epey zor olduğunu gösteriyordu.
1978’te Kahramanmaraş’ta yaşanan Alevi katliamı sırasında Bülent Ecevit başbakandı. 2 Temmuz 1993’te ise hükümet ortağı SHP, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’nün anında gelişmelerden haberdar edilmesine rağmen Sıvas katliamını engelleyemedi. Ardından Gazi Mahallesi’nde güvenlik güçlerinin ölümlere neden olduğu iddiaları gelince,Aleviler ciddi sorgulamalara yönelerek,hareketin kalbi Avrupa,da atmaya başladı.Köln, de başkanlığını Ali Rıza Gülçiçek,in yaptığı Alevi derneğinin önderliğiyle, izin alınarak ,Sivas katliamını lanetliyen mitingin çalışmalarında,(Almanya ve Türkiye insan hakları-TÜDAY- )dernek adına bende görev almıştım... Miting,in sonunda yapılan toplantıyla; Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonunun (AABF)kurulmasına,Genel Başkanı olarak ise, Ali Rıza Gülçiçek’in seçilmesine karar verdik.Yönetime girmem için önerilmeme rağmen;''Bu güne kadar yapılan müçadelemizin içerisinde,Alevilik sorunuda olmasına rağmen,bu konuda biz Sosyalistlerin özel bir çalışmasının olmadığı,bundan dolayıda bu mücadelede yıllarça çaba sarf etmiş Alevi önderlerinin görev almasını,bizlerin ise onların çalışmalarına destek vermemiz gerekir''tezimi ileri sürerek kabul etmedim..Nitekim bugün gelinen nokta,tahminlerimi doğru çıkartarak,kişisel çıkarların kurbanı olarak,amaçını yarı yolda sahipsiz bıraktı..
Bu konuda Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan; ''Biliyorsunuz,biz Kırmızı Koltuk’ta Türkiye gündemine getirinceye kadar Alevi diye kimse ortaya çıkmıyordu.Bizden sonra, “Alevilik nedir, safsatadır” diyenler,hatta ateizmi savunanlar birdenbire Alevi kesiliverdiler.Bu tavırları halk artık yutmuyor.Ne İslamı, ne Aleviliği bilmeden,bir belediye meclisi üyeliği kapmak için,nüfuz sahibi olmak için Alevilik adına bayrak açtılar..Tarihi haklar var,1400 yıldır bu işi götürenler var.Parti kurmak dernek kurmaya benzemez.Bence Aleviler siyasi partilere eşit uzaklıkta kalmak zorundadırlar.Alevilerin bir siyasi partiye koşulsuz bağlanmaları hiçbir yarar getirmemiştir. Eğer Alevi oylarının yer değiştirebileceği kanısı politikacılarda oluşmuş olsaydı Aleviler de bu kadar hırpalanmazdı, güçlerine saygı gösterilirdi...'' diye değerlendirme yaptı..Tartışmalarda Aleviler arasındaki kültürel,sınıfsal,çoğrafi,cinsel,siyasal, etnik vb.farklılıklar,ayrı ayrı,kimi zaman ise birlikte öne çıkıyor.Köylerde, kasabalarda,illerde ve metropollerde yaşayan Alevilerin her konuda aynı şeyleri hissettikleri söylenemez.Türk,Kürt ve Arap kökenli Alevilerin de Alevi hareketi içindeki konumları denk değil.En ciddi tartışmaların, sınıfsal farklılıkların da iyice netleştirdiği siyasi farklılıklardan kaynaklandığı söylenebilir.
Araştırmacı yazar Rıza Yıldırım’ın altı yüzden fazla köyde,dört yüzden fazla dede,ana,aşık,kamber ve taliplere yaptığı saha çalışmalarının ardından kitaplaştırdığı Geleneksel Alevilik-İnanç,İbadet,Kurumlar, Toplumsal Yapı, Kolektif Bellek İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Geleneksel aleviliğin zaman içerisinde yaşadığı dönüşümü kentlileşmenin etkilerini,Duvar gazetesi sorularla konuşturarak,Yıldırım,la yaptığı röportajın kısa özetini siz okurlarımla paylaşmaya çalışaçak olursam, Rıza Yıldırım;''Kısacası Aleviler Osmanlı düzeninde hukuk sisteminin tamamen dışına itilmişlerdi.Öyle ki,yüzlerce cildi günümüze kadar ulaşan ve bir tür Osmanlı mahkeme tutanakları diyebileceğimiz kadı sicillerinde taraflardan birisinin Alevi kimliği ile kaydedildiği bir tane davaya bile rastlamıyoruz.Modern öncesi devletlerin tebaalarına sundukları hizmet esas olarak koruma ve adalettir.Aleviler Osmanlı devletinden her ikisini de alamadıkları gibi aksine devletin bizzat kendisini en büyük tehdit olarak görüyorlardı.İşte bu şartlarda Alevi toplumu doğal olarak Sünni gövdeden yalıtıldı ve kendi içinde kapalı devre bir düzen kurdu.70’li yıllardaki göçleri vurgulayarak, “Alevi toplumu içinden çıkan ilk kentli-eğitimli grup, tarihin ilk ‘Alevi entelijansiyası’nı oluşturuyordu.Dolayısıyla modern kent Aleviliğinin şekillenmesinde öncü bir rol oynadılar. Geleneksel Alevi toplumunun tartışmasız liderleri olan dedeler ise bu dönemde toplum üzerindeki etkilerini yitirmeye başlamışlardı. Böylece, bir yandan geleneksel Alevilik bilgisi pratik hayattan çekiliyor,diğer yandan bu bilginin taşıyıcıları pasifleştirilerek toplumsal merkezin dışına sürükleniyordu.Dedeler bildiklerini artık kimseye anlatamıyorlardı. Zira hem bilginin tekrar tekrar üretildiği zemin, yani cemler, ortadan kalkmış hem de o eski bilgilerin talibi kalmamıştı. Bu açıdan bakıldığında, kentli-eğitimli ilk Alevi kuşağı ve onların hemen arkasından gelen solcu kuşak geleneksel Alevi belleği üzerine kalın bir örtü çekiyor ve böylece gelecek nesillerle o belleğin bağını koparıyordu. Bir başka deyişle, geleneksel Alevilik bilgisi kent Aleviliğinin taşıyıcı ruhu olmaktan çıkıyor, inanç, ritüel ve kurumlarıyla beraber toptan marjinalize edilerek,kente gelen Aleviler, geleneksel Aleviliği şekillendiren iki temel etkenin dışına çıkıyorlardı: kırsallık ve yalıtılmışlık. Oysa Aleviliğin bütün kurumları ve ritüelleri köy ortamında yalıtılmış olarak yaşayan bir toplum düzenine göre şekillenmişti. Dolayısıyla kentlerde bu kurumlar bir anda işlevlerini yitirdiler.
Ayrıca modern laik eğitim ve tanışılan yeni ideolojiler (Kemalizm ve Sosyalizm/Komünizm) de kente gelen ilk Alevileri inançlarından uzaklaştırıyordu. Zira Alevi inancı mistik bir karakter taşıyor ve diğer bütün inançlarda olduğu gibi birtakım dogmalar üzerine oturuyordu.İşte eğer hareket noktasını geleneksel Alevilik olarak alırsanız bu iki cereyan Alevilerin ilk asimilasyonudur. Geleneksel kimliklerini kente taşıyamayan Aleviler Kemalizm veya sosyalizm ideolojileri içinde asimile oldular.1980’lerden itibaren ise yeni bir asimilasyon dalgasının yükseldiğine şahit oluyoruz.Temelde Türkiye’nin sola kaymasının önünü almak için yapılan 12 Eylül darbesi,Kenan Evren liderliğinde beliren yeni devlet idaresi ideolojik omurga olarak Türk-İslam sentezini benimsemiş, dolayısıyla devleti Sünniliğe biraz daha yaklaştırmıştı. Bu yeni denklemde en büyük resmi düşman sol ve ‘dinsizlik’ olarak kabul edildi. Makbul vatandaş LaST (Laik-Sünni-Türk) onun tam zıddı da KKK (Kızılbaş-Kürt-Komünist) olarak kodlanmıştı. Türkiye nüfusunun nereden baksanız en az yüzde on beşini oluşturan Alevilerin toptan düşmanlaştırılması makul olmadığından,onların sol ve seküler (dinsiz olarak okunmalı) cereyanların tesirinden kurtarıp Müslümanlığa (Sünnilik olarak okunmalı) geri döndürülmesi gerekiyordu. Bu amaçla birçok Alevi köyüne cami yapıldı. Alevilerin halen temel rahatsızlıklarından birisi olan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından haksızlığına hükmedilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri de o dönemde zorunlu kılındı.
Kısaca Rıza Yıldırım; Aleviler,Kemalizm ve Sosyalizm içinde asimile oldular diyor...Sizçe yalanmı?..Bençe değil..

