SAĞLIK
Giriş Tarihi : 10-07-2020 08:09   Güncelleme : 10-07-2020 08:09

COVID 19 PANDEMİSİNİN RUH SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Gölbaşı Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Derya Büyüköz, Covid-19 pandemisinin ruh sağlığına etkilerini kaleme aldı.

COVID 19 PANDEMİSİNİN RUH SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Dünya genelinde COVID-19 salgını (pandemi), her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve dünya genelinde kamu sağlığı yetkilileri tarafından kontrol altına alınmaya çalışılsa da, virüsün niteliğinden kaynaklanan hızlı yayılım ve ağır klinik seyir salgın ile mücadeleyi zorlamakta ve uzatmaktadır. Salgının sonuçları, süresi ve belirtilerine ilişkin belirsizlik durumu, yüksek bulaş ve ölüm oranları insanlarda tehdit algısı ve buna yönelik stres tepkisini başlatmakta ve süreğen kaygıya neden olmaktadır. Birçok insan koronavirüs salgınının yarattığı belirsizlik içinde; izole, yalnız, stresli ve endişeli olabilir, kitlesel kaygı (anksiyete) ve panik davranışı yayılabilir. Bu süreçte insanlar sadece hastalığın tehdidi ile değil, yakınlarının hastalık ya da kaybının yüküyle de başa çıkma yüküyle karşı karşıya kalmıştır.

Salgın birçok ek tıbbi ya da sosyal davranış değişikliğini de gündeme getirdiğinden kurallara uyma zorunluluğu, sürdürülebilir bir ruhsal uyum becerisini gerektirmektedir. Uyumda zorlanma, yönetilemeyen kaygı ve korku bağışıklık yanıtını kısa süre içinde zayıflatabilir. Bu nedenle yoğun ve süreğenleşen stres tepkisi başta bağışıklık olmak üzere genel vücut işlevlerini bozarak COVID-19 yanında grip, herpes, zona ve diğer virüs veya ek bakteri enfeksiyonlarıın tetiklenmesine ve viral enfeksiyonda önemli olan dayanıklılığın azalmasına yol açabilir. Ayrıca kişiyi yatkın olunan birçok psikosomatik hastalık ile baş etmek zorunda bırakabilir. Bu da her yönüyle daha yüksek bir yük ve bedel anlamına gelir.

Karantina pandemi sırasında kullanılan önleyici tıbbi girişimler içinde en etkili yöntemlerden biridir. Tanı almış ya da olası olguların izolasyonu sağlanarak hastalığın yayılması engellenir. Bu yönü ile izolasyondaki bireylerin bu davranışı sürdürmesi, karantina kurallarına uyması hayati önem arz eder. COVID-19 olduğundan kuşkulanılan kişiler ve virüs bulaşı doğrulanmış hastalar potansiyel ölümcül yeni bir virüsle enfeksiyonun sonuçlarından korkabilir, bu duruma çok çeşitli ruhsal tepkiler geliştirebilir. Kişinin kaygı ve korkuları, kendi sağlığı ve yaşamı ile ilgili olabileceği gibi yakınlarının sağlığı ve yaşamı, toplum içinde kendi ve ailesinin damgalanması ile ilgili de olabilir. Buna beden teması olanlar için 14 gün boyunca hatta virus bulaştığı saptanmış kişilerde daha uzun (test negatif oluncaya dek) karantina amaçlı bir ortamda her türlü bedensel temas içeren ilişkiden yalıtılmış olarak kapalı kalma da eklendiğinde bu kişilerin olası ruhsal durumu için öngörü kolaylaşır. Sevilen kişilerden ayrı kalmak, bağımsızlığını yitirmek, kontrolü yitiriyormuş gibi hissetmek, dışarıdan zorla dayatılan bir şeye uyum sağlamak yanında kendi ve çevresindekilerin hastalık durumuyla ilgili belirsizlik, can sıkıntısı, yalnızlık ve çaresiz hissetme dramatik etkiler yaratabilir. Salgınlara bağlı karantinalar sırasında öfke patlamaları, özkıyım düşünceleri ve girişimleri, karantinadan kaçma girişimleri ve bu nedenle ceza davaları görülebilir. Zorunlu karantina uygulamalarının olası yararlarını değerlendirirken ortaya çıkabilecek olumsuz ruhsal sonuçlarını da hesaba katmak gerekir.

COVİD-19 enfeksiyonunun ruh sağlığına etkileri üzerine doğrudan veriler henüz çok kısıtlıdır. İlk yayınlarda, enfeksiyonu ağır şekilde geçiren hastaların %69’unda psikomotor ajitasyon görüldüğü bildirilmiştir . Literatürde olgu bildirimi düzeyinde COVID pandemisi ile ilişkili deliryum, nörobilişsel bozukluk, psikotik bozukluk, intihar girişimi, panik bozukluk ve somatik belirti bozukluğu olguları bulunmaktadır . Önümüzdeki süreçte COVİD 19 pandemisinde gelişen psikiyatrik bozukluklarla ilgili yayınlar arttıkça pandeminin ruhsal sonuçları daha da belirginleşecektir. Diğer yandan salgın ortamındaki bulaş riski nedeniyle, bireyler ruhsal yardıma ihtiyaçları olmasına rağmen ruh sağlığı profesyonellerine başvurmayabilirler. Bu durum hem mevcut problemin yeterince tespit edilememesine, hem de ruhsal sorunların kalıcılaşması, daha ağır seyretmesi ve daha fazla yıkıcı etkilerinin olması ile sonuçlanabilir. Pandemilerin bu özel koşulları, koruyucu ruh sağlığı uygulamalarına katkı sağlayacak araştırmaları daha da önemli hale getirmektedir.

ALİ CEMAL ARSLAN / GÖLBAŞI