 

Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Gazete Gölbaşı - Gölbaşı Haber Ajansı
Basın ve Yayın Haber Siteleri
© Copyright 2013 Gazete Gölbaşı. Tüm hakları saklıdır. Bu site GAP Gazeteciler Birliği ve KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
Gölbaşı Siyaset
Gölbaşı'nda Siyaset
İsi Mutlu
AK Parti Mitingi
Belediye, Kaymakamlık, Valilik Bültenleri
Gölbaşı Spor
Muay Thai
Gölbaşıspor
Gölbaşı Eğitim
Çanakkale Zaferi
E-sgk
Gölbaşı Sağlık
Gölbaşı Asayiş
Milli Sporcu
Gölbaşı Vefat
Asayiş
Gölbaşı Devlet Hastanesi
Gölbaşı Asayiş Bültenleri

seks shop   sex shop   sex toys   erotik seks shop   gay sex shop   gay sex shop   strapon nedir   kızılay sex shop   vibratör   izmir sex shop   antalya sex shop   ankara sex shop   istanbul sex shop   istanbul sex shop   seks shop   sex shop   sex shop   sex shop   seks shop istanbul   sex shop   iç giyim   saç bakım   işitme cihazı   sinop otelleri   sinop otelleri   sinop otelleri   sinop otelleri   sinop otelleri   sinop otel fiyatları   sinop otel tavsiye   فرمتجر الجنس   فروشگاه جنسی   فروشگاه جنسی   هزاز   вибратор   секс-шоп   متجر الجنس اسطنبول